İnsanlar kazanacak

| Yazar: İbrahim Ateş |

Kapkaranlık bir gece 15 Temmuz.

Ve sonrasında aydınlanmayan günler.

Kim tarafından ne amaçla yapıldığı belli olmayan, dayanaktan yoksun bir ihbar.

Başına gelecekler çevredeki örneklerden anlaşılınca zoraki olarak yuvasını terk etmek durumunda kalan yirmi yıllık hayat arkadaşınız.

Üstünden fazla zaman geçmeden kapıya dayanan polisler; aradıklarını bulamayınca tekrar ve tekrar gelen öfkeli insanlar.

Eviniz altüst edilirken korkmuş gözlerle “Anne bu amcalar evimizde ne arıyorlar?” diye soran altı yaşındaki yavrunuz.

Aslında altüst edilen evimiz değil hayatımız ve biri otistik olan üç çocuğumla bu hayatı toparlamak için çırpınan ben.

15 Temmuz gecesi olan darbe miydi bilmiyorum ama ardı ardına yaşadıklarımızın darbe olduklarından eminim. Önce gelen polislerden huzursuz olan, çaresizliğimize aldırmadan tavırları ve bakışlarıyla eşimin gidişiyle zaten sıcaklığını kaybeden evimizi iyice yaşanmaz hale getiren komşular. Sonra bu yaşanmaz evin biriken kredi borçları. Sürekli bankadan gelen telefonlar ve sonrasında kapımıza bırakılan ihbarnameler…

Derken, tam 50 bin liralık icra mektubu. Bir darbe de eşimin eski çalışma arkadaşlarından. Durumu fırsat bilerek işyerindeki usulsüzlüğün faturasını eşime kesmişler. Hem de hiç ilgisi ve yetkisi olmayan bir konuyla ilgili bir usulsüzlüğün. Avukat ta şaşıp kaldı bu duruma. Aslında şaşılacak bir durum yoktu ortada. Karıncayı bile incitmekten çekinen eşim darbe ile suçlanırken, usulsüzlük iftirasına uğramasının nesi garipti. Vatana ihanetle yargılanacak eşim, pek tabii yolsuzluk da yapabilirdi! Hainin eşi de çocukları da haindi ve devlete olan borçlarını ödemeliydiler!

Her yerde köklerini kazıyacağız naraları atılırken, babam ve kardeşlerim de yaşananlardan nasibini aldı. İki kardeşim tutuklanırken, babamın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

Çocukların durumu içler acısı, psikolojileri iyice bozuldu, okulda işler iyi gitmiyor, ders başarıları gittikçe düştü. Babalarının yanlarında olamayışını bir türlü kabullenemiyorlar. Bir taraftan annelerinin de kendilerinden koparılabileceği korkusu… İyice perişan oldular.

Otistik oğlumun bakım zahmeti ve masrafları iyice belimi büktü. Herkes kendi derdine düştü. Çocuklar yattıktan sonra geceler boyunca dökülen gözyaşları ve dualardı tek sermayem. Yapacak bir şey yoktu ayakta kalmalı, çocuklarımın hayata tutunmalarını sağlamalıydım. İş aramaya başladım. Yüzüme kapanan kapılar… Kapıları kapayan muhafazakâr bildiğim insanlar… Yetmezmiş gibi F…cünün eşi hakaretleri… Peşi peşine giden günler, haftalar, aylar… Elde avuçta bir şeyin kalmadığı, sıfırı tükettiğimiz, iyice bunaldığım zamanda açılan bir kapı…

Dünyalar benim şimdi. Çalışıyorum; yemek yapıyorum, çay demliyorum, kazanıyorum rızkımı. Bakıyorum çocuklarıma, sabrediyorum imtihanıma. Sosyal demokratmış iş yeri sahibi. İnsan… Sürecin sonunda insanlar kazanacak. Muhafazakâr olduklarını söyleyenler değil gerçekten iman etmiş olanlar. İnsan kılıklı mahlûklar değil, İnsanlar kazanacak.