Aksaray’da kan donduran  kanunsuzluklar hız kesmeden devam etmekte. Temmuz 2016 tarihinden itibaren asıl sorumlular hakkında soruşturma yürütmesi gereken Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı bunu yerine masumların canını yakmaya devam ediyor.

Dünya üzerinde hiçbir hukuk sisteminde yeri olmayan uygulamalar Aksaray’da rutin haline geldi. Polisi,  savcısı, hakimi el birliği ile bu hukuksuzluk ve zulme ortak oluyor.

Genç Kadının Tek Suçu Eşinin Nerede Olduğunu Bilmemesi

S.Ç. bu mağdurlardan sadece biri.  Üç çocuk annesi genç kadının tek suçu eşinin adli makamlarca aranıyor olmasıydı. Eşinin nerede olduğunu bilmediğini defalarca söylemesine rağmen zulüm yakasını bırakmadı.

Polisler S.Ç.’nin eşini bulamayınca çareyi genç kadını savcının önüne götürmekte buldu. S.Ç. on gün süre ile gözaltında tutuldu. Üstelik bu da yetmezmiş gibi daha yedi aylık olan bebeği kendisinden koparıldı. Bu süre zarfında sadece üç kez bebeğini emzirmesine izin verildi.

Gözaltında kaldığı sürede kendisine yöneltilen tek soru “eşin nerede”  sorusuydu. Eşinin nerede olduğunu bilmediğini söylemesine rağmen savcının gözünde bu durum bir şey ifade etmedi.

S.Ç. on günlük gözaltı sürecinde çeşitli psikolojik baskılara maruz kaldı. Hatta bel fıtığı rahatsızlığı olduğunu söylemesine rağmen üç saat ayakta bekletildi ve oturmasına bile müsade edilmedi.

Yapılan Zulümler Adliyede de Devam Etti

On günlük gözaltı sürecinden sonra hakim karşına çıkarılan genç kadına yaşatılan mağduriyetler adliyede de devam etti. Hakimin S.Ç.’ ye yönelttiği tek soru “eşin nerede”. olduğu sorusuydu. S.Ç. eşinden haber alamadığını ve nerede olduğunu bilmediğini söylemesine rağmen sonuç değişmedi ve hakim “eşini bulamadık,  seni tutukluyoruz” diyerek S.Ç.’yi cezaevine göndermek hukuksuz bir karara imza attı.

S.Ç.’ye Zulümde Sınır Tanımadılar

Elbette zulüm bununla da sınırlı kalmayıp cezaevinde de devam etti. Cezaevi yönetimi kırk dereden su getirerek bakıma muhtaç olan daha yedi aylık bebeği sonunda annenin yanına vermeyi kabul etti. Ancak cezaevinin olumsuz şartları ve yeterince hijyenik olmaması sebebiyle bebekte uyku sorunu ve rahatsızlıklar baş göstermeye başladı.

S.Ç. bir taraftan yanındaki bebeğinin durumu diğer taraftan altı aydır tutsak olduğu hapishanede, göremediği oniki ve dokuz yaşlarındaki diğer çocuklarının özlemi sebebiyle psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başladı.

S.Ç.’nin avukatı,  bebeği ve Ankara’da bulunan diğer iki çocuğunu da gerekçe göstererek dört defa tahliye talebinde bulundu ancak bu talep reddedildi.

Hiçbir hukuki kaide de yeri olmayan bu akıl almaz tutuklama olayı Aksaray’da yaşanan zulümlerden sadece biri. Elbette ülkemize hukuk geri döndüğünde yapılan bu kanunsuzluklar sebebiyle sorumlular gerekli cezalara çarptırılacaktır. Ancak o döneme kadar mazlum genç kadının yetkililere söyleyebildiği tek şey;  “Zulmünüz Arş’a Uzandı,  Size Hakkımı Helal Etmiyorum”