15 Temmuz sonrası başlatılan nefret operasyonlarıyla ortaya çıkan mağduriyetler, artık akıl almaz boyutlara ulaştı. Öyle  durumlar var ki kelimeler kifayetsiz kalıyor. Milyonlarca mülteciye kucak açma büyüklüğünün gösterildiği bir ülkede, vatanın öz evlatları adeta ölüme terk ediliyor.

Bu zulme maruz kalanlardan biri de hemşire olarak görev yapan M.Ş oldu. Edinilen bilgiye göre M.Ş ve eşi 15 Temmuzdan hemen sonra mesleklerinden ihraç edildi. Hiç bir gerekçe gösterilmeden açlığa mahkum edilen ailenin yaşadığı zulüm, bununla da sınırlı kalmadı. M.Ş’nin eşi tutuklandı ve cezaevine gönderildi.

Bir Taraftan İşsizlik Bir Taraftan da Kanserle Mücadele Ediyor

Bu ülkeye senelerce hemşire olarak hizmet veren ve hayat kurtarmaya çalışan M.Ş’nin şimdi kendi hayatı tehlikede. Çünkü kansere yakalanan ve bir göğsüde yapılan cerrahi müdahaleyle alınan M.Ş.’nin kemoterapi gördüğü ama kanserin halen yayılmaya devam ettiği öğrenildi.
Ağır  kanser hastalığına rağmen, bir yandan cezaevindeki eşinin üzüntüsünü yaşayan M.Ş, bir yandan da ailesinin geçimini temin etmeye çalışıyor. Gece gündüz iş aradığı öğrenilen M.Ş’nin artık ümitleri tükendi ve tüm kapılar yüzüne kapandı. Kanun Hükmünde Kararnameyle bir gecede “terörist” ilan edilen yüz binden fazla kişiden biri olan M.Ş çalışabileceği bir iş bulamadı.
Yaşanan zulmün son noktası da M.Ş’nin sağlık güvencesinin iptal edilmesi oldu. M.Ş şu an tedavisini yarım bırakmak zorunda kaldı. Bu durumdaki bir kanser hastasının sağlık güvencesinin iptal edilmesi ile adeta  ölüme terk edildi. Bu durum tek bir cümleyle anlaşılabilir; “sen git evinde öl”
Dünya kadınlar gününde ülkemizde kanser hastası bir kadına evinde ölüme terk edilmesi zulmün ne boyutlara geldiğini gözler önüne serdi. M.Ş.’nin tedavisi devam edilemediği için kanserin ne kadar ilerlediği de artık bilinemiyor. M.Ş şimdi evinde ölümü bekliyor!