15 Temmuz darbe girişimi sonrası devam eden hukuksuz operasyonlarda basın ve medya kuruluşlarının linç kampanyası ile birçok insan mağdur edilmektedir. Siyasilerin cadı avı olduğunu kabul ettikleri operasyonlarla nezarethane ve cezaevleri toplama kampı haline dönüşmüştür.

Adaletten Değil Adaletsizlikten Kaçış

Hiçbir bir delil elde edilmeden yapılan operasyonlara bir de gözaltındakilere yönelik işkenceler eklenince birçok insan umudunu yurt dışına sığınmakta buldu. Masum insanların kendilerini savunacak resmi bir merci bulamadığı ve OHAL ile birlikte polis ve jandarma hakkındaki işkence iddialarının incelenmediği böyle bir dönemde hukuksuzluğa kendilerini teslim etmek istemeyen insanlar yurtdışına çıkıp sığınma talep ediyor.

Yalan Haber Sonrası Soruşturma Başlatıldı

Ülkede devam eden hukuksuz operasyonlarda hakkında yakalama kararı çıkarılan Bilgisayar Mühendisi Mustafa Zümre de yurt dışına çıkmayı kurtuluş olarak gören masum insanlardan biriydi. Medyada kendisi ile ilgili HAVELSAN’da Bilgisayar Mühendisi olduğu ve kozmik bilgilere sahip olduğu haberleri çıkmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkartılan Zümre, bu yalan haberleri tekzip bile ettirme fırsatı bulamadı. Medyada kendisi hakkında yalan haberlerin çıkmasının ardından linç kampanyasına uğrayan genç Bilgisayar Mühendisi, kurtuluşu eşi ve çocukları ile birlikte yurt dışına kaçmakta buldu.

Nehre Atlayarak Ülkeden Kaçmak İstedi

1,5 ve 3 yaşlarında oğlu, geçmişte dershane öğretmenliği

yapan eşi Esra Zümre ve Milli Eğitim’de uzman olan arkadaşı Mesut Yaşar ile birlikte insan kaçakçısı Fevzi Karabulut’un kullandığı aracın içerisinde Meriç Nehri’nden yurt dışına geçmeye çalıştı. Meriç Nehri’ne yakın bir yerde jandarmalar tarafından fark edildiğinde nehre atlayan genç mühendis, bütün birikimini insan kaçakçısına vererek ülkede devam eden soykırımdan kurtulmaya çalışmıştı. Nehri geçmeye çalışırken boğulan Zümre’nin cesedine ise 3 ay sonra ulaşıldı.

Trajik olay Meriç Nehri’nde köylülerin bir cesede rastlamasıyla ortaya çıktı. Jandarma ekiplerinin soruşturma başlattığı olayda, cesedin kimliğine daha önceden nehre atlayan ve aramalar sonrası kendisine ulaşılamayan Mustafa Zümre’nin babasından alınan DNA ile ulaşıldı. DNA karşılaştırması sonrası genç mühendis Mustafa Zümre olduğu ortaya çıkan cesedin çürümemesi ise görenleri hayrete düşürdü.

20 Aralık 2016 tarihinde insan kaçakçısı Fevzi Karabulut’un kılavuzluğu ile Meriç Nehri’ni geçmeye çalışan Zümre ve ailesini devriye atan Jandarma ekipleri fark etti. Jandarma ekipleri ile Zümre ve ailesinin bulunduğu araç arasında kısa süren bir kovalamaca yaşandı. Yakalanacaklarını anlayan i

nsan kaçakçısı Karabulut’un arabadan atlayarak kaçması sonrası Mustafa Zümre, ailesini arkadaşına emanet ettikten sonra yüzerek kıyıya ulaşmak için Meriç Nehri’ne atladı. İzini kaybettirmek için kısa bir süre nehirde yüzen Zümre’ye bir daha ulaşılamadı.

AFAD Ekipleri Aradıkları Kişinin Cemaatçi Olduğunu Öğrenince Aramayı Durdurdu

Daha sonra Jandarma ekipleri Zümre’nin eşi E.Z. , iki çocuğu ve arkadaşını yakalayarak gözaltına aldı. Eşi ve arkadaşının ısrarlı taleplerine rağmen mühendisin arama işlemlerinin gerçekleştirilmemesi ise cadı avının geldiği noktayı gözler önüne serdi. Arama ekiplerinin cesedini aradıkları kişinin cemaat operasyonlarında yakalaması olan bir mühendis olduğunu öğrendiklerinde aramayı yarım bıraktıkları bilgisine ulaşıldı. 3 ay sonra cesedin nehirde bulunması ise arama faaliyetlerinin yapılmaması iddialarını kuvvetlendirdi.

Arkasında 1,5 ve 3 yaşında iki yetim ve gözü yaşlı bir eş bırakarak hayata veda eden genç bilgisayar mühendisin naaşı ailesine teslim edilerek Hatay’da defnedildi.

HAVELSAN Haberleri Yalanladı

Meydana gelen olay sonrası HAVELSAN resmi internet sitesinde “ Söz konusu haberlerde adı geçen Mustafa Zümre isimli şahıs

HAVELSAN’da şirketin kurulduğundan günümüze geçen 34 yıl süresince hiç çalışmamıştır. Bilişim sektöründe faaliyet gösteren şahsın veya çalıştığı şirketin HAVELSAN ile herhangi bağlantısı yoktur” açıklaması yapılmıştır. HAVELSAN’ın genç mühendis hakkında bir linç kampanyası haline dönüşen ve basında yer alan yalan haberlerle ilgili ilk başta böyle bir açıklama yapmaması ise eleştirilere neden oldu.

Medyada yalan haber yapıldıktan sonra bunu delil olarak kabul eden savcıların masum insanları gözaltına almasıyla başlayan bir operasyon daha bir cana ve arkasında yetim çocuklar ile gözü yaşlı bir eşin kalmasına neden oldu. Hukukçular ise başladığı günden beri 50 kişinin kötü muamele ve işkence sonucu hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan bu hukuksuz operasyonlarda insan haklarının gözletilmemesi nedeniyle bu sayının artacağı endişesini yaşamaktadır.