Her gün bir yenisi eklenen nefret operasyonları, kendi halinde sıradan bir hayat süren insanları derinden sarsmaya devam ediyor. Olağan süreçte güvenlik kuvvetleriyle hiç bir işi olmayan, karakolların yolunu bile bilmeyen, hatta trafik cezası dahi almayan insanlar terör operasyonlarının hedefi haline geldi. Ortaya çıkan bu içler acısı durumda, sadece cezaevlerine atılan kişiler değil,  tüm aile bireyleri zulme maruz kalıyor.

Son sekiz ay içerisinde hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan insanların sayısı 95 bini aştı. Sadece birinci derece akrabalar anne, baba, kardeş, eş ve çocuklar düşünülse bile milyonlara ulaşan bir mağdur kitle ortaya çıktı. 95 bin evin her birinde ayrı bir dram yaşanıyor. Bu şekilde zulme maruz kalan ailelerden biri de İzmir’de.

Darbe Girişiminden Sonra İşsiz Kaldı

Beş yıllık evli A. Hanım, iki yaşındaki oğlu ve eşiyle birlikte İzmir’de yaşıyordu. 15 Temmuz’a kadar, kendi hallerinde sıradan ama mutlu bir hayatları vardı. Darbe girişimi sonrasında A. Hanımın eşinin çalıştığı iş yeri kapatılınca, maddi zorluklar da peşi sıra gelmeye başladı.

Ailenin başka gelir kaynağı da olmayınca A. Hanım’ın eşi, hemen iş aramaya başladı. Her gün sabah evden çıkıyor, akşama kadar iş arıyordu. Ama hiç bir şekilde iş bulamadı. Kapatılan bir kurumdan ayrıldığını duyanlar ona iş vermeye cesaret edemedi.

“Kapıyı Açın Yoksa Kıracağız”

Bu süreçte A.Hanım çocuğuyla birlikte anne babasının Erzurum’daki evine gitti. Bir süre sonra da eşi gelip onları Erzurum’dan aldı ve İzmir’deki evlerine geri döndü. İddiaya göre İzmir’deki evlerine sabah saat 05:00 sıralarında gelebildiler. Yol yorgunluğuyla da hemen yattılar. Daha henüz uyumuşlardi ki  kapı büyük  bir gürültüyle çalmaya başladı. Ne olduğunu bile anlamadan, gece kıyafetleriyle kapıya koştular. Kapıdaki polisler “kapıyı açın yoksa kıracağız” diye bağırıyorlardı. A. Hanım’ın eşi hemen kapıyı açtı.

Polisler Yatak Odasındaki En Mahrem Yerleri Bile Boşalttılar

Polisler hiç bir açıklama yapmaksızın hemen içeri girdi. Bu tür bir durumla ilk defa karşılaşan, ne yapacaklarını bilemeyen A. Hanım ve eşi, büyük bir korku yaşadı. Polisler sürekli bağırıyor, A.Hanım’ın eşini rencide edecek sözler söylüyorlardı. Bir süre sonra evin içerisinde aramaya geçtiler. Her yeri didik didik aradılar, evin altını üstüne getirdiler. Yatak odasındaki en mahrem kısımları bile boşalttılar.

Eşi ve Çocuğunun Gözleri Önünde Ellerini Kelepçelediler

Bu esnada A.Hanım bir yandan olup biteni anlamaya gayret ediyor, diğer yandan da ağlayan yavrusunu avutmaya çalışıyordu. Arama bittikten sonra polisler, A.Hanım’ın ve çocuğunun gözleri önünde eşinin ellerini kelepçeledi. Sonra da polis aracına bindirerek götürdü.

A.Hanım iki yaşındaki çocuğuyla birlikte harabeye dönmüş evde, yapayalnız kaldı. Ağlayıp yavrusuna sarılmaktan başka elinden bir şey gelmedi.

A.Hanım’ın eşi on iki gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklandı. Şimdi yaklaşık yedi aydır cezaevinde. Suçunun ne olduğu da belli değil.

İki Yaşındaki Çocuk  Eve Gelen Misafirlere “Baba” Diye Sarılıyor

Eşinin tutuklanmasıyla A.Hanım adeta yıkıldı. Hiç bir geliri yok ve çalışacak bir iş de bulamıyor. Eşten dosttan gelen yardımlarla ayakta durmaya çalışıyor.

İki yaşındaki yavrucak eve gelen her misafirin ayaklarına sarılıp, “baba” diye ağlıyor. Bu manzara karşısında A.Hanım ağlamamak için kendini zor tutuyor. “Artık dayanacak gücüm kalmadı. Her gün eşimin geleceği ümidiyle kapıları gözlüyorum. Bize bunu yapanları Allah’a havale ediyorum” diyor.