Yazar | Mağdur

Sabah saat 5:30. Evin kapısından gelen ses, sobanın kalbinde zamansız patlayan kömür gibiydi. Kapı o kadar sert vuruluyordu ki üç ve yirmi aylık olan iki kız çocuğumun gözleri irileşmiş, bakışlarına korku çökmüştü. Bir anda menekşelerim yabanileşip tanımadıkları tehlikeye çığlıklarını bırakmışlardı.

Kapıyı vuran TEM polisleriydi. Polislerden biri eşimin ismini okuyarak “Arama kararınız var, Yamanlar Eğitim Kurumları’nda çalıştığınız için soruşturmanız var.” dediler. Maalesef arama kararına bakmak istememe rağmen okutmadılar. Bu saçma baskındaki boşlukları aklımın yetenekleri dolduramıyordu. Bakanlığın onayı ile açılan bir kurumda çalışmak neden suçtu acaba?

Evin her tarafına taşkın bir kaygı sinmişti. Polisler evi aradıkça menekşelerimin çığlıkları büyüyordu. Bu çığlıklar gözyaşlarıma göğüs veren ağlamalardı. Istırabın ne kadarını hissediyorlardı bilemiyorum. Yönetici çocuklarımı avutuyor, ben de polislere eşlik ediyordum. Saat 08:00’e kadar kötü ve güç olan bu durum devam etti.

Acı en ağır şekliyle gelip yüreğime oturmuştu. Arama bitiminde çocukları ben aldım. Eşimin polislerle gitme vakti gelmişti. Eşimin gönlüme üzüntü veren bakışları gözlerimdeydi. Elimde iki çocuk, eşimin götürülüşü ve hiçbir şey yapamadan izlemek içimde çaresiz bir hüzündü. Bu çocuklar annesiz ne yapacaklardı.

Kaderin bora halinde esmesiyle eşim, acıyan yanlarıyla en sevdiği parçalarını geride bırakarak, evden götürülmüştü. Saat 10:00’da üç aylık her şeyden habersiz küçük kızımı emzirmesi için Yeşilyurt’taki TEM şubeye götürdüm. Sabah evimize gelen polislerden biri karşıladı beni. Kantin bölümünde beklememi söyledi. On dakika sonra aynı memur gelerek sizinle ilgilenecekler diyerek yanımızdan ayrıldı. Kızımın açlıktan acı, ince, feryat, figan sesi giderek artıyordu. Kırk beş dakika daha bekledim. Ne gelen oldu, ne de giden. Gördüğüm her memura ümitle bakıyordum. Ağlama sesinin kalbime vurduğu sızıltı beni ölgünleştirmişti. Daha fazla dayanamadım. Polis memuruna sert çıkıştım. Polis memuru:

– Bu sabah yapılan operasyonlarda çok kişi gözaltına alındı. Çok yoğunuz. Sizinle hemen ilgilenemeyiz. Beklemeniz lazım.

– Gelin bunu üç aylık aç bebeğe anlatın, dedim.

Bir süre sonra bayan bir görevli gelerek, bebeği titreyen ellerimden alarak, emzirmesi için ne

>zarethaneye annesinin yanına götürdü. Götürmeden önce “Mümkünse annesinin yanında kalsa, çok acıkıyor.” diye rica ettim. İsteğimi kabul etmediler. Temin ettiğimiz gıda ve suyu da biz yeterince veriyoruz diye almadılar.

Gece vardiyasında çalışan bayan memurun tavrı sert idi. Eşime selamımı iletme talebime “Benim sizin selamınızı iletmek gibi bir görevim yok.” dedi. Üç bebek arka arkaya emmek için gelince aynı polis memuru “Siz bu bebekleri bilerek mi planladınız?” gibi bir ifade kullandı.

Elimde bebek, titreyen esrik bedenimle TEM şubenin kantini ve çevresi bundan böyle benim yeni mekanım olmuştu. Artık sırma telli güneş benim pencereme doğmuyordu. Kızıl ateşini içime bırakıp ufukta kayboluyordu