15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yüzbinlerce kişi hakkında adli işlem yapıldı, 47 bini aşkın kişi ise tutuklanarak cezaevinde konuldu. Darbe girişimi sonrası darbeyi gerçekleştirmeye çalışan askerlerin tutuklanmasının yanı sıra darbe ile yakından uzaktan alakası olmayan öğretmen, savcı, hakim, mühendis, esnaf gibi meslek kuruluşlarından binlerce kişi de gözaltına alınarak tutuklandı.

Yapılan bu hukuksuz tutuklamalar ile ülkenin neredeyse bir cezaevine dönüştüğü bu zaman diliminde mahkûmiyet almış ve cezası kesinleşmiş birçok suçlu cezaevlerinden serbest bırakıldı. Masum insanlara cezaevlerinde yer ayırmak için yapılan, bir yandan da gizli af olarak adlandırılan bu salıvermeler sonrasında hala cezaevlerinin yetersiz kalması ise yapılan zulmü gözler önüne seriyor.

Günde 3 Saat Su Veriliyor

Neredeyse bir toplama kampını andıran yerlerden biri de Kırşehir E Tipi Cezaevidir. 10 kişilik koğuşlarda 26 kişinin kaldığı bu cezaevinde yatak bulamayıp yerde yatan tutukluların bulunduğu belirtiliyor. Ayrıca normal kullanılan çeşme suyunun sabah, öğle ve akşam 1 saat akıtıldığı belirtilen cezaevinde sıcak suyun ise haftada 2 gün verilerek tutukluların hayat standartlarının yok sayıldığı ifade ediliyor. Bunlara ek olarak tutuklular ile yakınlarının 2 ayda bir açık görüş yaptırıldığı cezaevinde iletişiminde sınırlandırıldığı iddia edildi.

Cezaevinde hasta olan tutuklularla cezaevi doktorunun yeterince ilgilenmedikleri de diğer iddialar arasında yerini aldı. Ayrıca hastane doktorlarının da nefret operasyonundan tutuklu bulunanlara terörist diye bahsettikleri konuşuluyor. Birçok tutuklunun sağlık durumunun kötü olduğu cezaevinde tutuklular ölümle karşı karşıya kalmakta.

3 İsim Versinler, Terör Örgütüne Üye Olduklarını Kabul Etsinler

Şereflikoçhisar ilçesinde ise ağır ceza mahkemesi olmadığı için dosyalar Aksaray Cumhuriyet Başsavcılınca görülüyor. Bu nedenle soruşturma dosyaları ile ilgili 9 aydır iddianame hazırlanmıyor. Soruşturma Savcısı Osman Kara’nın Avukatlara “3 isim versinler, terör örgütüne üye olduklarını kabul etsinler bırakalım” dediği ifade ediliyor. Beyninden ameliyat olan bir kişi için ise Savcının “İsterse ölsün beni ilgilendirmez, itiraf etsin o zaman” diyerek insan haklarını ayaklar altına aldığı ve insan yaşamına verdiği değeri gösteriyor.