Darbe girişimi sonrası kitlesel bir kıyıma maruz kalan insanların ortak bir özellikleri memleket sevdalısı olmaları. Memlekete hizmet düşüncesiyle çoğu zaman ailelerini dahi ihmal eden bu insanlar, yaşadıkları zulme tepkisiz kalan yığınları da hayret ve ibretle izliyorlar. A.Hanım da o mağdurlardan biri.

A.Hanım’ın liseden beri en büyük hayali öğretmen olmaktı. Ne mutlu ki bu hayali gerçek oldu, özel bir okulda öğretmenlik yapıyordu. Onun için en güzel vakitler, öğrencileriyle birlikte geçirdiği zamanlardı. Bir çok insanın aksine pazartesi günlerini ayrı bir heyecanla bekliyordu. Okulunu evi gibi görüyor ve seviyordu. Dört çocuk annesi olmasına rağmen, doğumlarının hiç birinde doğum izni almamıştı. Öğrencilerden uzak geçecek  bir seneyi boşa giden bir yıl olarak görüyordu.

Özel Okul Kapatıldı, Öğretmenlerin Çalışma Lisansları İptal Edildi

2016 yılının son dersi de bittikten sonra yine öğretmenler odasında oturdu. Okulu bırakıp gidemiyordu. Dolabını yeni dönem için düzenledi. Ağustos ayında 12. sınıflar gelecekti. Ne yazık ki A.Hanım ve diğer öğretmenler için o gün, okuldaki son günleri oldu. 15 Temmuzun ardından okul kapatıldı ve öğretmenlerin çalışma lisansları iptal edildi.

“Anne Geldiler!”

Hanım’ın en büyük hayali ve tutkusu olan mesleği bir anda elinden alınmıştı ama yaşanacaklar bundan ibaret de değildi. Edinilen bilgiye göre, bir sabah saat 08:00 sıralarında kapı çalındı. A.Hanım’ın yedinci sınıfta okuyan kızı kapıyı açtı. Heyecandan elleri ayaklarına dolanan zavallı çocuk “Anne geldiler!” diyebildi. Polisler gelmişti. Yaz tatilinden beri kapı her çaldığında ‘acaba polis mi’ korkusu yaşıyorlardı. Çünkü ülkede her gün onlarca öğretmen gözaltına alınıyordu. Şimdi bu korkuları gerçek oluyordu.

A.Hanım kızına “sen okuluna git kızım” dedi, onu okuluna gönderdi. Sakin olarak, çocukların bu travmadan en az hasarla çıkmasını sağlamaya çalışıyorlardı. Altı yaşındaki kızları polisleri göstererek “Anne bu kişiler de kim?” diye sordu. Küçük kız evlerinde dolaşıp bir şeyler arayan yabancı adamlara anlam veremiyordu. A.Hanım ona da “amcalar babanın arkadaşları, babanla birlikte incir satmaya gidecekler” dedi. Polisler A.’nın eşini götürdüler, bir kaç gün sonra da tutuklandı.

A.Hanım dört çocuğuyla birlikte evinde yapayalnız ve kimsesiz kaldı. Bir süre sonra A.Hanım’ın kayınpeder ve kayınvalidesi yanlarına geldi. Çalışma lisansı da iptal edildiği için başka bir iş de bulamayan A.Hanım, eşinin yokluğunda çocuklarına hem anne hem de babalık yapmaya çalışıyordu.

“Ben Babama Sarılmak İstiyorum!”

Bu zor günlerin bir an önce bitmesi için her gün dua eden A.Hanım “kızım babasıyla telefonda her konuştuğunda ‘incirlerin daha bitmedi mi baba?’ diye  soruyor. Ne ben ne de babası ona verecek bir cevap bulamıyoruz. Geçen gün artık ben babama sarılmak istiyorum diye ağladı” diyor. A.Hanım oğlunun durumuna da çok üzülüyor. “Bir buçuk yaşındaki oğlum  baba diyerek dedesinin peşinde koşuyor” diyor ve ağlıyor.

Memleket sevdalısı insanlar ve aileleri tarifi mümkün olmayan dramlar yaşıyor, her şeye rağmen bu zulmün bir an önce biteceği ümidini taşıyorlar. Etraflarında ne olup bittiğine anlam veremeyen çocukların ise tek bir isteği var; içerisinde anne babalarının da bulunduğu mutlu bir yuva!.