Yazan | Süha BERK

Bilirsin gayri imdat edecek yok..!

Gönlümü dertden azad edecek yok..!

Kıtmiri başka abad edecek yok

Hatırın virane gözlerim giryan..!

Bu güfteyi çok seviyorum, her dinlediğimde de hüzünleniyor ve ağlıyorum. Ahmet’im gideli ne kadar olmuş acaba diye parmaklarımı sayıyorum? Bir ay, iki ay, üç ay..! Çok olmuş Allah’ım çook..! Diye hisleniyorum.

Damla damla biriken özlemleri, hasretleri yürekler kaldırmıyor ama olsun..!

Güller gülse de ağlıyor hep bülbül,

Bir dert küpü âdeta şimdi gönül;

Bilmem mümkün mü bu hale tahammül? diyor, iki çocuğumla Samsun’da hayata tutunmaya, ayakta durmaya çalışıyorum.

Kızım babasız uyumayı öğrendi, oğlum kardeşini sahiplenmeyi..! Ben de maddiyatın aslında hiç de önemli olmadığını öğrendim. Eşimi almaya gelen polislerden çok efendi olanları olduğu gibi, çok ukala tavır sergileyenleri de vardı. Eşimi aşağıdaki kapıya kadar uğurladım.

Götürülürken ukala olan polislerden biri; “Niye geliyorsun ki? Suçu yoksa zaten gelir.” dedi. Evhamlı, korkak olan ben, ben değildim.

Polise: “Ben eşimi hep kapılara kadar uğurladım. Ona hep hürmet ettim, hürmetim size değil, eşime..!” dedim. Eşimi el sallayarak uğurladım.

Gurbetteydim..! O gurbeti, iliklerime kadar hissettim.

Kimseyi aramadım, arayamadım, sadece ağladım. İş yerinde ki telefonu, zımbayı bile kullanmayan eşim terörist muamelesi görmüştü. Gönlümü bu dertden azad edecek yoktu..! Ama olsun, dedim. Demek ki Allah onu sevmiş, sevdiği için de terbiye etmek için böyle bir imtihan takdir etmiş, dedim. Vesveselerden sıyrılıp, silkindim, toparlanmaya çalıştım..!

Eşimi ziyarete ilk gittiğimde, cezaevinde anneler, eşler..! Herkes ağlıyordu. Tek tek dolaştım aralarında, “Ağlamayın, onlar iyi, daha iyi olacaklar. Allah onları sevdiği için burada istihdam ediyor, zayi etmeyecek inşaallah, dedim.

Yusuf’lar; şayet sizi böyle ağlarken görürseler yıkılırlar.” dedim. İnanamıyordum kendime..! Evladı düştüğü zaman ortalığı ayağa kaldıran ben, birden büyümüştüm. Benim durumumda olan tanıdık tanımadık herkese aynı şeyleri söylüyordum. Samsun’luydum, ama o an tepeden tırnağa Anadoluydum.

Biz ağlarsak, kederlenirsek, bizim omuzlarımız düşerse; acizlenir, isyan edersek, zalim o zaman kazanmış olmaz mı? Kalbimiz de hep hüsran, her daim feryat- figan olursa; hayat bize zehir olmaz mı?

Ayakta durmaya, oyun kurmaya mecalimiz kalır mı?

Her keder bir kader ile takdir edilir. Ve kedere değil kadere boyun bükenler nur ile temizlenir. Biz dua etmekle mükellefiz.

Biliyorum bu zor hatta çok zor..!

Etrafında herkesin sana bakışlarıyla bir şeyler  söylemesi..! O bakışları okumak..! Kimi acıyor ‘yazık diye acımtırak bakıyor’..! Onunla evlenmeseydi böyle olmazdı’ diyor. Kimi ‘Suçu olmasaydı bırakılırdı’ diyor. Kimi ‘Olan çocuklara oluyor’ diyor. Ben yine de dik durmaya çalışıyorum. Bir an bile eşimle evlendiğime pişman olmadım..! Olur muyum? Allah bana, Yusuf yürekli yiğit nasip etmiş. Çocuklarım aç değil açıkta değil..! Başımızı sokacağımız kira da olsa bir evimiz var.

Özlemek ne güzel, bir babayı özlemek, her evlada nasip olmaz. İnanıyorsanız üstünsünüz, inanıyorum ki bizim yanımızda Allah var.

Dört aydır eve abur cubur almıyorum, krakerlerde bile bir bereket var. Evdeki erzağımız hiç bitmiyor. Çok şükür evimizden lütuflar hiç eksik olmuyor. Dışarıya pasta yapıp satmaya niyetlendim. Aldığım iki kilo un hiç bitmedi, kaç tepsi, kaç çesit yaptım. Cebimde ki param hiç bitmedi, aksine bereketlendi. Sevinçten ağladım bunları yaşarken.

Ahmet’imin medrese-i yusufiyedeki ibadetleri, oruçları, hatimleri, duaları bize bereket getirdi. Rabbim her şeyimizi nasipli kıldı. Yoksa ben acizim bir kulum, çaresizim ve günahlarım çok. Bu lütufları hak edecek bir şey yapmadım, yapamadım.

Sadece, bir an bir an dahi olsa isyan etmedim. Niye biz demedim, demem de..! Allah, o hale getirmesin. Herkes ne kadar güçlüsün diyor. Ben güçlü değildim. Herkes beni evhamımla, zayıflığımla bilirdi. İmtihanı veren Allah kalbe serinliğini de sekinesini de veriyordu. “Hasbunallahi ve ni’mel vekil, O en güzel vekildi.” Teşekkür ederim Allahım, seni çok seviyorum Allahım.

Yaşadığım bir hadiseyle bitireyim. Çok uzattım, hakkınızı helal edin. Konuşacak kimsem olmayınca, dolmuşum. Akşamları altı yaşında ki oğlum ve üç yaşında ki kızımla 23:00- 24:00 arası dua saati yapıyoruz. Eşime ve onun durumun da olan tüm Yusuf’lara sekine, fetih, celcelutiye gibi evradı ezkar okuyorum, tesbihat yapıyorum. Çocuklarım da beni öylesine dinliyor ki..!

Bir gün, kızımı ayağımda sallıyordum, tam uyuyacak oluyor. Sonra gözlerini açıyor kapatıyor, açıyor kapatıyor. Benim sağ tarafıma dikiyor gözlerini bakıyor, bakıyor. Ben bu haline anlam veremiyorum, dalmaya çalışıyor herhalde diye düşünüyorum. Sonra “Anne bak o da  seninle okuyor. “diyor. Evde bizden başka kimsecikler yok biliyorum, ama hacetlerimizde, ashabı bedirimizde, tevhidnamemizde…dualarımızda ve dudaklarımızda hep bir feryat, hep bir yakarış var. Hep bir ıstırab, bir içlenme, hep bir imdad var, temenni var;

Feryâd ki feryâdıma imdâd edecek yok,

Efsûs ki gamdan beni âzâd edecek yok,

Te’sîr-i muhabbetle yıkılmış müteellîm,

Vîrâne dili bir dahî âbâd edecek yok,

Yâ Rab ne için zâr-ı Nigâr’ı şu cihânda,

Nâ-şâd edecek çoksa da dil-şâd edecek yok..!

“Öyle feryat ediyorum ki yardım edecek kimse yok. Yazık ki beni üzüntümden kurtaracak kimse de yok. Aşkın etkisiyle yıkılmış, elemli gönlümü şenlendirecek bir tek olsun kimse de yok. Allahım, şu ağlayan Nigâr’ı, acaba neden mutsuz edecek çok kişi var da mutlu edecek kimse yok? Tanburi Cemil beyin dillendirdiği gibi her şey bamteline dokunmaya görsün. Hisleniyorum, doluyorum, ağlıyorum, ağlıyorum,

Öyle olunca da demek ki birileri varmış, birileri yanımızdaymış, yanıbaşımızdaymış diyorum. “Korkmuyorum..!

“Kim gelmişse hoşgelmiş annem..! Kim gelmişse sizin hatırınıza gelmiştir” diye de tebessümle ekliyorum. Oğlum babasının  durumunu biliyor, saklamadım. Çocuklar öyle altından, kristalden değiller. Bu zulüm, bu özlem, bu hasret onların da imtihanı..! Oğlum; “Avukat olup bir gün babama bunları yapanlara hesap sorucam” diyor. Çok mutlu oluyorum.

Hüsran, her daim feryat- figan kalbim

Yenilmedim..!

O zalim, bunları görmüyor ki Rabbim.