Terör Örgütü doğu ve güneydoğuda yıllardan beri Kürt çocuklarının cahil kalması için baskı yapıyor. Okulların boykot edilmesi ve çocukların okullara gönderilmemesi çağrılarında bulunuyor. Okulları yakıyor ve bombalıyor, her eğitim öğretim yılının başlangıcında okullara yönelik silahlı saldırılar düzenliyor. Terör örgütünün bu tavrını kendi içinde tutarlı olarak kabul etmek mümkün. Çünkü onlar cahil Kürt çocuklarının daha kolay kandırılacağını biliyorlar.

“Okuma Oranı Arttıkça Beni Hafakanlar Basıyor”

Son zamanlarda ülkenin batısında da, cahilliğe teşvik eden bir anlayış ortaya çıktı. Bir üniversite profesörü televizyonda yaptığı konuşmada, “En tehlikeli olanlar üniversite mensupları, ondan sonra da gerisi. Lise ve ilkokul mezunları en güvenli olanlar. Ben cahil halkın firasetine güveniyorum. Okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor” dedi. Bu konuşma maksadını aşan fevri bir konuşma değildi. Nitekim bir kaç ay sonra bahse konu profesör YÖK denetleme kuruluna üye olarak atandı. Cahilliğe  övgüler düzen profesör, Türkiye’deki yüksek öğretimin en önemli kurumuna atanarak, taltif edildi.

Dershaneler Kapatıldı, Özel Okullara El kondu

Cahilliğin teşviki sadece söylemlerde de kalmadı. Başlatılan “cadı avı”nın ilk adımı dershanelerin  kapatılması oldu. Oysa ki dershaneler, orta öğretimdeki eksiklerin giderilmesi ve dar gelirli ailelerin çocuklarının eğitimde fırsat eşitliği elde etmelerinde önemli bir rol oynuyordu.

Bir süre sonra da, ülkenin tartışmasız en kaliteli eğitimini verdiği bilinen özel okul ve üniversitelerine elkondu. Hizmet hareketine yönelik yapılan nefret operasyonlarıyla, ülkedeki eğitime büyük bir darbe vuruldu. Ülkedeki okuma oranlarının yükselmesi karşısında hafakanlar yaşayan anlayış çareyi, bu eğitim kurumlarını kapatmakta bulmuştu.

44 Bin Öğretmen İhraç Edildi

Cahilliğin teşviki adına atılan adımlar bunlarla da sınırlı kalmadı. Darbe girişiminin rüzgarıyla 44 binden fazla öğretmen görevlerinden ihraç edildi. Öyle ki bu sayı, toplam ihraç edilenler arasındaki en büyük payı oluşturdu. Ülkede görevlerinden uzaklaştırılan insanların %32.8’i öğretmenler oldu. Halen binlerce öğretmen de açığa alınmış durumda. Bunlar da haklarında verilecek kararı bekliyor ve yeni bir kararnameyle ihraç edilebilecekleri korkusuyla yaşıyor.

Elimize ulaşan bir mektup ülkemiz

Okullarında yaşanan sıkıntıları çok güzel özetliyor. İlkokul ikinci sınıfa giden bir çocuğu olan anne, mektubuna “okuldan geldiğinde her zaman kızımın defterini kontrol eden bir veliyim” diyerek söze başlıyor. “Eğitim yılı başladığı zaman kızımın dört dörtlük bir öğretmeni vardı. Defterine her gün bakıyor, bol bol problem çözülmüş olduğunu görüyordum. Haftalık olarak düzenli bir sekilde sınav yapılıyordu. Üstelik öğretmenimiz çok güzel bir şekilde  ahlâki eğitim de veriyordu. Ögretmenimizden çok memnunduk. Aşağı yukarı tüm veliler de böyle düşünüyordu.

Bir Senede Dört Kez Öğretmen Değişti

Sonra sebebini bilmediğimiz şekilde öğretmenimiz açığa alındı, yerine başka bir öğretmen verildi. Kızım yeni öğretmenine alışmaya çalışırken, eski öğretmenimiz tekrar göreve başladı. Bu duruma çok sevindik ama o da uzun sürmedi ve öğretmenimiz tekrar açığa alındı. Bu kez de başka bir öğretmen geldi. Bu kadar da değil, bir süre sonra o da gitti bu kez başka bir öğretmen verildi.  Kızımın ikinci sınıfta dört kez öğretmeni değişti.”

“Çocuklar ikinci sınıfta hiç bir şey öğrenemedi. Şu anda ilk öğretmenimiz göreve verilecek mi yoksa ihraç mı  olacak onu bekliyoruz” diyen anne, “bir öğretmenin alınması yirmi dört öğrencinin ve ailesinin mahvolması anlamına geliyor. Çocuklarımızın gelecekleriyle oynadılar.” diyerek mektubunu bitiriyor.

Neyse ki çocuklarının geleceği için kaygılanan anneler var. O zaman hala umut da var demektir.