Son birkaç yıldır yaşanan ve darbe girişimiyle birlikte akıl almaz boyutlara ulaşan zulmün, bir de en masum tanıkları var. Kimisi daha annesinin karnında tanıştı zulümle, kimisi halen annesiyle birlikte demir parmaklıklar ardında. Kimisi de yaşlı  gözlerle camlardan bakıyor ve anne babasının geleceği günü bekliyor. Kütahya’da yaşayan iki buçuk yaşındaki çocuk da babasından koparılanlardan.

Oyun Oynadığı Polisler Babasını Gözaltına Aldı

Edinilen bilgiye göre, iki buçuk yaşındaki yavrucak babasıyla birlikte bir ziyarete gitmişti, annesi yanında yoktu. Ziyaret bittiğinde  akşam olmuş hava kararmıştı. Dönüş yolunda aracı polis durdurdu. Babanın kimliğini aldı ve sorgulama yapmaya başladı. Bir an önce kimliğini geri alıp yoluna devam etmeyi düşünen babaya polis, “hakkınızda yakalama kararı var, bizimle emniyete gelmeniz gerekiyor” dedi.

Ne yapacağını bilemeyen baba, her şeyden  habersiz şekilde arka koltukta bekleyen yavrusuna baktı. “Bu halde nasıl olacak, bari annesine haber vereyim gelsin. Ondan sonra gidelim Emniyete” dedi. Polisler telefon etmesine izin verince eşini aradı ve durumu izah etti. Annenin gelmesini beklerken yavrucak, polis amcalarıyla oyunlar oynadı, o polislerin birkaç dakika sonra babasını götüreceklerini bilmiyordu.

Minik yavrucak, annesini gördüğünde çok sevindi; anneyi her görüşte hissedilen huzurun adıydı bu. Polisler babasını götürmeye durduklarında ise sanki her şeyi anlamış gibi ağlamaya başladı. Sanki bir yerlerden, babasının tekrar gelmeyeceğini hissetmiş gibiydi. Öyle ağlıyordu ki annesinin, “baban gelecek yavrucuğum” sözleri de onu teskin etmeye yetmedi.

Çaresiz anne oğlunu alarak evine döndü. Hz. Hacer validemizin çöllerde oğlu İsmail’le beraber, eşi Hz İbrahim’i (A.S) bekleyişi gibi  bir bekleyiş başladı. Anne ve oğul yalnızlık çölünde ümitle beklerken, ikinci günün sonunda baba tutuklandı.

“Oğlumun Kaderinde İsmail Olmak Varmış”

Eşi tutuklandıktan sonra zavallı anne için bin türlü zorluk başladı. İddiaya göre yakınları ona destek olmak şöyle dursun, “eşine söyle itirafçı olsun” diye baskı yaptı. Zavallı kadın kendi acısını unutup bir de, yakınlarına eşinin masumiyetini anlatmaya çalıştı. Aslında yakınları da eşinin masum olduğunu çok iyi biliyorlardı ama ısrarla “isim versin çıksın, kendini kurtarsın” diyorlardı.

Eşinin de böyle bir iftiracılığa asla evet demeyeceğini bilen kadın, şimdi sabır ve ümit içerisinde gelecek güzel günleri bekliyor.  “Bizim kaderimizde de Hacer validemiz gibi yol gözlemek varmış. Oğlumun kaderinde de İsmail olmak varmış” diyor.