Not : Okuyacağınız bu yazı,karı-koca tutuklu iki hakimin kızlarının kaleminden çıkmıstır. Yazı aynı zamanda kendi blog sayfasında da mevcuttur.

6 HAZİRAN 2017 Kadıkızı

Çekirdek ailelerinizin fenomeni miss Zeynep Rana Ekinci huzurlarınızda efenim;

Sabah yine acı acı çalan bir kapı ziline uyandım. Posta gelmiş annemden mektup var.

Güzel bir haberim var annem ve babam 10 ay ve 4 gün sonra ilk kez görüştüler!!  Aslında ben bunu babamın anlattığı mektup da gelinceye kadar yazmayacaktım ama bir şişeye koyup denize atıp gönderseler daha çabuk ulaşır muhtemelen. Annemin gelen mektubu ile yetineceğim.

Babamın mektubunda farketmişsinizdir yakınmaz ranzası bile yok ama mümkün olduğunca söylemez. Ama annem Neslişah Altınpençe açmış ağzını yummuş gözünü kısım kısım seçip aktarıyorum.

Cezaevine geldikten sonra kayıtlar yapıldı. Beni geçici koğuşa aldılar. Gerçekten, gerçekten çok pisti. Erkeklere aitmiş. Camları gazete kağıtları ile kaplıydı. Karanlık olduğundan o an anlayamadım camı araladım biraz hava almak için. Kendime en temiz gördüğüm yatağa uzandım üstümdekilerle. (burada araya girmem gerekiyor değerli okuyucular annem ile 21 sene kadar sıcak bir savaş halindeydik hayatta en tiksindiği şeydir dışarı kıyafetleriye koltuğa yatağa oturmak)

Sabah kalktığımda anladım. Karşıda erkeklerin kaldığı bir başka geçici koğuş varmış aralık olan camı da kapattım.

Salı sabahı beni psikoloğa götürdüler. Psikolog burada tek başıma kalacağımı, koğuşun hazırlandığını bakanlıktan bu yönde talimat geldiğini söyledi.

Şaşırdım mı, yok şaşırmadım. Kalacağım koğuşu boşaltmak için bir sürü tutuklu kadın başka cezaevlerine sevkedilmiş.

2 gün geçici koğuşta kaldıktan sonra kalacağım koğuşa verildim.

16 yatağın daha doğrusu ranzanın olduğu bir yerde istediğim ranzayı seçtim. Koğuş 2 katlı. Alt katta mutfak kısmı banyo-tuvalet var. Üstkatta ranzalar, dolaplar.

Eşyalarımı yerleştirdim. 3 metrekare bir hücreden sonra büyük çok büyük geldi. Ama boş. Burada hiç kimseyi görmüyorum. Havalandırmada tek başınayım. İyi tarafı havalandırma 10 saat açık küçük ama olsun.

Ertesi gün tek kalacağım bu koğuşu temizledim. Bu arada çoğu eşyam verilmedi.

Plastik eşyalarım ise nakil sırasında taşıyamayız diye söylediklerinden Bakırköy’de bırakmıştım. Hepsini yeniden satın almak zorunda kaldım. Sürekli aynı şeyleri alıyorum. Bu arada ayakkabılarıma topuklu dediler vermediler halbuki hiç de topuklu değillerdi.

Nevresim takımı, havlu, makyaj malzemelerim, kremlerim, deodarantım (roll-on) hepsini Bakırköy Cezaevinden satın almıştım.

Bu yüzden bugün beni çok bitkin gördünüz. Beni hep eyeliner çekilmiş gözlerle gördüğünden garip geldi.

İnşallah makyaj malzemelerimi alırım bir sonraki görüşte daha iyi görürsün.

Neler mi yapıyorum buralarda kızım. Uzun uğraşlardan sonra senin bana Bakırköy’e getirdiğin kitapları aldım. Bülbül’ü okudum. Siz görüşe geldiğinizde kitabı yeni bitirmiştim oradaki hikaye de beni etkiledi.

Canım burada yaşadığım en güzel olay ise, Perşembe sabahı babanla karşılaşmamızdı.

Perşembe sabahı görevliler geldiler, psikoloğa gidiyorsun dediler. Şaşırdım ama yapacak bir şey yok. Bakalım ne görüşecekler diyerek çıktım. Bir yandan da inşallah kötü bir şey yoktur diye düşündüm. Çünkü cezaevinde kötü haberleri psikolog gözetiminde veriyorlar.

Psikoloğun odasına gittim, oturttular. Anlamaya çalıştım. Size soracağımız sorular var dediler, klasik cezaevi soruları. Doldurulması gereken formlar onlar sordu, ben yanıtladım.

Sonra gözüm bir anda kapıya ilişti. Daha doğrusu ses duyunca baktım. Ve o an babanı gördüm. Tam 10 ay 4 gün sonra. Gözlerime inanamadım. Bana “Neslihan” diye seslenişini ömrüm oldukça unutamayacağım. Sarıldık. Baban yanaklarımdan öpüyor bir yandan ağlıyordu. Ben de ağlıyordum ancak o an etrafımızdaki insanlardan utandım. Beni biliyorsun ki babanın elini bile başkalarının yanında tutarken çekinen bir insanım.

İnsan hem sevinirken hem de böyle şeyler düşünebilir mi? Tuhaf duygular. Sevinç, heyecan, şaşkınlık, sızı, utanma duygusu hepsi bir arada.

Baban inanamıyorum diyor, ben de inanamıyorum diyorum. Ağlıyor ben de ağlıyorum. O kadar zayıflamış ki, sakalları uzamış. Saçları uzun demiştin ancak düşündüğümden kısaydı. Sarıldım. 10 ay 4 gün sonra.

Bir gözü kanlıydı hani rahatsız olan gözü var ya o. Etrafımda insanlar var utanıyorum ama bir yandan ona sarılmaktan vazgeçmek istemiyorum. Ben ağlıyorum ama babanın ağlaması içimi daha çok acıtıyor. Koca adam perişan. Ben kadınım, tek başımayım ama o daha perişan. Toparlamak bana düştü.

Baban ben bunu beklemiyordum. Anneme babama bir şey oldu onun için çağırdılar diye düşündüm dedi. Ben de beklemiyordum.

5 dk konuştuk. Sonra beni aldılar ve götürdüler. İnanılmazdı. 10ay

4 gün sonra. Canlı olarak ona kavuştum. Ellerini tuttum. Ona sarıldım. İnanılmazdı.

Rabbim bizi hepimizi özgürce yeniden bir araya getirsin.

İşte böyle kızım duygularımı anlatacak kelime bulamıyorum.

Bunun dışında iyiyim. Yine yalnızlık. Ramazan’da tek başınayım. Diyeceksin ki Bakırköy’de öyleydi. Öyle. Mesele mahpusluk. Aklımda hep beraber geçirdiğimiz Ramazanlar. İnşallah bu son olur.

Kızım bugün ağladığım için gerçekten çok üzgünüm. Seni üzmek en son isteyeceğim şey.

Şimdi mazgal açıldı. Kremlerim makyaj malzemelerim geldi. Keşke görüşten önce gelseydi bu arada rool-on da geldi.

Çok sevindim rool-on için. Benim kokulara karşı hassas olduğumu biliyorsun. Özellikle kötü kokulardan nefret ediyorum. Kişisel bakım, temizlik çok önemli. Klasik annen 🙂 cadı kadın Neslihan.

Seni seviyorum evladım. Annen belki sarsıldı ama iyi olacak. Suçsuzum Allah biliyor. Vicdanım rahat. Beni ilan ettikleri şey karşısında şaşkın, üzgün, kızgınım.

Tecrit. O kadar zamandır yalnızım ki. İşin gerçeği birileri ile yaşamak isteyip istemediğimden emin değilim. Kalabalık zor. Baksana babana ranza bile vermemişler.

İnşallah kilolarımı da verebilirim. Çok mu şişmanlamışım? İlaçlar

nedeniyle canım çok tatlı yemek istiyor. Tatlıyı kesersem umarım kilo verebilirim.

Para meseleleri hep aklımda nasıl çözeceğiz diye. Babanla iç görüşte konuşup ne yapacağımıza karar vermemiz lazım. Rabbim bir kapı mutlaka açacaktır.

İşte böyle kızım .Bu arada saat 14.30’a geldi. Kıyafetler geldi. Ayakkabılar gelmedi. Ancak verdiklerine dair belge imzalattılar. Bekleyeceğim, gelmezse bulana kadar sararım.

Seni çok ama çok seviyorum canım evladım. Bizim için kendini perişan ettin. Seni çok üzdük ama emin ol sebep biz değiliz.

Hep seni düşünüyorum çok zayıflamışsın. Ne yiyorsun ne içiyorsun lütfen meyve ye.

Allah’a emanet ol güzel kızım. Seni çok ama çok seviyorum.

Annen