Biraz sonra okuyacaklarınıza inanmakta güçlük çekecek, “bu toplum nasıl bu hale geldi?” diye hayretler içerisinde kalacaksınız. Fitnenin gözlerini kör ettiği bir dayının, yeğenlerine yaptıklarını öğrenince, bu topraklar için beslediğiniz ümitler, belki de hiç yeşermemek üzere solacak.

Kahramanmaraşlı olan M.C. Manisa ili Kırkağaç ilçesinde öğretmen olarak görev yapıyordu. Ülkenin üzerine kâbus gibi çöken 15 Temmuz günü, kız kardeşinin düğünü için Kahramanmaraş’ta bulunuyordu.

‘Darbeyi Siz Yaptınız’ Diyerek Düğünü Bastılar

Melun darbe teşebbüsüne rağmen aile, kızlarının en mutlu gününü sorunsuz bir şekilde atlatmak istiyordu ama bu mümkün olmadı. İddiaya göre, komşulardan ve bazı akrabalardan oluşan bir grup “darbeyi siz yaptınız, biz bu düğünü yaptırmayız” diyerek düğün yerini bastı. Yaşanan tartışma kavga düzeyine gelince olay yerine polis geldi. Düğünü basmaya gelenleri zorla dışarı çıkardığı belirtildi.

Darbeyi yaptıkları iddia edilen insanların, düğünlerini neden darbe gününe ayarladıkları, şuursuz kalabalığın aklından bile geçmedi. Televizyonlarda başlatılan

kara propagandanın etkisinde kalan grup, yeni bir yuva kurmaya çalışan insanları, düğün günlerinde “darbenin faili” ilan etti. Üstelik bu grup bazı komşu ve içlerinde M.C.’nin dayısının da bulunduğu akrabalardan oluşuyordu. Her şeye rağmen düğünün yapıldığı ve yeni evli çiftin dünya evine girdiği öğrenildi.

Öz Dayısı Yeğeninden Şikayetçi Oldu

Edinilen bilgiye göre, düğünden altı ay sonra bir sabah, M.C.’nin evine polislerin geldiği ve kendisini alıp karakola götürdükleri bilgisine ulaşıldı. Zavallı öğretmen için, gözaltına alımaktan daha kötüsü ise, öz dayısının kendisinden şikayetçi olduğunu öğrenmek oldu. Öz dayısı onu ihbar etmişti. Hakim M.C.’yi tutukladı ve Manisa Cezaevine gönderdi. 15 Temmuz günü kardeşine düğün yapan bir insan, “terörist’ ve ‘darbeci” ilan edildi. M.C.’nin eşi, henüz sadece bir yaşında olan kızlarıyla birlikte, gözyaşları içerisinde kaldı.

Cezaevine girdikten bir hafta sonra M.C.’nin açık görüşü vardı. Açık görüşe eşi, bir yaşındaki kızı ve üniversite son sınıfta okuyan kardeşi geldi. M.C. için bu açık görüş büyük bir mutluluk oldu. Kızıyla hasret giderdikten sonra eşi ve kardeşine “Dik durun, üzülmeyin, dua edin, bu günler geçici sabredin” dedi. Kardeşi de “abi biz haftaya da geliriz inşallah” dedi ve ayrıldılar.

Bir Kez Daha Yıkıldı

M.C. için o bir hafta bir türlü geçmek bilmedi. Sevdikleriyle tekrar görüşeceği günü hasretle bekledi. Nihayet bir hafta sonra eşi ve kızı görüş için geldiler ama kardeşi A. yoktu. Üstelik eşi çok üzgün görünüyordu. M. öğretmen, kardeşinin neden gelmediğini sorduğunda bir kez daha yıkıldı. Dayısı, kardeşinden de şikayetçi olmuş ve kardeşi de tutuklanarak, Aydın Cezaevine gönderilmişti.

Halen cezaevinde bulunan M.C. “ailemin, kardeşimin durumuna ve bizi anlamayan akrabalarımızın  haline çok üzülüyorum” diyor.

Başlatılan “Cadı avı” operasyonlarıyla Türkiye toplumu alt üst edildi. Binlerce insan cezaevlerine atıldı, binlerce masum yavru anasız babasız kaldı. Belki onlar kavuştuklarında bu acı günleri unutacaklar ama toplumda açılan yaraların telafisi, pek de mümkün olmayacak gibi gözüküyor.