Öncelikle bu mektubumu okuyan herkese selam olsun… Selam olsun masumlara… Selam olsun yaşadığı her zorluğa rağmen sabit kadem yerinde duranlara… Selam olsun suçsuz yere zulüm gördüğü halde zerre taşkınlık yapmayıp, adaletin er yada geç tecelli edeceğini bilenlere.  Selam olsun, dünyanın dört bir tarafına bu vatan ve bayrak için gidenlere. Bugün birilerinin hayasızca terörist dediği ama benim gönlümün, yaşatmak için yaşayan kahramanları onlar. Selam olsun onlara…

Ben 19,18 ve 7 yaşlarında üç çocuk annesiyim.

Yaşadıklarıma inanamadığım şu çetin günlerde gözaltına alındım. Bir sabah gün doğmadan ellerinde kameralarla 5 veya 6 polis evimizi basmıştı kendi  deyimlerince.

Evin her tarafını aradılar. Kendilerine delil olabilecek bir kaç şey alıp bir hafta gözaltı süresiyle beni önce hastanaye oradan emniyete götürdüler. Rabbim sekinesini indirmişti sanki çok rahattım. Sonra  fotoğrafımı çektiler. Önden, sağdan, soldan hemde numaralı o fotoğraf çekilirken çok üzülmüştüm. Rüya gibiydi, yaşadıklarıma inanamıyordum. Sonra parmak izlerim alındı ve gün görmediğimiz nezarethaneye indirildik. 8 gece kaldık 9. günde mahkemeye çıkarıldık.

Böylece hayatım boyunca unutamayacağım 9 gün ve sonrası. Sonrası diyorum çünkü hakim adli kontrolle beni serbest bıraktığında günlerdir göremediğim evlatlarıma kavuşacağım için sevinememiştim bile.

Tutuklanan kardeşlerimiz vardı. Onlarında evlatları, bekleyenleri vardı. İlk defa nezarette görmeme rağmen kardeşim gibi oldular hepsi, o kadar masum ve temiz insanlar ki emniyet emniyet olalı bu kadar temiz insanları ağırlamamıştır herhalde ve çoğunun eşi tutuklu.

Ben dört aydır evde çocuklarımın yanındayım onlar ve niceleri aylardır parmaklıklar ardında. Ben küçük oğlumu doyasıya öpmeyi öyle özledim ki onlar kadar olmasada bende aynı evin içinde evlatlarıma hasret kaldığımı hissediyorum. Ne zaman çocuğuma sarılıp öpecek olsam onlar geliyor, kuzularından ayrı olan analar, babalar…. yarım kalıyor sarılmalarım. Aynı evin içinde yavrularıma hasret bırakanları sana havale ediyorum Rabbim. Bizlere bunları yaşatanları sana havale ediyorum.

Ben 38 yıllık hayatım boyunca bu kadar buruk bir Ramazan ayı görmedim. Son 15 yıldır ilk defa mukabelesiz geçen bir Ramazan. Ramazan demek mukabele demekmiş meğer onuda anladım. Her şey buruk, her şey garip. Etrafımızda o kadar mağdurlar varki hangisini yazsam? İftara davet ettiğim arkadaşımın babaları tutuklu olduğu için gelmek istemeyen çocuklarını mı? Tutuklu olan babasını hapishaneye çalışmaya gittiğini zanneden

-Baba yeter artık biz para istemiyoruz, seni istiyoruz

diyen çocukları mı?

Babasının başka bir şehre çalışmaya gittiğini zanneden yavrumuzu mu?

6 tane çocuğuyla kalan Besra ablamızı mı? Komiser yardımsıyken ihraç olup şimdi günlük 50 tl ye tostçu da çalışan yakınımızı mı? Eşi ve kendi ihraç edilmiş eşi tutuklanıp başka şehre götürülmüş, 3 tane çocuğuyla kanserli annesinin yanında kalanı mı? Hangisini yazayım?

Benden çok benim çocuklarımla ilgilenen o fedakar öğretmenlerimizi mi? Geçenlerde gece 11 civarında zilimiz çaldı, ben polis zannettim. Çünkü vakitsiz çalan her zili polis zannediyorum. Ama gelen çocuklarımın geçen seneki öğretmenleriydi. O saatte kapımıza habersiz başka biri gelse bozulurdum ama gelen öğretmenlerimizdi. Bizden biriydi, aileden biriydi, kardeşimizdi sanki. Büyük oğlum

-Anne ben bu hocalarımın samimiyetini çok özlemişim dedi.

Bizim çocuklarımızın geleceğini çalan, can dostlarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini elinden alanları da sana havale ediyorum Rabbim. Haklarını ödeyemeyeceğimiz o fedakar öğretmenlerimizi Rabbim hepsini Efendimize komşu etsin inşallah. Ama ben herşeye rağmen bu saflarda olduğum için yaşadığımız herşeye rağmen Rabbime şükrediyorum. Rabbim ayağımızı kaydırmasın inşallah. Bu günlerde gececek inşallah. Zerre şüphemiz yok, bazen ümitlerimi yitirdiğimi bazen de çok ümitli olduğumu itiraf ediyorum. Bende insanım nihayetinde ama şunu biliyorum ki savrulsakta devrilmiyeceğiz  inşaallah….