Darbe girişiminin yıldönümüne yaklaştığımız şu günlerde, iddianameler büyük oranda yazıldı ve bir çok yerde de duruşmalar başladı. Yazılan onlarca iddianamenin hiç birinde, muvazzaf tek bir polisin fiili olarak darbeye iştirak ettiğine dair bilgi, belge ya da iddia yok. Buna rağmen, en yoğun şekilde mağduriyet yaşayanların başında polisler geliyor.

Onbinlerce polis, hiç bir gerekçe gösterilmeden, OHAL KHK’larıyla mesleklerinde ihraç edildi. Bunların büyük bir kısmı gözaltına alındı ve tutuklandı. Kimileri de kendi meslektaşlarının yaptığı işkencelere maruz kaldı. İşkenceye maruz kalanlardan biri de Emniyet Amiri A. oldu.

Emniyet Amiri Meslektaşları Tarafından Dövüldü

Üç yıldır Diyarbakır’da görev yapan A. mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalışan bir emniyet amiri idi. İddiaya göre, darbe girişiminin hemen sonrasında gözaltına alındı ve meslektaşları tarafında feci bir şekilde dövüldü. Gözaltı süresi boyunca en temel ihtiyaçlarını karşılamasına bile izin verilmedi. İnsan onuruna yakışmayacak muamelelere maruz kalan A.’dan ailesi uzun süre haber alamadı. Günler sonra ilk haberi aldıklarında ise, tutuklandığını öğrendiler.

“Eşim Yıllarca Teröristlerle Mücadele Etti”

Amir Bey’in tutuklanmasının ardından  eşi ve çocukları, Diyarbakır’da yapayalnız kaldı. A.’nın eşi, “Ben ve çocuklarım gurbet elde kimsesiz kaldık. Dost bildiklerimiz, bırak bir ihtiyacımız olup olmadığını sormayı, telefon dahi etmediler” diyor.

“Eşim yıllarca teröristlerle mücadele etti. Buna rağmen bizler, bir gecede terörist ilan edildik. Benim ve çocuklarımın psikolojisi bozuldu” diye sitem ediyor.

Amir Bey, bir süre sonra  mesleğinden de ihraç edildi. Ailenin başka geliri de yoktu. Çaresiz kalan anne, evini yuvasını topladı ve çocuklarıyla birlikte babasının evine taşındı.  Zavallı kadın, “çektiğimiz acıları kelimelere dökmek çok zor” diyor.

Böylesi, ne 27 Martta ne de 12 Eylül Darbesinde görülmüştü. Diyarbakır’da bir emniyet amirine kendi meslektaşları tarafından işkence yapıldı. Ailesi açlığa ve kimsesizliğe mahkum edildi. Her şeye rağmen onlar, “Adalet bazen gecikir ama mutlaka yerini bulur. Mazlumun ahı yerde kalmaz!” diyorlar.