Dört çocuk sahibi öğretmen bir babanın, mesleğinden ihraç olduktan sonra, eşi ve çocuklarıyla yaşadığı mağduriyetin ve gösterdikleri civanmertliğin haberini okuyacaksınız. “Ülkenin sokaklarında OHAL’i gösterecek bir hareket yok. Ben OHAL’i Paris’teki Eyfel Kulesi’nin önünde gördüm” diyen bir kısım yetkililer, Paris’te dolaşacaklarına, Gaziantep’e gitseler, belki fikirleri değişir.

Dört Çocuk Babası Emektar Öğretmen, Mesleğinden İhraç Edildi

Dört kız çocuğu babası öğretmen A. darbe girişimi sonrasında çıkarılan bir OHAL KHK’sıyla, sorgusuz sualsiz bir şekilde  mesleğinden ihraç edildi. Ailesiyle birlikte bir apartman dairesinde kiracı olarak oturan öğretmen, çaresiz bir şekilde iş aramaya başladı. Sonunda, aylık 600 TL alabileceği sigortasız bir iş buldu ve üç ay boyunca çalıştı. Bu üç ayın sonunda işyeri sahibi, A.’yı işten çıkardı ve hak ettiği maaşı da vermedi. Derdini anlatabileceği bir merci bulamayan öğretmen, boynu bükük bir şekilde işyerinden ayrıldı.

Komşular, Aralarında Para Toplayıp Ev Kirasını Ödedi

Ailenin içler acısı haline vakıf olan komşuların, aralarında para toplayarak, ailenin oturduğu evin kirasını ödemeye başladıkları ifade edildi. Bir süre sonra, komşularının rica ve minnetleriyle, bir fabrikada günlük yevmiye karşılığında çalışmaya başlayan A. ailesinin rızkını, bu şekilde temin etmeye çalışıyor. Kucağında on aylık bebeği bulunan anne ise, eşinden gizli gizli, konu komşunun yapılacak işlerine gidiyor; beş on kuruş kazanarak eşine destek olmaya çalışıyor.

Yaşadığı Strese Dayanamayan Annenin Sütü Kesildi

Bütün bu sıkıntı ve strese dayanamayan annenin sütü kesilince, on aylık yavrucağın vücudu susuz kaldı ve bitap düştü. Bir süre sonra da hastalandığı öğrenildi. Diğer çocukların durumu da çok farklı olmadığı belirtiliyor. Korkulu gözlerle, etraflarında olup bitenlere bir anlam vermeye çalışıyorlar.

Emektar öğretmen ihraç edilince sadece dört çocuk ve bir anne baba mağdur olmadı. A.’nın köyde yaşayan anne babası da ortada kaldı. Çünkü onlar da, evlatlarının kendilerine gönderdiği parayla hayatlarını idame ettiriyorlardı. Şimdi onların hali de perişan.

Avucuna Sıkıştırdığı Bir Miktar Parayla Geldi

Steinbeck’in açlık, sefalet ve zorbalığı anlattığı ‘Gazap Üzümleri’ romanındaki manzaraları aratmayacak bir dram yaşanıyor ama onların civanmertlikleri bitmiyor. Geçenlerde eski bir dostları ailecek ziyaretlerine geldi. Kendi aralarında, mağduriyet yaşayan insanlar hakkında konuşmaya başladıklarında, evin annesi hemen başka bir odaya gitti. Birkaç dakika sonra da, avucuna sıkıştırdığı bir miktar parayla geldi; “Al, bu da bizim hayrımız olsun” dedi. Misafir hanım,  parayı almak istemeyince civanmert kadının gözleri buğu buğu oldu ve “eşim artık çalışıyor ya. Bu hayırda bizim de bir katkımız olmasın mı? ” dedi.