Sitemize İzmir’den ulaşan Y.Hanım, eşi ile birlikte devlet memuru olarak görev yaparken 15 Temmuz sonrası hayatlarının bir anda alt üst olup nasıl kabusa dönüştüğünü gözler önüne serdi.

Komşuları tarafından sevilen ve dürüstlüğü ile bilinen ailenin çilesi ilk olarak Y.Hanım’ın eşinin sorgusuz sualsiz, savunması bile alınmadan KHK ile memuriyetten ihraç edilmesiyle başladı.

Kapılar Tek Tek Yüzlerine Kapandı

Hanım’ın eşinin yakın çevresinde çok dirayetli ve kolay kolay pes etmeyen bir kişiliğe sahip olarak tanınıyordu. Eşi ihraç edildikten sonra hukuki olarak bir taraftan hakkını ararken bir taraftan da yılmadan iş arayıp bulmaya çalışıyordu. Eşinin evine ekmek götürme gayreti içerisinde olduğu ancak gittiği her kapının tek tek yüzüne kapandığı öğrenildi. Bu durum çaresiz kocanın psikolojisini bozarak ilaç kullanmasına neden oldu. Y. Hanım bir yandan kocasını telkin etmeye çalışırken diğer yandan kendisine yapılan hukuksuz uygulamayla ikinci bir darbeyi yaşadı.

Memuriyetten açığa alınan kadının iş arkadaşları ve komşuları olan bitene bir türlü anlam veremedikleri belirtildi.

Çünkü ailenin o anlara kadar kimseyi incitmedikleri aksine sokaktaki hayvanları bile sahiplenip, kapı önüne su ve yiyecek koyacak kadar şefkatli oldukları biliniyordu. Sokak hayvanlarına bile şefkat gösteren bir ailenin bir gecede terörist damgası yemiş olması inanılır gibi değildi. Nitekim o güne  kadar sicilleri tertemiz olan aileye, ısmarlama bir KHK ile bir gecede terörist damgası yakıştırıldığı ve ailenin insan içine çıkamaz hale geldikleri ifade ediliyor.

Selamı Sabahı Kestiler

Ailenin yakın komşularının kendilerini çok iyi tanımalarına rağmen “devletin bildiği var demek ki biz yanlış tanımışız” gibi sözler sarf ettikleri belirtildi. Bazı komşularının ise kendilerine selam sabahı kestikleri, bazılarının da kendilerini görünce yolunu değiştirmeleri aileyi iyice kederlendirdiği ifade ediliyor.

Böyle Suç Olur Mu

Y.Hanım tek suçlarının bankaya para yatırmak, derneğe üye olmak, Google play de herkesin kolayca indirebildiği programı indirmemişken bile indirmiş olmak vs. olduğunu dile getirdi. Normal demokratik bir ülkede devletin faaliyet izni verdiği ve sermaye rasyosu en yüksek olan bankaya para yatırmış olmanın suç sayılamayacağını ifade ediyor.

Ayrıca başka bankalarda da hesabının olduğunu, üye olduğu derneğin yine devletin kuruluşuna izin verdiği bir dernek olduğunu, illegal hiçbir şeylerinin olmadığını ve ailecek PKK’dan bile daha tehlikeli duruma düşürülmelerine inanamadıklarını belirtiyor. Y.Hanım bu olup bitenlerin bir Avrupalıya şaka gibi geleceğini ve ülkemizin bu duruma düşürülmesinden büyük üzüntü duyduğunu ifade ediyor.

Bir Çocuğun Ne Suçu Olabilirdi Ki

Malesef ki ailenin yaşadığı sıkıntılar bunlarla sınırlı kalmadı. Okulun açıldığı ilk haftada darbe konusunun işlendiği ve ailenin naif, herşeyden habersiz masum çocuğuna “annesi babası da o teröristlerden, vatan hainlerinden” sözleri sarf edildiği öğrenildi. Öyle ki diğer çocukların teneffüste “sen terörist çocuğusun oyuna katılamazsın, defol” gibi dışlanma, ötekileştirme muamelesine ve psikolojik baskıya maruz bırakıldığı belirtildi.

İntihar Etmeyi Düşündüm

Bütün yükün omuzlarına bindiği bu çilekeş kadının şu cümleleri ; “Sanki dünya üzerime çökmüştü. Bir taraftan kocamın maruz kaldığı muameleler bir taraftan benim ve çocuğumun durumu, toplumdaki ve çevremdeki algılanışımız, anne babalarımızın senin çocuk teröristmiş, vatan hainiymiş gibi çevrenin baskısı karşısında çaresizlikleri iyice bunaltmıştı. Tam çaresizlikten intiharı bile düşünecek hale gelmiştik. Ama biz Müslümandık ve bize bu muameleyi yapanlarda adından başka Müslüman özelliği olmayan din istismarcılarıydı. Zulüm devam etmezmiş. Biz sabırla Rabbim bizi temize çıkaracağı o aydınlık günleri bekliyoruz. Değil mi ki Rabbim her şeyi görüyor boynuzsuz koçun boynuzludan hakkını alacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum. Allah’ım zalimlere verdiği mühleti sonlandırsın yaşasın zalimler için cehennem.” sözleri soykırımın ne boyutlara geldiğini ve aileler üzerinde nasıl tesir ettiğini özetler mahiyetinde.