H.B. ve ailesi OHAL’in mağdur ettiği on binlerce aileden yalnızca biri. Aile, OHAL’de rejimin masum vatandaşlarımıza yaptığı zulmün bir prototipi misali karşımızda duruyor.

23 Yıllık Öğretmenliği Bir KHK İle Sona Erdi

Sekiz çocuklu bir ailenin en büyüğü olan E. Hanım ömrünün en verimli yıllarını Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde öğretmenlik yaparak geçirdi. Birçok kişinin gitmek istemediği yerlerde gönüllü olarak yardıma ihtiyacı olan öğrencilere büyük bir fedakarlıkla öğretmenlik yaptı. Buna rağmen bir gece ansızın çıkarılan bir OHAL KHK’sı ile sorgusuz sualsiz çok sevdiği mesleğinden ihraç edildi. E. Hanım’ın ihraç gerekçesi ise devletin gözetim ve denetimi altında bulunan Bank Asya’da hesabının olması ve devletin dört ayrı bakanlığı tarafından izin verilerek kurulmuş ve faaliyetlerine katılım hususunda teşvik edilen Aktif Eğitim Sendikası’na üye olmasıydı.

Yaklaşık 5 yıl önce eşini kaybeden E. Hanım’ın İstanbul’da üniversite öğrenimi gören kızının yaşamış olduğu psikolojik zorlukları aşabilmesi amacıyla İstanbul’a tayin isteyip geldiği belirtildi. Ancak şuan kızının ve oğlunun annelerinin adli işlemle karşılaşacağı endişesiyle yaşadıkları, bu durumun psikolojilerini bozduğu ve kızının okulu bırakmayı düşündüğü öğrenildi.

Darbe Girişimi Esnasında İzinde Olmasına Rağmen Tutuklandı

Ailenin bir diğer bireyi M.B. Diyarbakır’da Jandarma Komutanlığı bünyesinde helikopter teknisyeni olarak çalışıyordu. 19 yıllık hizmetine rağmen menfur darbe girişimi sonrası TSK’daki görevinden ihraç edildi. Darbe girişimi esnasında izinli olarak anne ve babasının yanında bulunmasına rağmen M.B. 2-3 gün sonra birliğine çağrılarak gözaltına alındı.

Kötü şartlar altında tam 27 gün gözaltında kalan M.B. darbe teşebbüsü esnasında izinli olmasına ve kendi birliğinde herhangi bir hareketlilik yaşanmamasına rağmen adliyeye sevk edildi. Savcının M.B.’ye sorduğu tek soru Diyarbakır’da abisine ait olan dükkanın kirasını elden alarak abisinin Bank Asya’da bulunan hesabına EFT yapmasıydı. Savcılık ayrıca kardeşler arasındaki borç alıp verme ve hesap hareketlerini de suç olarak gösterdiği ifade edildi. Mahkemeye sevk edilen M.B. hakkındaki asılsız ve mesnetsiz suçlamalara rağmen çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine teslim edildi. M.B.’nin darbe girişimiyle hiçbir ilgisi bulunmadığına ve hesap hareketlerinin sebeplerine dair tüm belgelerin mahkemeye sunulmasına rağmen tutukluluğun devamına yapılan itirazlar reddedildi ve bu yüzden M.B. aylardır cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Ailesi, 2 çocuğu ve eşiyle görüşme imkanı bulamayan M.B.’nin psikolojik durumundan endişe duyuyor.

İftira Sebebiyle İkinci Kez Gözaltına Alındı

Dicle Üniversitesi’nde görev yapan A.B.’de ailede zulümden nasibini alanlar arasında. 2016 Ağustos ayı başlarında açığa alınmasının ardından gözaltına alınan A.B. 7 gün boyunca nezarethanede kaldı. Bu esnada abisi M.B. ile aynı nezarethanede karşılaştı. Emniyet işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen A.B. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İşinden uzaklaştırılan A.B. ailesinin geçimini sağlamak amacıyla nakit ihtiyacını gidermek üzere aracını satmaya karar verdi. Ancak işlemler için gittiği Trafik Şube Müdürlüğü’nde kötü bir sürprizle karşılaştı. Yalan beyandan dolayı tutuklu olan bir üniversite çalışanının iftirası ve ardından savcılığın adli kontrol kararına itirazı sonucu A.B. hakkında tekrar yakalama emri çıkması sebebiyle ikinci kez gözaltına alındı. Bu defa da 8 gün boyunca gözaltında kalan A.B. tekrar adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bir yandan iftiralarla uğraşan A.B.’nin diğer yandan da 4 yaşındaki kızının kalp rahatsızlığının tedavisi için mücadele verdiği ifade edildi.

KHK Zulmüne Maruz Kaldılar

Ailenin diğer bireyleri İ.B. OHAL KHK’sı ile işinden edildi, kardeşi A.Hanım ise açığa alındı. Evli ve 2 çocuk babası olan, eşi ile birlikte sınıf öğretmeni olarak görev yapan İ.B.’de yıllarca vatanı ve milleti için canla başla eğitim ordusunun bir neferi olarak görev yapmasına rağmen bir OHAL KHK’sı ile hem mesleğinden edildi hem de ‘terörist’ ilan edildi. Bu yükün ağırlığı altında ezilen İ.B.’nin kardeşlerinin manevi desteğiyle ayakta durduğu, son derece yıprandığı ve psikolojik olarak çok etkilendiği öğrenildi.

Ailenin en küçüğü olan A. Hanım’ın da bir süre özel okullarda matematik öğretmeni olarak görev yaptığı, MEB bünyesinde öğretmenlik yapmak istediği için uzun uğraşların sonunda KPSS’de iyi bir puanla atanmayı başardığı belirtildi. Ancak henüz MEB’deki görevinin 3. ayında açığa alındığı öğrenildi. Mesleğini yapabilmek için eşinden ve 2 çocuğundan ayrı yaşamak zorunda kalan A.Hanım İstanbul’da bir başına kaldı. Nihayetinde 4 aylık bir süreçten sonra tekrar görevine döndü.

H.B. Ve Ailesi De KHK Mağduru

Ailenin bir diğer üyesi H.B. ise 19 yıl boyunca Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde öğretmenlik yaptı. Zorlu şartlarda yıllarca insanımız için her türlü fedakarlığı yapmış olan H.B. son 1 yıldır da ablası E.Hanım’a destek olmak için İstanbul’da görev yapıyordu. Beş çocuğuyla birlikte İstanbul’da kıt kanaat geçinen H.B. birinci yılın sonunda büyük kızı G.’nin böbrek yetmezliği sebebiyle diyalize girmesi gerektiğini öğrendi. Haftada 3 gün kızlarını diyalize götüren ailenin yaşadığı zorluklar H.B.’nin ihraç edilmesiyle daha da arttı. H.B.’nin şimdi inşaatlarda çalışarak ailesinin geçimini ve kızının tedavisini yaptırmak için var gücüyle çabaladığı öğrenildi.

Bir aileye bu zulüm yapılırken mağdurların 90 yaşındaki babası ve 75 yaşındaki annesi ise kendi hastalıklarının yanı sıra çocuklarının dertleriyle de mücadele etmeye çabalıyor. Ülkemizde bu zulüm döneminin bir an önce bitmesini umut eden aile, mağduriyetlere sebep olanlardan hukuk çerçevesinde h

esap soracakları günü bekliyor.