Kıvanç Deniz

Doğuştan beyin felci hastası Chirtsy Brown’ın, kendi yaşam öyküsünü anlattığı ‘Sol Ayağım’ isimli ilham verici bir kitabı var. Sol ayağının başparmağı arasına sıkıştırdığı sarı bir tebeşirle “A” harfini yazmayı başaran çelimsiz çocuğun, ileride İrlanda edebiyatının başyapıtlarından birini yazacak ünlü bir yazara dönüşme serüveni anlatılıyor.

Kitap, Chirsty Brown’ın onore edildiği bir tören anlatımıyla son buluyor; ” Doktor Collis annemin durduğu yere gitti. Onun ellerini tuttu, alkış kesilmişti. ‘Bu çiçekler sizin için hanımefendi’ dedi. Alkış  tekrar başladı. Erkek kardeşlerimden bazılarını salonun arkadasından görebiliyordum. Deliler gibi alkışlıyor ve çığlık atıyorlardı”

Mutluluk herkese yakışır ama herhalde en çok da engelli bir insana yakışır. Bizde de böyle azimli ve hayata sıkı sıkıya bağlı engelli insanlar yok değil aslında. Onlardan biri de Cüneyt Arat. Ama onun hikayesi ne yazık ki alkışlarla ve mutlu bir sonla bitmiyor. O şimdi hapiste. Doğuştan %90 görme engelli olan gencecik bir insan, ‘silahlı terör örgütü üyesi’ olmak suçundan dolayı cezaevinde yatıyor.

İnanması güç ama mahkemenin verdiği 8 yıl 10 ay hapis cezası onandı ve Cüneyt Arat hapse girdi. Doğuştan görme engelli Arat’ın, radyo programları yapmakla başlayıp, Türkiye’nin en önemli haber sitelerinden birinde yazarlık yapmaya kadar uzanan başarı hikayesi şimdilik Mersin F Tipi Cezaevinde durakladı.

Cüneyt, anne ve babası ayrı olduğu için, Adana’nın Yüreğir ilçesinde ikamet eden babannesi ve dedesiyle birlikte kalıyordu. Sesli programlar sayesinde cep telefonu ve bilgisayar kullanmayı öğrenmiş, adeta kendisini engellilerin engellerini kaldırmaya adamıştı. “Ben engellenmediğim sürece engelli değilim” diyor, toplumsal duyarlılık oluşturmak için yerel radyolarda programlar yapıyordu.  27 Mart 2011 tarihinde Adana’ya gelen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmüş ve kendisine, görme engelliler için özel bir lise yapılması teklifini iletmişti. Bunları yaparken sadece 16 yaşında bir lise öğrencisiydi.

Sonrasında da hiç durmadı. Yerel yöneticilerden, siyasal partilerin genel başkanlarına kadar herkesle görüşüyor, engellilerin yaşamlarını  kolaylaştırmaya çalışıyordu. Bir süre sonra ‘bütün siyasal parti liderleriyle fotoğrafı olan engelli’ diye anılmaya ve ‘Hiperaktif Cüneyt’ diye hitap edilmeye başladı. Birçokları onun için ‘engellilerin doğal lideri’ diyordu, O da bu yakıştırmalardan rahatsız olmuyordu.

Görme Engelli Adamı Hapisten Kurtardı

Cüneyt Arat, engellilerin tüm sorunlarını üzerine vazife addediyordu. 2013 yılı haziran ayında bir gün evinde radyo dinlerken; Adana’da yaşayan %73 görme engelli, 65 yaşındaki Hakkı Aktaş’ın 11 bin 600 liralık su borcunu ödeyemediği için hapse atıldığını öğrendi. Yaşlı adamın eşi ve çocuklarının maddi durumları iyi olmadığı için ellerinden bir şey gelmiyordu. Cüneyt derhal harekete geçti. Önce ailenin evine, ordan da doğruca Belediye Başkanı ile ASKİ yetkililerinin yanına gitti. Gerekli işlemleri başlattıktan sonra Kürkçüler Cezaevi’ndeki Hakkı Aktaş’ı ziyarete gitti. Burada Aktaş, Arat’a “Beni ne yap et buradan kurtar” diye yalvardı.

Bunun üzerine Cüneyt, girişimlerini hızlandırdı ve işlemleri çok kısa bir süre içerisinde tamamladı. Hakkı Amca’yı hapisten kurtardı ve ailesinin yanına da bizzat kendisi götürdü. Eşi ve kızı, Hakkı Aktaş’ı karşılarında görünce, ona sarılarak gözyaşlarına boğuldular. Baba Aktaş, su borcundan dolayı cezaevine girdiğini anlatarak, “Ben hastayım, gözlerim yüzde 73 görmüyor. Bu nedenlebirikenborcumu ödeyemedim ve cezaevine girdim. Sağolsun beni cezaevinden lise öğrencisi görme engelli bir çocuk kurtardı. O kadar devlet büyüğü varken, beni lise öğrencisinin kurtarması çok duygulandırdı. Benim 9 çocuğum vardı; artık 10 çocuğum var. Hayatım boyunca bu iyiliği unutmayacağım” dedi.

Adana’da faaliyet gösteren Ekspres Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Cüneyt Arat, 2013 yılı ekim ayında Başbakan Erdogan’la bir kez daha görüştü. Hem de bu görüşmesinde Başbakan’la fotoğraf çektirmeyi de başardı. 19 yaşındaki Arat Erdoğan’a; “2002 yılı sadece Türkiye için değil engelliler için de bir dönüm noktası oldu. AK Parti iktidara geldikten sonra engelliler sokağa çıkar hale geldi. Sizin sayenizde bir çok hakka sahip olduk. Siz benim görmeyen gözüm, yürüyemeyen engelli arkadaşlarımın ayağı, tutmayan eli oldunuz. Bunun için çok teşekkür ediyorum” dedi.

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra ise, Arat’ın Erdoğan’la ilişkisi hep kriminal boyutta oldu. Cüneyt Arat, siyasal iktidarın yolsuzluk konularındaki tavrını ve özgür basının susturulması girişimlerini eleştirmeye başlayınca, Cumhurbaşkanı Erdoğanda Arat hakkında dava üstüne dava açmaya başladı.

“Cezaevine Girmekten Korkmuyorum!”

14 Aralık 2014 tarihinde, Zaman Gazetesi ve Samanyolu Televizyonunu susturmaya yönelik operasyon baslatılınca, Cüneyt Arat, çokları gibi bir köşeye sinip beklemedi. Düzenlenen demokrasi nöbetlerine katıldı ve tepkisini net bir şekilde dile getirdi. Bu toplantılardan birinde; “Hükümet her zaman engelli hakları üzerinden rant sağlıyor.10 bin engelli kardeşimizin memurluk sınavlarını iptal etti ve tam Ermenek Olayları sırasında Milletvekili Necdet Ünüvar’in oğlu sınavsız bir şekilde bakan müşaviri oldu. Bugün Recep Tayyip Erdoğan Hocaefendi’yi kötülerken, Hizmet Hareketini kötülerken, görme engelli olan Molla Muhammed’den bahsediyor. Diyor ki ‘sırf Pensilvanya’ya karşı geldiği için 18 yıl cezaevinde kaldı’. Ben esas kendisini engelliler üzerinden rant sağladığı için kınıyorum” ifadelerini kullandı.

Çok kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, attığı bir tweetten dolayı Arat’a dava açtı. Böylece, CHP ve MHP Genel Başkanları ile 1845 yurttaş hakkında yürütülen ‘Erdoğan’a hakaret’ davalarından biri de Cüneyt Arat hakkında açılmış oldu. Arat bu konuyla ilgili olarak da; “Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın torunu yaşındayım. Ağır engelli bir vatandaşım. Koskoca Cumhurbaşkanı’mızın beni mahkemeye vermesini anlamakta güçlük çekiyorum. Mahkemeye verilen ağır engelli bir vatandaş olarak bu durumdan utanç duyuyorum. Cezaevine girmekten de korkmuyorum. Benim alnımda hırsız da yazmıyor, rüşvetçi de yazmıyor” dedi.

“Erdoğan’dan Özür Dile, Seni Zengin Edelim”

Görme engelli bir gazeteciye Cumhurbaşkanı’nın dava açması ulusal basın geniş yankı buldu. Bunun üzerine siyasal iktidarın bazı ileri gelenleri Arat’ı telefonla arayarak; “Recep Tayyip Erdoğan’dan özür dile, elimizden geleni yapalım, seni zengin edelim” dediler. Arat bu teklifi kabul etmediği gibi; “Herkes birbirini rahat bir şekilde eleştirebilmeli. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, eğer namusu ve şerefi üzerine tarafsız kalacağıyla ilgili yeminler ediyorsa ardından miting miting dolaşıp, bir siyasi partiye 400 milletvekili istiyorsa kendisini eleştirmem normaldir”dedi.

Erdoğan’ın kendisini daha önceden çok sevdiğini ve takdir ettiğini söyleyen Arat, Ağustos ayı içerisinde UYAP’a girdiğinde Cumhurbaşkanı’nın kendisi hakkında ikinci bir dava daha açtığını gördü. Aralık ayında Ankara’ya giden Arat, mahkemede ifade verdi. Bahse konu tweetin kendisine ait olmadığını, tweet içeriğinde Cumhurbaşkanı’nın adının geçmediğini, söylenen sözü birilerinin Cumhurbaşkanı adına üzerine alındığını ifade etti.

Gözaltı

2016 yılına gelindiğinde Arat, Rota Haber internet sitesinde yazılar yazıyor, 500 bine yakın takipçisiyle Twitter’ı aktif bir şekilde kullanıyordu. Yazılarının odak noktasını, ülkede günden güne artarak devam eden ‘cadı avı’ ve muhalif medyaya yönelik baskı politikaları oluşturuyordu. Nitekim kendisi de bu baskılardan uzak değildi. Nitekim 15 Haziran 2016 günü Güvenlik Şubesi polisleri tarafından gözaltına alındı. Sağlık kontrolü için hastaneye götürülürken; “Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ve hizmet hareketini övmekten gözaltına alındım. Ben  Cumhurbaşkanı’na hakaret etmedim, eleştirileri hakaret olarak algılıyor. Eleştirinin ne olduğunu daha öğrenemedik, öğreneceğiz. Hizmet hareketini de seviyoru” dedi. Cüneyt Arat ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ayağına Elektronik Kelepçe Takılan İlk Engelli Oldu

Ne yazık ki bu, görme engelli gazetecinin ilk ve son gözaltına alınması olmadı. 20 Temmuz gecesi saat 00.00 sıralarında TEM Şubeden sekiz polis, Cüneyt Arat’ın evine tekrar baskın yaptı. Gözaltına alınan Arat, Emniyete götürüldü. Polisler Arat’ın Emniyette engelli lavabosunu kullanmasına izin vermedi. 21 Temmuz günü savcılıkta ifadesi alınan Arat, çıkarıldığı 7. Sulh Ceza Mahkemesince “Fethullah Gülen’i övücü paylaşımlar yaptığı” gerekçesiyle ev hapsine mahkum edildi. Ayağına elektronik kelepçe takıldı.

 

Cüneyt Arat, Türkiye’de ve dünyada ayağına elektronik kelepçe takılan ilk engelli oldu. Bu yüzden yemekten içmekten kesildi, bacaklarında ağrılar başladı. Psikolojisi bozulan Arat, geceleri rüyalarında polisleri görmeye başladı, 3 ayda tam 11 kilo verdi.  Adana Emniyeti tarafından elkonulan sesli programlı telefonu da iade edilmedi ve Arat, tam bir tecrite mahkum edildi. Denetimli Serbestlik Birimini arayarak 3 aylık engelli maaşını çekmek için izin istedi ancak bu talebi bile kabul edilmedi.

3 Şubat günü mahkemeye çıkan Arat; “Ben ilk kez nezarethane ortamı gördüm. Benim 6 ayda karanlık olan dünyam tamamen karardı. Eğitim hakkım engellendi. Görmeyen bir kişinin

ayağına elektronik kelepçe takmak izahsızdır. Benim mahkemeden tek isteğim vardır. İnsani talebim ya ev hapsim bitsin ya da arzumla cezaevine gönderilmeyi talep ediyorum” dedi. Mahkeme heyeti,  Arat hakkındaki ev hapsi adli kontrol kararının kaldırıp yurt dışına çıkış yasağı konulmasına karar verdi. Cüneyt Arat 6 ayın sonunda kismi de olsa tekrar özgürlüğüne kavuştu ama zulüm bitmedi.

Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi 22 Şubat 2017 tarihindeki duruşmada Cüneyt Arat’a örgüt üyeliğinden 6 yıl 3 ay, propaganda suçundan ise 1 yıl 10 ay ceza verdi. Cüneyt Arat sosyal medyadan yaptığı açıklamada; “Beni seven büyüklerimden tek isteğim cezaevine girmem halinde mağdur edilen engellilere ses olmalarıdır. Sizleri çok seviyorum. Kimseden medet ummuyor, Yargıtay’ın onaması durumunda cezaevine güle güle gideceğimi ifade ediyorum. Şakşakçı olsaydım hayatımı yaşardım. Ailemi ve sevenlerimi utandıracak hiç bir şey yapmadım. Gazeteciliğimin hakkını verdim. Mazlumları savunup engellilere ses oldum” dedi.

Polis: “Gelsin Fethullah Seni Kurtarsın”

Aradan çok fazla zaman geçmedi. 19 Mart günü polis yeniden kapıya dayandı ve Cüneyt Arat tekrar gözaltına alındı. Doktor kontrolü sonrasında nezarethaneye götür

ülürken bir polis Arat’a; “Gelsin Fethullah seni kurtarsın” deyince, O da polise dönerek; “Bütün masumları Allah kurtaracak!” dedi. Emniyet işlemleri tamamlanan Arat, mahkemeye sevk edildi. Alınan ifadesinin ardından mahkemece serbest bırakıldı.

“Uzunca Bir Süre Hapiste Olacağım”

Yaşanan tüm olumsuzluklara  rağmen Cüneyt Arat geri durmadı. KHK’yla mesleklerinde ihraç edilen ve cezaevlerine atılan engellilerin seslerini sosyal medyadan duyurmaya devam etti. Ne yazık ki 10 Temmuz günü ‘yandaş’ medyadan, kendisi hakkında verilen 8 yıl 10 aylık cezanın onandığını öğrendi. Anlaşılan mahkeme kararı ondan önce ‘yandaş’ medyaya tebliğ etmişti. Polislerin kendisini aradığını öğrenen Arat, saat sabaha karşı 03:00’e doğru Emniyete giderek teslim oldu.

Bir yakını aracılığıyla sosyal medyadan sevenlerine şu mesajı yayınladı; “Fethullah Gülen’i ve Gülen cemaatini seviyorum. Bu insanlardan zarar geleceğine inanmadım, inanmıyorum. Yazdığım hiç bir twitten veya yazıdan pişman değilim. Hapiste olan binlerce masum insan gibi ben de haksız yere tutuklandım. Zalime boyun eğmeyiniz. En fazla tutuklanıp hapse gönderilirsiniz. Ama onurunuzu korursunuz. Uzunca bir süre hapiste olacağım. Kendi adıma üzülmüyorum. Ülkemin haline üzülüyorum.

Türkiye Cumhuriyeti görme engelli bir gazetecinin yazdıklarından korkmaz. Korkanlar suçlu olanlardır. Siz dostlarımdan ricam, bu uzun hapis suresinde beni unutmamanız, dualarınızda yer vermenizdir”

Emniyete kendisi giderek teslim oldu ama zulüm yine bitmedi. TEM Şubede polisler Cüneyt Arat’a küfür ve hakaret ettiler. İki polis Arat’a; “Sen 249 insanın ölümünden sorumlusun” diye bağırdı. Akıl almaz muamelenin sonrasında  aynı gün Cüneyt Arat, polisler tarafindan, cezaevine teslim edildi.

 

Mersin  E Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’ndan iki sayfalık bir mektup gönderen Arat sevenlerine; “Yüreğimde zerre-i miskal kadar şüphe ve endişe  yok. Hepinizi çok seviyor, daima dua ediyorum. Allah herşeyi gören ve bilendir. Günahsız bebeklerden ve masum engellilerden terörist çıkmayacağını çok iyi bilmektedir. Cüneyt kardeşinizi hiçbir zaman unutmayın. Dualarınızda eksik etmeyin” diye seslendi.

Cüneyt Arat henüz daha 18 yaşında bile değilken, cezaevindeki  engelli Hakkı Aktaş’ı, ne yapıp etmiş ve hapisten çıkarmıştı. Şimdi kendisi hapiste ve onu çıkarmak için çırpınan bir ‘Cüneyt’ yok. Ne diyelim, son sözümüz yine onun sözü olsun; “Bütün masumları Allah kurtaracak!”