Darbe girişimi sonrasında hükümet medyası tarafından dile getirilen ilk talep, ‘savaş hukuku’ ilkelerinin uygulanması gerekliliği oldu. Yani açık bir şekilde, insan haklarının askıya alınacağı ilan edildi. Ancak ne yazık ki ülkede ‘savaş hukuku’ ilkeleri bile uygulanmadı.

‘Savaş hukuku’, hem İslam fıkhında hem de modern hukuk da yer alan bir kavram. İslam Hukukunda bu konu, Peygamber Efendimiz’in (S.A.V); “Yaşlılara, kadınlara, çocuklara, kendisini ibadet ü tâate vermiş ruhbanlara ve mabetlere ilişmeyiniz” hadisi çerçevesinde belirlenmiş.

‘Yaşlılar, Çocuklar ve Kadınlar Hedef Olamaz’

Modern hukukda ise, ilk kez Hugo Grotius tarafından dillendirilen ve 1914 yılında La Haye Barış Konferansı tarafından kabul edilen ‘Adil Savaş Kuramı’ ya da ‘Jus in Bello’ Kriterleri olarak ifade ediliyor.

Bu kritere göre, bir savaşın ‘adil’ olarak tanımlanabilmesi için, ‘Ayrım Gözetme’ Prensibine uyulmuş olması gerekiyor. ‘Ayrım Gözetme’ Prensibi de şöyle diyor; “Sağlık personeli, din adamları, bebekler ve çocuklar, kadınlar, korunmaya muhtaç yaşlılar, hastalar ve yaralılar hedef olamaz”.

Binlerce örneğe bakıldığında bugün ülkede ‘savaş hukuku ‘nun bile yürürlükte olmadığı görülüyor. Nitekim, gün geçmiyor ki, yaşlılar, kadınlar ve hasta insanlar hapishanelere atılmış olmasın. Binlerce örnekten iki tanesi de Bolu’da yaşandı.

Erken Doğum Yapan Kadın Tutuklandı

Edinilen bilgiye göre, Bolu’da yaşayan ve erken doğum yapmış olan bir kadın gözaltına alındı. Bakıma muhtaç yavrusundan koparılan kadın tutuklanınca, bebeğe bakmak yaşlı babanneye kaldı.  Anne halen tutuklu ve bebeğe babannesi bakmaya devam ediyor.

Anne Tutuklandı, Kızı Psikolojik Tedavi Görüyor

Bolu’da yaşanan diğer bir olay ise, eşi kısa süre önce vefat eden bir kadınla ilgili. Eşini kaybetmiş olmanın hüznü içerisinde hayata tutunmaya çalışan kadın, gözaltına alındı ve tutuklandı. 12’nci sınıfa giden kızı depresyona girdi ve psikolojik sorunlar yaşamaya başladı. Halen psikolojik tedavi gören çocuk, okuluna ve derslerine konsantre olamıyor.

Hapse atılan kadınların suçlarının ise, ‘legal olarak açılmış ve hiç bir yasa dışı faaliyeti olmayan bir derneğe üye olmak’, ‘fakir öğrencilere burs vermek’ ve ‘özel eğitim kurumlarında görev yapmak’ olduğu ifade edildi.

Bugün ülkede ‘OHAL’in vatandaşa hiç bir zararı yok’ deniyor ama değil insan hakları hukuku, ‘savaş hukuku’ bile uygulanmıyor.