Merhaba…

Ben 23 yıldır öğretmenlik mesleğini severek yerine getiriyordum. Öğrencilerim ve velilerim tarafından sevilen biriydim. Öğrencilerimi vatanını milletini seven, büyüklerine saygılı ve hak hukuk bilen bireyler olarak yetiştirmeye gayret ettim. Son 8 yıl da idarecilik yaptım. Amirlerim tarafından verilen sicil notum hep yüksekti. Bırakın herhangi bir disiplin cezası almayı, görev  hayatım boyunca en küçük uyarı dahi almadım.

Ama bir günde ‘terörist’ oldum, hala hayretler içerisindeyim. Darbenin her türlüsünü lanetle anmama rağmen, ben nasıl darbeci olabilirim?  21. Asırda ispatsız suçlama nasıl olabilir? Yaz tatilinde köyünde olan biri, nasıl darbeye iştirakten açığa alınır ve çok sevdiği mesleğinden ihraç edilir?

İlk zamanlar şaka zannettim ama gün geçtikçe acı gerçekle yüz yüze kaldım. Herhangi bir birikimimiz yoktu. Maaşımız da kesildi. Çoluk çocuk ne yapacaktık? 3 Çocuğum okula gidiyor. Evimiz kira. Eşim ev hanımı.

Günlerce, ‘acaba hangi işi yapsam?’ diye düşündüm. Nereden bilebilirdim ki bize iş de, aş da verilmeyeceğini. Gittiğim yerlerden umutsuzca geri çevrildim. Ülkemde  kâbus gibi bir

korku hakimdi. İşyerisahipleri, kendi başlarına bir şey gelecegi endişesiyle, beni işe almaktan korkuyorlardı. Bu yaşta ne yapabilirdim? Ya hırsızlık ya dilencilik….

Belki 30 civarı işyerine müracaat ettim. Sonuç hep olumsuz. Eve eli boş dönmenin, çocukların yüzüne bakamamanın ne kadar acı olduğunu iliklerime kadar hissettim! Gündüz tuttuğum gözyaşlarımı geceleri özgürce akıttım.

Eşim ve ben bunalımdaydık. Bu çocuklarımıza da yansıyordu. Bu körpe fidanların suçu neydi? Hayat böyle gitmezdi.

Sonunda bir işletmenin mutfağında bulaşıkçı olarak işe başladım. İlk başta patron işe almak istemedi. “Bunca yıllık öğretmeni ben nasıl bulaşıkçı yapabilirim?” dedi. Bulaşıkçı olmak için yalvarıyordum; herkes acıyarak bakıyordu  yüzüme.

Tanıdığım arkadaşlar bir bir tutuklanmaya başlayınca, hayat tekrar zehir olmaya başladı. Çalan her zilde ‘polis geldi’ diye yüreğimiz hopluyordu. Rüyalarımız kâbus doluydu. Sık sık, polis tarafından derdest edilip çocuklarımın feryatları arasında elleri kelepçeli götürülme kâbuslarıyla, terleyerek uyanıyordum.

Nasıl bir dünyada yaşıyorduk? İnsanların yıllarca güvenerek çocuklarını teslim ettiği, hatta çocuğunu bana yazdırmak için aracılar bulduğu ben, ‘silahlı bir terörist’ olmuştum. “Bu suçu bize atanlar, acaba buna inanıyor mu?”, çok merak ediyorum.

Artık hiçbir şey düşünmüyorum. Bulaşık yıkıyor, yerleri süpürüyor, malzeme taşıyor, hamallık yapıyorum. Aç kalmayacak kadar da ücret alıyorum.

Bir an önce bu kâbusun bitmesini arzuluyorum. Severek yaptığım ve yıllarımı verdiğim mesleğime geri dönmek istiyorum.