Çok mutluyum ama bir o kadar  kırgın, kızgın ve hüzünlü. Çok karmaşık duygulardayım;
mutluyum çünkü Rabbim bana medrese i yusufiyeyi  tattırdığı için.

Kırgın, kızgın ve hüzünlüyüm… Bize bunları yaşatanlara, yaşananlara sebep olanlara. Cennet bildiğimiz Türkiye’mizde yapılan  haksızlık, diz boyu olduğu için ve insanların üç maymunları oynadığı için. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Şu an bu satırları, halk dilinde hapis olan ama Hz Yusuf un yaşadığı  yerlerden yazıyorum.

Hani derler ya gençliğin baharında, evlenecek çağda… Belki şu an burada olmasa idim, bunları yaşıyor olurdum. Ama insanların evlerini barklarını, çoluk çocuklarını, eşlerini ailelerini, hayallerini mahvettiler. Bir hiç uğruna, bir bilinmezlik uğruna.

Ailemin  yanında açıktan üniversite okuyup kursa gidiyordum. Kursta iken annem aradı; “Kızım çabuk gel, polisler seni soruyor.” dedi. Koşa koşa gittim. Babam annem gözleri dolu dolu, polislerle oturmuş beni bekliyorlardı. O duvar gibi sepsert babamın gözünde, yüzünde hiç öyle bir hüzün görmemiştim. Annem desen, keza o anı hiç unutmayacağım hiç …

Beni, Bylock diye internetten indirilen bir programı indirip kullanmışım diye götürdüler. Saatlerce ifade ve sonunda cezaevi…

Buraya geleli 2 ay oldu. Ailem ve ben olanlara hala bir anlam veremiyoruz. Neden burdayım? Adaletin olduğu söylenen bir ülkede, suç teşkil etmeyen bir şeyden yatmak…

Annemler görüşe geldiği sırada beklerken, buradaki ablaların aileleriyle tanışma imkanı bulmuşlar. Annem, “Ben hiçbir zaman, bu kadar düzgün insanı bir arada görmemiştim” dedi.

Burada zamanlar çok dolu dolu geçiyor ama tek sıkıntım aile hasreti. Bir de, görüşlerde çocuk çoluk hasreti çeken anne babalar.. Daha geçen haftaki görüşte aynı odayı paylaştığım bir ablanın oğlu gelmişti açık görüşe. 2 yaşındaydı, her şeyden bihaber. Annesine sürekli “Anne kursun bitsin artık, eve gel. Hadi evimize gidelim.” diyordu. Yarım saat olan görüş  bittiğinde,  bir ayrılışları vardı, sözün bitti yer; çocuk annesinin  boynuna öyle sarılmış ki, babası zor çocuğu alıp götürdü. Daha neler neler var, bir bilseniz…

Kendisi içerde, bebeği dışarda olup, sütünü sağıp lavaboya döken mi dersiniz, hem anne hem baba içerde olup, evin en büyüğü olan ortaokullu bir çocuğun 2 kardeşine  bakma çabası mı!.. Daha neler neler… Soruyorum size; insanlık  bunun neresinde? Kalbinde zerre iman olan bir insan, bunları yapabilir mi?

Ne olur, artık birileri kulak versin yapılan bu zülme, ne olur!..