Üç kişilik çekirdek bir ailenin, darbe girişimi sonrasında maruz kaldığı gerçek bir zulmün satır başlarını okuyacaksınız. Yeni mağduriyetlere davetiye çıkarmamak için, kimlik bilgilerini açıklamıyoruz.

15 Aylık Bebeğin Annesi Gözaltına
Alındı

İnternet sitemize ulaşan bilgiye göre, ailemiz, Anadolu’nun küçük bir ilinde yaşıyordu. Ailenin tek evladı, henüz annesini emen bir  bebekti.
22 Eylül 2016 sabahında, ailenin kapısı büyük bir gürültüyle çaldı. Gelen Terörle Mücadele polisleri, anne hakkında gözaltı kararı olduğunu söyleyerek “Terör örgütü üyeliği” ve “Anayasal düzeni bölmek” suçlarını isnat ettiler.

Anne, bir hafta boyunca gözaltında tutuldu. Anne sütüne muhtaç 15 aylık bebek ise, ne olduğunu anlamadan babasıyla evde bekledi. Baba, evladını bu bir haftalık süre içerisinde sadece üç kez annesinin yanına götürebildi. Çünkü polisler, bebeğin Emniyete getirilmesini istemiyorlardı.

Bir seferinde baba, evladını annesine teslim etmek üzere Emniyete gittiğinde kapı aralığından eşini görünce, polislerin hakaret ve tehditlerine maruz kaldı. Polisler, az kalsın, babayı oracıkta darp edeceklerdi. Genç adam; “Al
lah şahittir, ben ve eşim, bu olaya kadar hayatımızda karakoldan içeri girmemiştik” diye feryat etti.

Elektronik Kelepçe

Anne 29 Eylül günü mahkemeye çıkarıldı. Hakimin; “Yukarıda bahsettiğim suçtan dolayı suçlu bulundun fakat emzirmekte olduğun çocuk olduğu için, 24 saat elektronik kelepçe ile ev ha
psine karar verildi.” dediği iddia edildi.

Aile perişan halde evlerine döndü, annenin sağlığı ve psikolojisi bozulmuştu. Elektronik kelepçe takılacaktı ama yaşadıkları ilde elektronik kelepçe bulunmuyordu. O yüzden, polisler her gece 01:00 ile 04:00 arasında eve gelmeye ve anneden imza almaya başladılar.

Polisler her gece resmi araçla ve ellerinde telsizle binaya geliyor, büyük bir gürültüyle daireye çıkıyorlardı. Bir süre sonra apartman sakinleri bu durumdan rahatsız olmaya ve aileye tepki göstermeye başladılar. Komşularından destek görmesi gereken aile, tecrit edildi. İnsanlar, onları gördüklerinde yollarını değiştiriyorlardı, hatta koşarak uzaklaşanlar bile oluyordu.

Çaresiz kalan aile, evlerini, annenin memleketine taşımak zorunda kaldı. Hanımefendinin anne ve babasının oturduğu yere yakın bir yerden ev tuttular. Böylece, çaresiz kadın, anne ve babasına daha yakın olacak ve biraz olsun r
ahatlayacaktı.

Kısa süre sonra polisler elektronik kelepçe takmak için, ailenin yeni evine geldiler. Resmi araçla geldikleri için komşular durumu anladı ve yeni bir tecrit süreci başladı. Bu arada, hiç bir düzenli geliri olmayan ailenin babası başka bir ilde iş buldu ve çalışmak üzere evden ayrıldı.

Aile, Evlat ve Torunlarına Sahip Çıkmadı

Anne ve 15 aylık bebeği evde yalnız kaldılar. Eve gelen akrabaların bir kısmı dalga geçer tarzda konuşuyorlar, bir kısmı ise ‘oh olmuş’ anlamına gelen ifadeler kullanıyorlardı. İşin en acı tarafı ise, zavallı kadının anne ve babasının da evlat ve torunlarına yeterince sahip çıkmaması oldu. Onlar bile kadının yanında kalmaktan korkuyorlardı. Anne ve bebek, evde tam 4 ay hapis hayatı yaşadılar.

Babasının yanında olmaması, annesinin sürekli ağlaması ve dışarı çıkamayarak hapis hayatı yaşaması sebebiyle, çocukta psikolojik sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Zavallı çocuk, annesinden bir an bile olsun ayrılmak istemiyor, agresif tavırlar sergiliyordu.

Annesini Arayan Bebek

20 Şubat günü polis bir kez daha kapıya dayandı. Anne tekrar gözaltına alındı. Yine polislerin kaba ve tehditkar tavırlar sergiledikleri, sorulan sorulara da cevap vermedikleri
belirtildi.

Baba, bize gönderdiği elektronik postayı şu sözlerle bitiriyor: “Çocuk sabahtan beri evin içinde annesini arıyor. Yemek yemiyor. Yine emzirmeye nezarethanenin o boğucu ve soğuk atmosterine götürüp getirmeye başladık. Ne diyelim, Allah’a havale ediyoruz!”