15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL uygulaması, darbe girişiminin üzerinden 15 aydan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, sonlandırılmıyor. Özgür basın tamamıyla susturuldu. Yaşanan insan hakkı ihlallerini dillendirmeye çalışanlar, bir anda kendilerini demir parmaklıklar arkasında buluyorlar. Uluslararası insan hakları kuruluşlarının OHAL uygulamalarıyla ilgili raporlarının yayımlanmasına izin verilmiyor.

Mahkeme tutanaklarına bile giren işkence iddialarıyla ilgili soruşturma açılmıyor. Açılan soruşturmalar da takipsizlik kararı verilerek derhal kapatılıyor. Tüm bu baskılara rağmen, ortaya çıkan ve aslında ancak buz dağının görünen yüzü niteliğinde olan zulüm tablosu bile, ülkenin içinde bulunduğu durumu anlatmaya yetmiyor.

Belirttiğimiz bu kısıtlamaları öncelikle not ettikten sonra, Gaziantep’te yaşanan ‘cadı avı’ sürecinin tablosu:

482 Çocuk Cezaevi Yolu Gözlüyor

Gaziantep ilinde yapılan nefret operasyonlarıyla ilgili Mağduriyetler Sitemize ulaşan bilgiye göre, halihazırda annesi ya da babası cezaevinde olan çocuk sayısı, 482. Bu 482 çocuk ve bebek cezaevi yolu gözlüyor. 3 çocuğun ise hem annesi hem de babası cezaevinde.

Hasta Tutuklular Büyük Risk Altında

Ağır sağlık problemleri bulunan 3 tutuklu, yapılan tüm itirazlara rağmen tahliye edilmiyor.

Yaşadığı baskılar nedeniyle, yaklaşık 1 yıldır psikolojik sorunlar yaşayan ve yeşil reçeteli ilaçl
ar kullanan Ş.T. halen cezaevinde. Tahliye talebinde bulunan Ş.T.’ye ilaçları verilmeyerek, ‘itirafçı’ olması yönünde baskı yapıldığı, kabul etmediği için de tahliye edilmediği ifade ediliyor.

Cezaevinde ağır sağlık sorunları yaşayan diğer bir tutuklu ise R.G. Nefes darlığı ve kalp rahatsızlığı bulunan R.G.’ye gözaltında bulunduğu süre zarfında ilaçları verilmedi. Gaziantep’in yaz sıcağında günlerce, tıka basa doldurulmuş bir spor salonunda bekletildi. Halen de cezaevinde tutuklu bulunuyor.

R.Ş. ise şeker hastası. 15 gün gözaltında tutuldu, hakaret ve psikolojik işkenceye maruz kaldı. Yaşadıklarından sonra büyük bir çöküntüye giren R.Ş., 50 kiloya kadar düştü.

Tüm bunların dışında, 4 kişinin de gözaltında baskı, fiziki şiddet ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı ifade ediliyor.

En başta belirttiğimiz gibi, ne yazık ki, bu tablo, buzdağının sadece görünen yüzü.