Bursa’da yaşayan A. Bey, hain darbe girişimi sonrasında derdest edilerek hapse atılan 50 binden fazla insandan biri oldu. Henüz yaşını yeni doldurmuş bir evladı olan A. Bey, 2016 yılı ağustos ayında gözaltına alındı ve tutuklandı.

“Mahşerde O Polislerden Davacıyım”

Mağduriyetler sitemize ulaşan bilgiye göre A. Bey, 12 gün gözaltında tutuldu. 2-3 kişilik  nezarethanede 7-8 kişiyle birlikte kaldı. Çoğu geceler, soğuk beton üzerinde yatarak sabahladı. Fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kaldı ama o da, birçokları gibi, yaşadıklarını açıklamaktan çekiniyor ve “Mahşerde o polislerden davacıyım” diyor.

A. Bey 31 Ağustos günü mahkemeye çıkarıldı. Kendisine isnat edilen ‘terör örgütü üyeliği’ iddiası, hiç tanımadığı bir kişinin ifadesine dayanıyordu. Üstelik ifade veren kişi, A. Bey’i bizzat tanımadığını, söylediklerinin sadece tahminden ibaret olduğunu belirtiyordu. Dosyada başka hiç bir delil de yoktu. Buna rağmen A. Bey tutuklandı ve cezaevine gönderildi.

2 Ay Boyunca Yerde Yattı

Bursa H Tipi Cezaevi’ne sevk edilen A. Bey, 2 ay boyunca yerde yattı. Koğuştan iki kişinin tahliye olması üzerine, ranzada ancak yer bulabildi. Kaldığı koğuşun camları kırıktı ve 3 ay boyunca taktırılmadı. Bu süreçte kaloriferler de yanmıyordu. Cezaevinin bulunduğu yer çok da yüksek bir konumda olduğu için, ortam adeta buz kesiyordu. A. Bey, soğuktan üşüttü ve hastalandı, bel ve sırt ağrıları oluştu.

Halen cezaevinde bulunan A. Bey, 25 metrekarelik bir koğuşta 17 kişiyle birlikte kalıyor. Mutfak, wc, banyo ve salon aynı yerde. Soğuk havalara rağmen, kıyafetleri
ni elde ve soğuk suyla yıkıyor.

“Kızım İçin ‘Baba’ Bir Fotoğraftan İbaret”

Eşi, 1 yaşındaki bebeğiyle bir müddet Bursa’da kendi başına idare etmeye çalıştı ancak evin kirası ve diğer giderleri karşılayamayınca ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı. Evinin tüm eşyalarını bir depoya bıraktı ve bebeğiyle birlikte Bursa’dan ayrıldı. Şimdi Bursa’ya 7 saatlik mesafede bir ilde yaşıyorlar.

Mesafenin uzaklığı büyük bir sorun. Çünkü, bebeğiyle birlikte bir annenin o kadar mesafeyi sürekli gidip gelmesi hiç de kolay değil. Üstelik her hafta olması gereken telefon görüşü de 2 haftada bir yapılıyor. Zavallı kadın, eşinin kapalı görüşüne çoğu kez gidemiyor, yalnızca iki ayda bir yapılan açık görüşlere gidebiliyor. Şimdi onun en büyük derdi, bebeğin babasını unutması; “Kızım için ‘baba’, bir fotoğraftan ibaret” diyor.

Gözü yaşlı kadın; “Yaradandan gayrı, dayanıp güvendiğimiz kimsemiz yok. Her şeyi görüp gözeten, her ihtiyaca cevap veren, her duaya icabet eden Mevlam halimizi görüyor. O’na havale ettik!” diyor.