Ne yazık ki, ülkede değerler altüst olmuş durumda. Bir internet sitesine röportaj veren eski Hakim Ramazan Faruk Güzel, mesleğinden ihraç edilmeden önce bizzat şahit olduğu, bazı hakim ve savcıların, meşlektaşlarını fişleme olaylarını anlattı. Durum tam bir skandal ama esas fecaat, bu fişlemeler için belirlenen kriterler.

“İşinde çalışkan ve başarılı olmak, düzgün ve şık giyinmek, sosyal birisi olmak ve insanlarla münasebeti iyi olmak, diğer meslektaşlarına karşı yardımsever olmak, zararlı alışkanlıkları olmamak, esnaftan, çevreden ikram ve hediye kabul etmemek, üstten gelecek emir ve direktiflere kapalı olmak” İşte bu hususlar hakim ve savcıların fişlenme kriterleri olmuş. Ne büyük ayıplar(!), değil mi?

Yardım Derneğine Gönüllü Üye Olmak Suçu(!)

Adaleti tesis etmesi gereken mekanizmada, değerler böylesine paspas olduktan sonra, toplumun geri kalanında neler olup bittiğini tahmin etmek zor değil aslında. Yukarda saydığımız büyük ayıp ve günahlara(!), bir tane de biz ilave edelim: “yardım derneğine gönüllü üye olmak ve hayır faaliyetlerinde bulunmak.”

Üç Kadın Gözaltına Alındı

Burdur’un Bucak ilçesindeki üç kadının evlerinde 09 Temmuz 2016 günü, yani darbe girişiminden bir hafta kadar önce arama yapıldı. Yapılan aramanın gerekçesi, kadınların ilçede hayır faaliyetleri yapmaları ve kapatılan bir yardımlaşma derneğinin gönüllü üyeleri olmalarıydı. Mesai bittikten sonra yapılan aramaların ardından kadınlar ifade için savcılığa çağrıldılar. Ancak savcılıkta, mesai saatinin dolduğu ifade edildi ve kadınlar hakkında gözaltı kararı verildi.

Baba Tutuklu, Anne Gözaltında, Bebek Evde

Edinilen bilgiye göre, gözaltına alınan kadınlardan M.’nin eşi, fakir öğrencilere destek vermek üzere katıldığı faaliyetlerden dolayı zaten daha önceden tutuklanmıştı. M. Hanım’ın 2 yaşından küçük bir kız çocuğu vardı. Anne gözaltına alınınca yavrucak evde, dede ve ninesiyle birlikte yalnız kaldı.

Anne sütüne muhtaç bebeği evde avutmak kolay olmadı. Dede ve nine torunlarını annesini görmesi için Emniyete götürdüklerinde polisler, yalnızca 10 dakikalığına izin verdiler. Sonrasında çocuğu annesinde koparıp almak ise tam bir işkence oldu.

Namaz kılmak isteyen kadınların, mescide gitmelerine izin verilmediği, bunun üzerine, kadınların, nezarethane zeminine bir bez sererek namazlarını kıldıkları ifade edildi.

Nezarethanede Rahatsızlanan Kadınlar, Hastaneye Götürülmedi!

Gözaltına alınan diğer kadın A.’nın şekerinin 260’a çıktığı, yine gözaltında bulunan üçüncü kadın A.’nın da tansiyonunun yükseldiği ancak buna rağmen serbest bırakılmadıkları ve hastaneye de sevk edilmedikleri ifade edildi.

Gözaltındaki ikinci günlerinde kadınlar sorguya alındı. Önceki gece yaşadıkları sağlık sorunlarını anlatan kadınlar, polisler tarafından azarlandı. Ve kadınlara bir gün daha gözaltında tutulacakları söylendi. Onları görebilmek için gelen yakınları, emniyetin bahçesine dahi alınmadı.

Sonrasında kadınlar, savcılığa bile çıkarılmadan serbest bırakıldılar. Acı olan şu ki, bugün ülkede hayır faaliyetlerinde bulunmanın bedeli, nezarethane eziyeti oldu. Üstelik bu eziyeti çekenler; biri bebeğini emziren, biri şeker hastası ve bir diğeri de yaşlı bir kadın…