Lütfen, bu haberimizi sonuna kadar okuyun! Bu acı çok uzaklarda değil, bizim ülkemizde yaşandı.

Mağduriyetler sitemize ulaşan bilgiye göre, Malatya Nadire Dernek Ortaokulunda matematik öğretmenliği yapan A. Hanım, 31 Ağustos günü darbe girişimi sonrasında , hiçbir
gerekçe gösterilmeksizin açığa alındı. Henüz açığa alınma şokunu atlatamamışken; 1 Eylül günü, 672 Nolu KHK ile de mesleğinden ihraç edildi.

Medyada yapılan açıklamalardan, Cemaat’e ait bankada hesabı olanların ve Aktif-Sen üyelerinin ihraç edildiğini duydu. A. Hanım’ın ne Bankasya’da hesabı, ne de Aktif-Sen üyeliği vardı. Bu yüzden, yapılan işlemde bir yanlışlık olduğunu düşünen A. Hanım, Valilik OHAL Bürosuna dilekçe verdi.

Hamile Kadın Tutuklandı

A. Hanım, 4 ve 8 yaşlarındaki çocuklarına, neden okula gitmediğinin izahını yapmakta zorlanıyor ama hatanın er ya da geç düzeltileceğine inanarak bekliyordu. Ama öyle olmadı; 31 Aralık 2016 sabahı polisler kapıya dayandı. Çocuklarını öpüp kokladı ve bir komşusuna bıraktı. 1-2 günlüğüne hastaneye gideceğini söyledikten sonra polislerle birlikte evden ayrıldı.

1-2 gün diye başlayan gözaltı süreci tam 10 gün sürdü. A. Hanım soğuk nezarethanede 8 kişiyle birlikte kaldı. Gözaltının 10. gününde, 13 saatlik bir bekleyişin ardından hakim karşısına çıktı. Bu bekleyiş esnasında panik atak geçirdi. Sorgu esnasında hakime, “4 ve 8 yaşlarında iki çocuğu olduğunu, hamilelik şüphesi bulunduğunu” söyledi ama hakim dinl
emedi. Zavallı kadın, Bylock kullandığı bahane edilerek tutuklandı.

Malatya E Tipi Cezaevine gönderilen kadın çok zorlu günler geçirdi. 20 Ocak günü yaptırdığı kan testi neticesinde hamile olduğunu öğrendi. Sevinç ve hüznü birarada yaşadı. A. Hanım hamile olduğunu öğrendi ama bebeğin sağlık durumuyla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek istiyordu. Tekrar hastaneye gitme talebinde bulundu. Jandarmalar eşliğinde ve kelepçeli olarak hastaneye götürüldü. Hastanede tekrar kan ve idrar tahlili yapıldı. Ultrasonla bakıldı, bebek 1 aylıktı.

Defalarca Dilekçe Yazdı Ama Tahliye Edilmedi

Hapishanenin fiziki zorlukları olan ve psikolojik açıdan da yıpratıcı ortamına rağmen; A. Hanım, bebeğini koruyabilmek için kendine dikkat etmeye çalışıyordu. Koğuşta 18 kişiyle birlikte kalıyordu. Ortam çok bunaltıcı ve kalabalıktı. Koğuşta kalanlar arasında, bipolar davranış bozukluğu olan bir kadın ile 4 yaşındaki çocuğuyla beraber cezaevinde olan başka bir kadın da vardı. Buna rağmen, moralini yüksek tutmaya çalışıyordu.

A. Hanım, cezaevi koşullarının bebeğinin sağlığı açısından tehdit oluşturduğuna ilişkin iki ayrı dilekçe yazdı ve savcılıktan tahliye talebinde bulundu. Ancak herhangi bir
cevap alamadı. Kapalı görüşte, eşinden, dilekçelerin savcılığa ulaştığını, ancak bir kez daha dilekçe yazması gerektiğini öğrendi. Yazdığı dilekçelerin dikkate alınmaması karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Doktor Kürtaj Olması Gerektiğini Söyledi

Hamile kadın 14 Şubat günü, savcılığa bir dilekçe daha yazdı ve durumunu ayrıntılı bir şekilde tekrar izah etti. Dilekçe yazdığı günün akşamında kanaması başladı ve acil olarak hastaneye götürüldü. Doktor A. Hanım’a, “bebeğin kalbinin durduğunu ve kürtaj olması gerektiğini” söyledi. A. Hanım, “böyle bir şeye tek başına karar veremeyeceğini” söyledi ve eşine haber verilmesini istedi. Ancak görevliler, “bunun mümkün olamayacağını” söylediler ve A. Hanım’ı tekrar cezaevine götürdüler.

Ertesi gün kanaması artarak devam edince A. Hanım tekrar hastaneye götürüldü. Doktor bir kez daha, “bebeğin gelişmediğini ve kürtaj olması gerektiğini” söyledi. Zavallı kadın bu teklifi bir kez daha reddetti ve “1-2 gün daha beklemek istediğini” ifade etti. Bunun üzerine tekrar cezaevine götürüldü.

Cezaevi Tuvaletinde Bebeğini Düşürdü

Aynı günün gecesi ilerleyen saatlerde sancılar artık dayanılmaz olmaya başla
dı. Koğuş arkadaşları ısrarla A.Hanım’dan hastaneye gitmesini istiyorlardı ama o; “Eşim olmadan ben hastanede tek başıma kürtaj olamam” diyor ve reddediyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde A. Hanım, cezaevi tuvaletinde bebeğini düşürdü. Zavallı kadının tüm çırpınışları sonuçsuz kaldı. Düşük yapmaktan hayatı boyunca hep korkmuştu. Çünkü düşüğün, doğumdan çok daha zor olduğunu biliyordu. Üstelik bunu bir cezaevinde ve eşinden uzak bir şekilde yaşadı.

Doktor: “Katil midir Nedir?”

Acılar içerisinde kıvranan kadın, cezaevi ambulansına bindirildi ve hastane yolculuğu başladı. A.Hanım’ın çektiği acılardan daha fazla ağırına giden bir olay da, bu hastane yolculuğu esnasında yaşandı. Ambulanstaki doktor; “Cezaevindeyken yakınını çağırmak da ne! Katil midir nedir? Gelip oradakileri öldürse kim ne yapabilir?” dedi. Zavallı kadın; “Bu sözleri ömrüm boyunca unutmayacağım” diyor.

Hastaneye vardıklarında saat gecenin 02:00’si olmuştu. A. Hanım hastanede eşini görünce bir nebze olsun rahatlamışken; doktor, “Bebeği düşürmüşsün ama yine de kürtaj olman lazım, rahim duvarı çok kalın” dedi. Kürtaj ameliyatı sabah yapılacaktı. Sabahı beklemeye başladılar. Eşi hastanedeydi ama jandarmalar, yanına kadar gelmesine müsade etmiyorlardı. Ancak uzaktan uzağa konuşabiliyorlardı. Bir matematik öğretmeni olan kadın adeta bir câni muamelesi görüyordu.

Gardiyan ve Askerlerle Birlikte Ameliyata Girdi

Saat gece 03:00 sıralarında A.Hanım’ın eşi, ihtiyaç olan bazı gereçleri getirmek için hastaneden ayrıldı. O çıktıktan 10 dakika kadar sonra A. Hanım ameliyata alındı. Yanında 1 gardiyan ve 3 askerle birlikte ameliyathaneye girdi. Gardiyan, ameliyat olacağı yere kadar yanında geldi. Eğer ameliyat olan, bir kadın olmasaydı, herhalde görevliler ameliyata da gideceklerdi. Ameliyat 1 saat kadar sürdü.

Ayağından Yatağa Kelepçelendi

Zavallı kadın gözlerini açtığında, yanında askerlerin olduğu bir odada buldu. Ameliyat kıyafetleri içerisindeki kadını, jandarmalar kolundan kelepçelemek istedi ama A.Hanım karşı çıktı. Bunun üzerine askerler A. Hanım’ı ayak bileğinden yatağa kelepçelediler. Ameliyat ağrılarına bir de kelepçe ağrısı eklendi. Zavallı kadın neye üzüleceğini bilemedi. Bebeğini kaybetmiş ve kürtaj olmuştu. Bütün bunlara ilaveten gördüğü bu katil muamelesi, dayanılacak gibi değildi.

Sabah 08:00 sıralarında A.Hanım taburcu edildi. Ameliyatın üzerinden sadece 4-5 saa
t geçmişti. O haliyle elleri kelepçelendi ve cezaevi aracına bindirildi. Kürtaj olmuş bir kadın, paldır küldür giden bir araçla tekrar cezaevine getirildi. A.Hanım araçtaki sarsıntılardan dolayı dayanılmaz acılar çekti.

Bebek Öldükten Sonra Tahliye

A.Hanım koğuşuna getirildiğinde artık tamamen tükenmişti. Koğuş arkadaşları onu teselli etmeye çalıştı ama bebeğini kaybetmiş bir anneyi kim teselli edebilirdi ki! O gün akşama kadar hiç yataktan kalkamadı. Gece 22:00 sıralarıydı ki koğuş kapısı büyük bir gürültüyle açıldı ve gardiyan “tahliye” diye bağırdı. A. Hanım 17 Şubat günü, ameliyat olduğu günün gecesinde tahliye edildi.

“O Bebeğin Katili Kim!”

Zavallı kadın; “Benim tahliye olabilmem için, illa bebeğimi kaybetmem mi gerekiyordu, o bebeğin katili kim?” diye soruyor.