İki gözüm, Kahramanım, Prensim, Vekilim…

Sen benim sevincime vesilesin,

Senin iyiliğin benim iyiliğimdir bilesin…

Canım oğlum, önceki mektupta futbolcuların sezon başlamadan önce kamp-antreman yaptıklarından bahsetmiştim. Takımlar bunlara ilave olarak bir de hazırlık maçı yaparlar. Peki amaçları nedir bu maçlarla? Gerek oyuncuların tek tek, gerekse takımın bütün olarak eksikliklerini tespit etmektir ve o eksiklere göre çözümler bulmaktır. Böylece takım daha dirençli hale getirilir ve daha kuvvetli bir ekip oluşturulur. Adı üstünde hazırlık maçı ya yenilseler de puan kaybetmezler ama  tecrübe ve deneyim kazanırlar, yani kârlıdırlar aslında. Eksikliklerini görüp büyük maçlarda o hataları yapmamayı öğrenirler ve gerçek maçlarda sıfıra yakın hatayla daha çok puan toplarlar. Şimdi Arslan Oğlum buradan hayatımıza geçelim.

Aşı nedir, bilirsin değil mi? Hatırladığım kadarı ile doğumundan sonra sana ( 1,6 ,12 18, 24 aylıkken) çeşitli aşılar yaptırmıştık. Aşı zayıflatılmış mikroptur. Örnek vermeye  çalışayım. Kızamık aşısı; laboratuvarda kızamık mikrobunun etkisi azaltılarak zayıflatılır ve azar azar şişelere konulur. Böylece hazırlanmış aşı belirlenmiş aylarında bebeklere ya da çocuklara yapılır.

Yani etkisi azaltılmış mikrop minik vücutlarla buluşturur. Bunda amaç güçsüz mikropla güçlü vücuttur.Fen bilgisi  dersinden bilirsin, kanın içinde beyaz küreler (Akyuvarlar) vardır. Bu beyaz küreler güvenlik görevlisi gibi, vücuda giren mikropları etkisiz hale getirmeye, yok etmeye çalışırlar. Çünkü vazifeleri savunmadır. Aşı ile verilen kızamık mikrobunu ele alırlar, incelerler zayıf yönlerini tespit ederler ve nasıl etkisiz hale getireceklerinin stratejisini belirlerler. Yani aşı, vücut için adeta hazırlık maçı gibidir.Çünkü aşıdaki güçsüz mikrop hastalık oluşturmaz ve vücuda zarar veremez. Ama vücut kızamığı tanır, ileride böyle bir hastalıkla karşılaşırsa nasıl mücadele etmesi gerektiğini bilir, böylece gerçek maçtaki uygulanacak taktiğin belirlenmesi sağlanmış olur. Netice olarak ileriki yaşlarda Kızamık hastalığı sağlığımız için tehlike olmaktan çıkar. Peki aşı yaptırmak zahmetsiz midir?

Tabii ki hayır. Aşı, acı verir, ateş çıkarır, hafif hastalık belirtisi meydana getirir. Gerçekten hasta olmaktansa bu kadarcık sıkıntı çekmek daha iyidir.

Şimdi de günümüze gelelim istersen Yiğidim. Gerek seni, gerekse ailece hepimizi sarsan, sıkıntıya sokan, rahatsız  eden hadiseler yaşıyorsun, yaşıyoruz değil mi? Bunlar gerçekten hayatın olağan akışında varmış da bize denk gelmemiş aslında…Olsun oğlum böylece aşılandık.

Biraz sarsıldık, biraz sıkıntıya girdik, biraz rahatsız olduk belki. Cenab-ı Allah böyle istemiş demek ki. Kur’an’da Hac Suresi’nin 60. ayetinde “….Her kim,kendisine verilen eziyetin  dengi ile karşılık verir de bundan sonra kendisine yine bir zulüm yapılırsa, emin olmalıdır ki Allah ona mutlaka yardım edecektir…” buyrulmaktadır. Yani Cenab-ı Allah dünyada bir defa zulme uğrayana, sonrasında yardım edeceğine söz veriyor. Aynı aşı gibi değil mi? Şimdi çektiğimiz sıkıntılar da ileriki hayatımızda bizim bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirecek ve Allah’ın yardımını hep arkamızda hissederiz inşaallah. Allah’ın yardımının sürekli olması için  bu kadarcık sıkıntı çekilir bence. Bilmem sen ne dersin Babacığım?  Peygamber Efendimiz (sav)  “elhayru fi mahtarahullah -Allah’ın istediğinde hayır vardır” buyuruyor. Eğer Cenab-ı Allah, geleceğimizin daha iyi olması için bizim bu şekilde aşılanması istediyse, O’nun(cc)  bu isteğine boynumuz kıldan İnce…

Sonsuz hayata hazırlanıyoruz iki Gözüm. Hazırlık maçında yenilsek de puan kaybımız yok. Tecrübe ve deneyim oluyor bizim için, yani kârlıyız.

Eksikliklerimizi ve hatalarımızı tespit ediyoruz. Böylece kusurlardan arınmış oluyoruz. Yaşıyor olduğumuz dünya hayatı geçici yani fani, yaşayacak olduğumuz ahiret hayatı ise daimi yani baki…Madem öyle Allah’ın affına mazhar olmak için, türlü türlü nimetleri ile birlikte cennetini elde edebilmek için, hepsinden daha güzeli Allah’ın rızasını kazanmak için sabrederiz. Ya Sabur babasının vekili…

Hz Ali Efendimiz’in(ra) ciğerparesi oğlu Hz Hasan’a vasiyet olarak söylediği şu sözü çok kıymetli ve anlamlı; “Bilmiş ol ki, dünya için değil ahiret için, beka (sonsuzluk) için değil son bulmak için,yaşam için değil ölüm için yaratıldın.” Sen de benim ciğerparemsin,bu söz sana söylenmiş olsaydı nasıl bir anlam verirdin?

Kahraman Oğlum;

kamp tamam, antremanlar tamam, hazırlık maçları tamam, artık maç saatini bekliyoruz. Ben dakikaları geri saymaya başladım, sen de sayabilirsin.

Prensim; Cenab-ı Allah sana sonsuz kabiliyetler versin, versin ki üstesinden gelemeyeceğim hiç bir iş, hiç bir şey kalmasın.

Türlü musibetlere maruzve dertlere müptela olmuş kalplere varlığıyla huzur veren Allah’a emanet ol, Seni çok seviyorum, seni çok özlüyorum. Nihat’ım…