Sen soğuk duvarlar arkasındasın, ben de seni bekliyorum anne!

Belki de sen her görüş gününde güzel haberler duymak istersin diye, kıyamadım sana ve suçlarım yerine güzel şeyler pembe yalanlar söyledim anne.

15 Temmuzdan sonra seni götürdüklerinde ben bu kadar büyümemiştim henüz. Şimdi okulda yaşıtım olan çocuklara bakıyorum, onların annesi onlara çok iyi bakıyor. Özel beslenmeleri, mis gibi bisikletleri, şık kıyafetleri var onların. “Benim annem de olsa ben bunlardan daha iyi olurdum” diyorum. Babam da bana ve kardeşime iyi bakıyor ama kimse senin gibi anne olamaz ki anne.

Kardeşimin kolu kırılınca, yaşlı babaannem bakamaz diye, senin yanına verecek oldular. Ne kadar üzüldüm bir bilsen, o da hapishaneye girecek diye. Ama çok şükür, sonra çabuk iyileşti kardeşim. O da gitseydi eğer, ben kiminle uyuyacaktım anne? En azından kardeşimle birbirimize teselli oluyoruz.

Babaannemin bizimle iyi ilgilendiği söylenemez! Zaten dili de anlaşılmıyor. Babam derslerimden anlamıyor ve sen yoksun anne!

Suçlarımdan biri; okula giderken oyalanarak, etrafıma bakarak, yoldaki arabaları dolaşarak gidiyorum ve geç geliyorum. Eve gelmek istemiyorum! Derslere aklım ermiyor. Sokakta biraz çocuklarla oynarken mutlu oluyorum sadece. Sen olduğunda yaptıgın gibi çok sık banyo da yapmıyorum. Sen olsan banyodan sonra saçlarımı da tarar “yakışıklı oğlum benim” derdin.

Çalışmak ve okumak da istemiyorum artık, suçluyum anne! Görüyorsun asıl suçlu sen değil, benim. Ama ben sensiz, senin gibi bir öğretmensiz şimdi uzaklarda, hem de çok uzaklarda yapamıyorum anne! Suçluyum itiraf ediyorum anlıyor musun beni canım annem.

Oğlun Erdem

Seni çok seviyoruz anneciğim…