“Allah’ım N’olur Anne Babamı Bize Geri Ver!”

 

Adım Z. A. 11.sınıf öğrencisiyim.

 

Uğursuz 15 temmuz gecesinden  sonra ilk önce babamı, iş yerinden şikayetçi olan arkadaşları yüzünden gelip aldılar. Sanki cani birini almaya geldiler. Onlarca polis evimize geldiler. Karıncayı incitmeyen babamı bizden aldılar.

 

Küçük kardeşim irfan 4 yaşında. Hiç bir şeyden habersiz, ne olduğunu  anlamadık bile. Annem çok üzülüyordu ama babamın  hiç bir şuçunun olmadığını bildiğinden, içi o yönden rahattı.

 

Annem, babama ihtiyaçlarını götürmek ve onu görmek için cezaevine gitti. Fakat biz birinci şoku atlatmaya çalışırken, ikinci şoku yaşadık. Savcıya, “babamın durumunu ve niçin tutuklandığını” sormaya gittiğinde, savcı annemi orda  alıkoymuş.

 

Şimdi hem babamız,  hem de annemiz bizden alındı. Allah’ım yardım et. Bize en yakın zamanda onları geri getir. Bir yıldan fazla süre geçti. Onları ancak cezaevinde görebiliyoruz.

 

Kardeşim İrfan, arasıra annemin yanında kalıyor. Derslerim çok iyiydi. Şimdi derslerime gerekli özeni gösteremiyorum. Çünkü bana yardım edecek kimse yok. Bize dedem bakıyor. Dedem çok yaşlı ancak kendine bakabiliyor. Onları çok özledim. Allah’ım  n’olur onları bize geri ver!..

 

“Oğlum ve Annesi Mahpus”

 

15 Temmuz’dan sonra hayatımız bir anda değişti. Evimize birkaç kez polisler gelmiş. Biz memleketimizde olduğumuz için haberimiz olmadı.

 

Memleketten dönünce öğrenmiş olduk. İnanmakta güçlük çektik. Çünkü polisle, suçla hiç alakası olmayan bir hayat tarzımız vardı.

 

Ne yapacağımızı şaşırmış durumdaydık. 1 yaşında oğlumuz vardı. Bir yıl farklı yerlerde yaşayarak idare etmeye çalıştık.

 

Kendi ülkende suçlu gibi aranıyor olmak… Dışarıdasın ama özgür değilsin…Bu bize çok koydu. Çocuğumuz hastalanıyor ama doktora götüremiyorduk. Aşılarını bile yaptıramıyorduk. Hayatımız yaşanmaz bir hal almıştı.

 

Almanya’da yaşayan  iki kardeşim var. Bu olaylardan sonra bize ısrarla, oraya gelmemizi söylediler. “Orada özgürce, rahat bir hayat kurabileceğimizi” anlattılar.

Eşimle oturup ne yapalım diye  konuştuk ve gitmeye karar verdik.

 

Evimizi boşalttık, eşyalarımızı sattık. Kısa süre içinde hazırlanıp, yola çıktık. “Bizi neler bekliyordu?” bilmeden, bir ümitle yola koyulduk. Sınırı geçemeden, maalesef polisler tarafından durdurulduk.

 

Hakkında yakalama kararı olduğu gerekçesiyle eşimi götürdüler. Ben ve 1 yaşındaki oğlum, eşimin arkasından sadece bakabildik! Eşim iki gün sonra tutuklandı. Oğlumu da annesinin yanına cezaevine verdim. Şimdi her ikisi de mahpus.

 

Özgürce yaşama hakkımız tamamen elimizden alınmış oldu. Bu mağduriyetlerin bir an önce son bulmasını diliyorum. En yakın zamanda eşime ve oğluma kavuşma ümidiyle ayakta duruyorum…

“En Acısı Küçük Oğlum İçin Gelmeleri Oldu”

 

Ev hanımıyım iki oğlum var; biri evli diğeri ise üniversite son sınıf.

 

Her şeyin bir anda değişmesi ile hayatımız alt üst oldu. Öncelikle gelinim açığa alındı. Sonra evimize baskınlar olmaya başladı. Gelinim için evimize polisler geldiğinde sabah 07:00 idi.

 

Biz zili duymadığımız için bütün komşuların zilini çalmışlar; azılı katil arar gibi!.. Kapıyı zorlayarak açmaya çalışıyorlarken uykudan uyandık. İçeri girip evi aramaya başladılar. Bazaların altları ve yatak odasına kadar aradılar. Gelinimi almak için gelmişler. Kırdıkları kapının anahtar parasını bile vermediler.

 

Bir sonraki gelme sebepleri  oğlumdu. Sabah 07:00 sıralarıydı; “oğlum için geldiklerini” söylediler. Ben de, “daha önce evin arandığını” söyledim. Buna rağmen yeniden aradılar.

 

En acısı ise üniversite okuyan oğlum için gelmeleri oldu. Ve “üçüncü kez geldiklerini” söylememe rağmen, yeniden evi aradılar. Oğlum şu anda okuluna devam edemiyor normalde bitirmesi lazımdı.

 

Bunları bize yaşattıran Rabb’im, bunu biliyoruz. Ama yapılan zulüm bizlerin canını çok acıtıyor. Suçumuz olmadığı halde aylardır evimizde huzur bırakmadılar.

 

Hayatımız boyunca “polis nedir, aranma nedir?” bilmezken, yaşadıklarımız karşısında  gözyaşı ile Allah’a yönelmekten başka yol yok.

 

Allah bu zulmü, tez zamanda sonlandırsın inşaallah!..