“Vebalı Gibi Tecrit Ediliyoruz”

 

Ben 9 yıllık bir ögretmendim. Mesleğime ilk olarak, vatanımın en ücra yerlerinden biri olan Şırnak’ta, sözleşmeli olarak başladım. Yaklaşık 3 yıl ailemden ayrı kalarak, Şırnak’ta görev yaptım.

 

Severek yaptığım mesleğimden, 15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle, 672 sayılı khk ile atıldım. Eşim de bir özel okuldaydı ve o okul da KHK ile kapatıldı. Bu olaydan sonra ben, eşim ve 2 çocuğum büyük sıkıntılar yaşadık ve hala yaşamaya devam ediyoruz.

Televizyonlarda çıkan operasyon ve yakalama haberlerinden dolayı  çocuklarım korku içinde.

 

Geçimimizi ailelerimizin desteğiyle sağlamaya çalışıyoruz. Niteliksiz ve vasıfsız işlere başvurmamıza rağmen, KHK’lı olduğumuz için, bizi işe almıyorlar. Adeta toplumda “vebalı” gibi tecrit ediliyoruz. En kötüsü de, çevremize yaşadıklarımızın nedenini anlatamıyor olmak.

 

Hukuk yok, hakkımızı arayamıyoruz. Uluslararası  hukukun sesimizi duyup, ben ve benim gibilerin hakkını savunmasını beklemekten ve dua etmekten başka umudumuz kalmadı.

 

İnsanın, kendi ülkesindeki yöneticilere ve hukuka güvenmemesi çok acı ama çocuklarımızın geleceği  ve özellikle hapisteki tutuklu arkadaşlarımız adına umutlu olabilmek için, uluslararası hukuktan başka, sesimizi duyuracak hiç bir yer kalmadı bizim için.

 

Allah tüm mazlumların yardımcısı  olsun!..

 

 

 

 

“Çocuğum Cezaevini Babasının İşyeri Sanıyor”

 

Ben S.A. Özel….Ortaokulu’nda psikolojik danışman olarak 10 yıldır görev yapmaktaydım. Eşim ise Meb’de öğretmendi.

 

Teftişlerde hiç bir eksiği olmayan okulumuz kapatıldı. İşsiz kaldım ve çalışma iznim iptal edildi. Şu an hiç bir okulda çalışamıyorum. Çünkü çalışma iznim yok.

 

Eşim de mesleğinden ihraç edildi. Gerekçe olarak; “Bir sendikaya üye olmak” denildi. Bunlar yetmiyormuş gibi, polisler eve geldi. Biz evde yokken evimiz 2 kez, çilingirle kapı açılarak arandı. Eşim tutuklanarak cezaevine konuldu.

 

Biri 11, diğeri 2,5 yaşında iki çocuğum var. İşsizlik bir yandan, eşim tutuklu öbür yandan, perişan haldeyiz. Çocuklarım, babalarının durumunu anlamlandıramıyorlar. Küçük çocuğum cezaevini babasının işyeri sanıyor. Büyük olan ise, olanları herkesten saklıyor.

 

Her şey bir yana, çocuklar ve ben eşimi çok özledik. Aile bütünlüğümüz kalmadı.

Davada hiç bir gelişme olmuyor, sadece bekliyoruz…

 

 

 

“Babamın Fotoğraflarıyla Avunuyoruz!”

 

Babamın ismi Süleyman. Tam 8 ay oldu, babamızı 2 haftada bir görebiliyoruz.

 

Suçu neydi, vatana millete fedakar biri olmak mı? Karıncayı bile incitmez biri neyle suçlanıyor?

 

Bir baba kuzusu olarak tabi ki çok  özlüyorum. İlk defa, babam olmadan bir doğum günü kutladık. Onu her gün daha çok özlüyorum.

 

Annemi de gözaltına aldılar ve bıraktılar. Hayatımız allak bullak oldu. Karı-koca içerde olanları hiç düşünemiyorum bile.

 

Babam devletini çok seven biri. İçerde küçücük odada 20 kişi kalmaktan sıkılmış bir vaziyette. Ona rağmen, bizi teselli etmeye gayret ediyor canım babam.

 

En kötüsü pazar günleri!.. Herkes babasıyla gezerken, biz evde oturup sadece babamın fotoğraflarına bakabiliyor, onun fotoğraflarıyla avunuyoruz!

 

Kapalı görüşte babamı öpüp koklayamamak da en kötülerinden tabi!.. Her geçen gün, yakınlarımızdan birileri gözaltına alınıyor. Onların eş ve çocukları gözümün önüne geliyor. Çok üzülüyorum.

 

Haa bir de, ben TEOG sınavına hazırlanan bir öğrenciyim, gerisini siz düşünün…