Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü, cezaevlerinde 235 bin 888 mahkumun bulunduğunu açıkladı.

Geçtiğimiz hafta Ak Parti Elazığ Milletvekili Ömer Serdar başkanlığında toplanan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Şaban Yılmaz, cezaevleri ile ilgili bir açıklama yaptı.

Yapılan açıklamaya göre; Yurt genelinde açık ve kapalı olmak üzere 386 cezaevi bulunuyor. Bu cezaevlerinin şu andaki mevcudu 235 bin 888’e ulaşmış durumda. Yaklaşık 28 bin civarında bir kapasite fazlalığı bulunuyor.

Söz konusu mevcudun 179 binini adli, 53 binini ise terör suçu tutuklusu ve hükümlüsü oluşturuyor.

Toplam tutuklu ve hükümlünün 9 bin 700’ünü kadın, 2 bin 949’unun çocuk olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Mevcut her geçen gün artıyor. Ortalama ayda bin civarında bir artış söz konusu.” dedi.

“Eski Ya Da Küçük Cezaevlerini Yenileri Yapılınca Kapatıyoruz”

Yurt genelinde 140 cezaevi inşaatının devam ettiğini, bu sene sonunda 40’ının tamamlanmasının amaçlandığına değinen Yılmaz, “Ömrünü doldurmuş eski ya da küçük cezaevlerini yenileri yapılınca kapatıyoruz.” dedi.

Cezaevlerinde anneleriyle kalan 0-6 yaş grubu çocuk sayısının 650 civarında olduğu ifade edildi.

“279 Doktor Kadrosu Var Ancak Bu Kadroların 8’i Dolu”

Cezaevlerindeki sağlık hizmeti hakkında da bilgi verildi. Ceza ve tevkifevlerinin 279 doktor kadrosunun yalnızca 8 tanesinin dolu olduğu kaydedildi.

Şaban Yılmaz, cezaevlerinde işkence konusunun da kendileri için önemli olduğunu, bu duruma asla taviz vermediklerini vurguladı.

Ancak açıklamalarda eksiklikler var. Mesela, açıklanan suç dağılımlarında annelerin ve bebeklerinin hangi suçtan tutuklu olduğuna değinilmedi.

Kapasite fazlasının, 15 Temmuz şaibeli darbe girişimi sonrası Türkiye iktidarının tüm muhalif sesleri sustura  çabası kapsamında delilsiz tutuklamalardan kaynaklandığı belirtilmedi.

Hukuksuz yargılamalar neticesinde hapis hayatına mahkum edilen insanlardan yüzlercesinin kötü koşullar sebebiyle ağır hastalıklara yakalandığından bahsedilmedi. Cezaevindeki ihmaller nedeniyle hayatını kaybeden hasta tutuklular hiç konu olmadı.

Yemekhanelerin koğuşlara çevrilmesi, tutuklulara yetersiz yemek verilmesi, açık ve kapalı görüşlerin kısıtlanması, keyfi hücre cezaları, tutuklulara yapılan onur kırıcı davranışlar ve daha nice hak ihlali iddiaları ise hala cevap bulmuş değil.