Ne zaman dışarı çıksam önce göğe bakıyorum, senin için. Bu imtihanlar geçer hem de sevaplarını bırakıp geçer. Göğe beraber bakakacağımız günler de elbet gelir.

Yine göğe baktım senin için, insanlar da bana baktı. Dakikalarca göğü izlemem gariplerine gitmiş olmalı. Maviyle yeşili kavuşturdum  senin için. Senin gözlerin ikisine de hasret, benim gözlerimse sana… Olsun, senin makamın da dua makamı. Ben göge bakayım, sen o göğe doğru kanatlan, bir bütün olalım.

Oğlumuz bugün senin için bir çicek fotoğrafı çekti. Çiçeğe, yeşile  hasret gözlerinin yaşla dolmasını istemem ama oğlumuzla aramızda benim içimi yasla dolduran acı bir muhabbet de geçti. “Anne, ya babam gelmeden yaşlanıp ölürsek!..” ” Yaşlanmayız biz baban gelmeden merak etme. Sadece biraz yaşlanırız, o da baban gelince geçer.” dedim. Oğlumuzun da içinde bir yangın var demek ki; gönlü dumanaltı olmuş. Bunlar söyledikleri, söylemediklerinden var mıdır acaba içinde? Her acımızın Rabbim sorsun hesabını.

Her çay paketini, bunu seninle bitiririz inşallah diye dua ederek açıyorum. Ve öyle bir umut ki içindeki çay bitecek diye korkmuyor, aksine bol bol çaydemliyorum. Bugün bir paket daha açtık merasimle. Aslına bakarsan değil paket bitene kadar, bardaktaki çay bitene kadar beklemek istemiyorum. Zor gelse de bazen, ümidim her sabah doğan güneş gibi yenileniyor ruhumda.

Güneş doğsun ve gecesinde görülen rüyalar gerçek olsun. “Doğ ey güneş, doğ gönlümün içinden,Tasayla dolaştığım bu yerlerde… ”

Emanetlerimize seni aratmamaya çalışmadım hiç.  Oturdum ağladım bazen onların yanında, onlar teselli etti hatta. Sordum onlara seni ne kadar özlediklerini. Yaraya tuz basar gibi değil,  yanyana yaşar gibi.

Bir camiye gittik bugün. Oradan oraya koştular koştular, çığlık çığlığa hem de. Keşke o çığlıklarını, şen kahkahalarını sen de duysaydın. Anıları canlandı büyük emanetimizin, cami avlusundaki kedileri görünce. Bir  cami bahçesinde gördüğünüz bir kediye, marketten süt alıp ikram etmişsiniz birlikte. Gözleri parladı senden bahsederken. Güneş batmak  üzereydi ama etraf aydınladı. Ne diyeyim, ne diyeydim. Yutkunamadım, gülümsedim ve gökyüzüne daldım…

Uçurtma uçuralım dedik, beceremedik. Uzaklardan 9-10 yaşlarında bir çocuk geldi yardıma. O da beceremedi, sonra çocuk  oğlumuza dönüp;  “Biz yapamadık ama baban yapabilir” dedi. Ben duymamazlıktan gelmeyi tercih ettim, oğlunsa; “Babam başka yerde,” deyiverdi.

Bükme boynunu canım oğlum!.. O başka yerler Medrese-i Yusufiye… Büyüyünce anlayacaksın.

Demin bir böcek gördüm mutfakta. Eskiden olsa çığlık çığlığa yanına gelirdim. Şimdiyse iş bana düştü, tabi ki öldürmedim. Böceğe zarar vermeden meskenimizden uzaklaştırmayı senden ögrendim. Elime bir kağıt mendil alıp, böceği camdan atma işi bana düştü bu kez. Huylanmadım değil ama böcek avcısıymışım gibi olan tavrımı görmeni isterdim. Sonra bana söylediğin tek yalan geldi aklıma. Sen hatırlamazsın belki ama kadın milleti işte, ömründe bir kez yalan söylemiş bile olsan onu da unutmuyor. Yeni taşındığımız evimizde çıkan ölü bir böcek görmüştüm. Tiz bir çığlıklı; “Daha var mıdır bunlardan bu evde?” diye sormuştum da, “yoktur” demiştin.

Bu kadar işte senin yalanın, karınca ezmez böcek öldürmez yarim. Terörist mi diyorlar sana, bilirim kimseler inanmaz buna..

Oyun oynadık bugün. Senin gönderdiğini söylediğim trenin lokomotifini de çıkardı oğlun. Oyuncak kutusunun içinden bir de kullanma talimatı çıktı. Kağıdı alıp yanıma yaklaştı.

“Anne babam buraya benim için bir şeyler yazmış galiba…” dedi.

Anladım ki, bazen daha dip daha derin düşünmek gerekiyor onun sâfi gönlü için.

“Zira sevilmekle imtihan olan bir masumdur Yusuf.

Yakup sever, kuyuya düşer;

Züleyha sever, zindana girer.”

demiş yazar. Benim Yusufumun imtihanıysa sevmek oldu.

Yolunu sevmesi yolunda gitmesi oldu. Böyle bir kara sevda kara toprakta biter, çok şükür.

Bugün kuzuları yükseklere atıp  gülüşmelerine eşlik ettim, hemen yoruldum.  Sen olsan defalarca uçarlardı, kendilerini gökyüzünde  sanarak. Hem daha yükseğe hem de defalarca…

Bu, birbirinizden uzakta  ve birbirinize hasretken yaşanılan en küçük özlem… Ve dahası da var. Bu çetin imtihanlardan sonra ne güzellikler bekliyor bizleri kim bilir? Rabbim o günleri yakın etsin.