17 ay önce 8 aylık hamile iken bir sabah evden alınıp, tek başıma bir nezarete atıldım.

Üzerime atılan insafsız iftira nedeniyle Hz.Yusuf (aleyhisselam) gibi parmaklıklar ardındaydım.

Hamileliğimin son ayında olmam nedeniyle zorlanıyordum. Zira betonun üzerinde bir bahtaniye üstünde yatıyordum.

Elimde kelepçe ile oradan başka bir ile götürüldüm. Sanırım ruhlarını  kelepçelemişlerdi!.. Herhalde dedim, sabretmemiz lazım. “Sabri” koydum oglumun adını. Tek düşüncem, oğlumu içerde o soğuk  duvarlar arasında kucağıma  almamaktı. Rabbim yardım etti, adli kontrolle serbest kaldım.

O günden beri 16 aydır haftada iki gün, hamileliğimin son gününden  yavrumu kucağıma aldığım ilk anlara kadar, yaz kış oglumla imzaya gidiyorum. Karakol yolunda büyüdü oğlum.

İmtihanımız bitmemişti; oğlum doğmadan, bu sefer de eşimden koparıldım. Oğlumla 16 aydır, tek başıma kalıyorum. Her zil sesinde çok korkuyorum. Aynı anları  yaşamak, düşünmek bile istemiyorum. Oğlumun en güzel  günlerini babası  göremiyor. Oğlum  babasız büyüyor.

Herkes diyor; “Korkmuyor musun evde tek başına?” Allah’ın  rahmeti, inayeti olduktan sonra korkmuyorum. Korksam da zorluklar karşısında ayakta kalmaya çalışıyorum. Çünkü biz suçlu değiliz. Kimseye en ufak bir zararımız olmadı. Bu günler  geçecek, masumiyetimizi tüm  dünya görecek, buna inancım tam.