Canım, Sultanım,

Bugün kalbim ve ben çok yorgunuz. Bugün koğuştan birimahkemeye çıktı. Sabahtan beri, “Bugün son günü, gelince bir harmandalı oynar öyle gönderiririz. Haydi bugün siftahyapacağız” diye düşünüyorduk. Ama öğlen bütün hayellerimiz yıkıldı. Sadece yıkılmakla kalmadı; o gelince sanki bütün koğuşa bir hüzün, bir kasvet çöktü. Biz ne düşünüyorduk, başımıza ne geldi…

Arkaş geldi, “iki kötü haberim var” dedi. Biri malum, mahkemeyi tehir etmişler. Diğeri ise annesinin komada olduğu!.. Emin ol canımız birinciye değil, ikinciye çok sıkıldı. Bir bilsen, 15 kişi çıktık bahçeye ağlamaya başladık!.. Arkadaş haberi mahkemede öğrenmiş. Hepimizin morali öyle bir bozuldu ki… Avukatı, en azından annesini görmesi için izin istemiş, onu dahi vermemişler. Bu ne zulüm anlamadık. Birden aklıma annemin ameliyatı geldi. O 6.5 saat ameliyathane kapısında beklemek, daha sonra uyanacak diye beklemek… yani o günlere gittim birden. Kolay şeyler değilmiş bunlar be gülüm. Ama bunları burada yaşamak, inan insanı daha çok yıkıyor. Sanki onun annesi değil de benim annemdi o halde olan. Yani yıkıldık hepimiz.

Görüşte sende de vardı bir sıkıntı bugün. Çok belli oluyordu ama bir türlü sebebini çözemedim. İddianame falan sevindirdi beni ama sendeki bu durgunluğu bir türlü çözemedim. Aklıma da bir şey gelmiyor. Diyeceğim ki avukatın mahkeme için ağustos demesi mi sıktı canını, bilmiyorum artık.

Gülüm,

Ne olursa olsun, bizi buradan kimin çıkaracağını biliyorum. Hani Nemrut, Hz İbrahim’i yakalamış, mancınığa oturtmuş ve o gün büyük ateşin içine atacakmış. O anda Cebrail gelmiş ve “Halini Allah’a anlatayım mı?” demiş. Hz. İbrahim de demiş ki; “Ne gerek var, Allah benim halimi bilmiyor mu” demiş. Gülüm, bizim halimizi Allah bilmiyor mu!.. Bizi buraya O koydu, yine O çıkaracak. Bu yüzden, tarih ne olursa olsun, önemli olan O’nun planı. İçin müsterih olsun…

Dedim ya, bugün canımız çok  sıkkındı. Yatsı namazından sonra tesbihat yaparken aklıma ne geldi… Hatırlarsan oğlumuz daha ufakken, uyumadığında onu alır, tesbihatla uyuturduk. Mışıl mışıl dalar, uyurdu. O günler geldi aklıma. O zamanlar ufacıktı, kucağıma sığıyordu. Şimdi kocaman oldu. Kucağıma sığmıyor aslanım, maşallah…

Hele arkaşlar görmüşler, diyorlar ki; “Abi çocuk çok tatlı, hiç size benzemiyor maşallah”.  Bir güldüm bir görsen… Ben de;  “Sadece tatlı değil, zekidir benim oğlum. Zekasını annesinden almış” dedim.

Sizi çok seviyorum, kendinize iyi bakın, ben iyiyim. Kimi zaman moralim bozulsa da, iyiyim. Beni çok düşünüp moralini bozma.Size sevgim öyle arttı ki şu süreçte, tahmin edemezsin.

Sizi çok seviyorum…