Sevgili Annem,

 

Anne sen gittikten sonra babam da gitti.. Benim yüreğim dayanmıyor. Acıyor da acıyor..

 

Her gün sizi merak ediyorum. Babam ve seni çok seviyorum. Sizin suçunuz olmadığı halde orada olmanız beni daha çok üzüyor.

 

Bize herkes yardım ediyor ama bu acımızı dindirmiyor. Yani ikiniz de gittiniz, biz kaldık bir başımıza!.. Siz gittiniz biz iki kardeş, ne yanımızda babam var, ne annem…

 

İkinizin gelmesini çok isterim. Ama bari biriniz gelsin. Allah bize çok ama çok büyük sınav verdi. Bu sınav hiç olmadığı kadar zor..

 

Teyzem ve ananem senin yerini doldurmaya çalıştılar ama nafile.. Babam da senin gibi 15 günde bir salı günü arayacak. Ben bazen sesinizi duyamıyorum, çünkü okulda oluyorum…

 

Ben büyüyünce doktor olacağım ve inşallah size bakacağım. Allah’a yalvarıyorum ama Allah sizi yanımıza getirmiyor. Nevşehir ne kadar zor bir ilmiş. Hep çekiyor, çekiyoruz..

 

Annem sen gelince çok şey yaparız inşallah. Bu özlem hissi günden güne çoğalıyor. Artık dayanılamayacak kadar zor. Artık yüreğim dayanmıyor. Her yeri kırıp dökesim var. Meğersek, biz şükretmeyi bilememişiz ya da Allah sevdiklerini sınıyor.

 

Burada ablamla biz iyiyiz ama orası koğuş..

Ne kadar iyi olursa olsun kendi evinin yerini tutamaz. Yeni evimize ve okulumuza alıştık ama sizin yokluğunuza alışamadık..

 

Anne bir soru sorsam ama onun cevabını ciddi şekilde mektuba yaz. Anne sen en fazla kaç ay koğuşta kalırsın?  Bu soruyu mektubuna yazmayı unutma sakın anne. Ben seni çok seviyorum anne…