Bir bayanın hayallerini süsleyen ve hep hayırlısıyla dualarında yer verdiği en güzel günlerinden biri.. Düğünüm ve sonrası…

 

 

İnsan hayattan nasıl bir beklenti içinde olur ki? Hayırlı bir hayat, iyi bir eş ve Rabbimin rızası istikametinde bir ömür geçirmek… Benim de herkes gibi başladı evliliğim ama herkes gibi devam etmedi maalesef!..

 

Düğünümde tam 2 ay sonra idi. Evimize ansızın ölüm gibi gelen polisler, evimizi ve hayatimızı darmadağın etmişti.. Beni evimden ve eşimden kopardılar…

 

 

Nereye götürüyorlardı, ben ne yapmıştım, polisler bana neden bir katil zanlısı gibi davranıyorlardı?Sorular, sorular, aklımı kurcalayan sorular.. taki ben emniyette sorguya alınınca kadar.. Ülkeme, devletime karşı hiçbir yasadışı ve olumsuz  adım atmayan ben, şimdi çok büyük bir hayal kırıklığı yapıyordum.

 

 

Ben 26 yaşında, cografya bölümünü okul birinciliği ile bitiren ve ülkede vatanıma hep hizmet aşkıyla yasayan bir bayanım. Ailem, arkadaşlarım, akraba çevrem herkes bilir… Neyi mi?

Yaşatmak için yaşayan insanlara karşı olan aşkımı… Bu insanlar 14 asır önce yaşayan Ashab-ı Kiram idi.. Hz. İsa döneminde havarileri idi..

 

şimdi ise, vatanı milleti için geceleri dahi evine gitmeyi kendine lüks  sayan güzel insanlar…

 

 

Ben de hep bu sevda ile yaşamayı kendime ilke edindim. Evimden işime, işimden evime giderken hep aklımda, Rabbimin adının en ücra köşelere kadar nasıl duyurulacağı konusunda düşünceler, projeler olurdu. Bu sevda bu kalbe yerleşti bir kere;  isterse zindanlara atsınlar, hücrelere kapatsınlar, isterse dağları delip bizi oralara hapsetsinler, bu sevda bitmeyecek!..

 

 

Hakeza öyle de oldu.. Şu an bu satırları dile getirmeye çalışan benim sesim size bir cezaevinin daracık ve rutubetli bir koğuşundan yükseliyor… Beni ve benim gibi mazlumları buralara hapsedebilirler belki ama içimizdeki sevdayı hiçbir zaman hapsedemeyecekler!..

 

 

14 asır önce, Sevgili Peygaberimiz ve sahabeler de aynı sevda ile yola çıktılar ve bir çok zahmetler çektiler… Bizi hapseden merhamet yoksunlarına burdan teşekkürlerimi sunuyorum. Çünkü yolumuzun doğru, istikamette ilerledigini hakkal yakin bize bu yaşattıklarıyla göstermiş oldular.

 

 

Her asırda olmuş, şimdi de olacaktır.. Zindanlara atılan mazlumlar tarihte hep hayırla yad edilecek, onlara eziyet eden zalimler ise tarihin karanlık sayfalarına gömüleceklerdir..Tarih tekerrür eder, kader adalet eder…

 

 

Şimdi gelelim sorguma;

suçum öğrencilere burs toplamak.. devlet kontrolündeki bir yurtta çalışmış olmak..

suçum fakir oğrencilerin elinden tutmak..

suçum devlet kontrolündeki bir bankadan maaş çekmek..suçum ögrencilere Allah’ı anlatmak..

 

Ve “F..Ö”  terör örgütü diye kendilerinin uydurdukları bir örgüte mensup olmak..Yani ben şimdi, terorist iftirası atılan ve güçlünün karşısında sözü dinlenmeyecek kadar değersiz bir insan mı oldum?.. işte benim hayal kırıklığım..

 

 

Ey vicdan yoksunu zalimler,

 

Beni hapsetmek için sebep gördüğünüz şu suç unsuru olan yaptıklarım icin Allah’a şükür ediyorum ki,  sizin ile benim safımı ayırdı!.. Hak güneş gibi ortada iken,  gözlerini kapatan ancak kendine gece yapar..

 

 

Size suç unsuru olarak saydıkları yaptıklarımın izahına çalışıp bana hak vermenizi istemeyeceğim. Zira bu sizin aklınıza hakaret,  benim için de utanç olur. Şimdi sabırla bekleyelim kaderin adaletini, zalimin yıkılışını, dinine sahip çıkan mazlumların ise hak ile birlikte hakkın olduğu yere kaldırılacağı günü…

 

 

Ve zaman akıp geçti.. Yaklaşık 2 senedir tutukluyum. En son mahkememde 12 yıl hüküm aldım..

Ailemin bu haberi öğrendiğındeki yıkılışını dünyadaki kimse karşılayamaz. Zaten ben de bunları yapanları Allah’a havale ettim. Ahirette mahkeme-i kübra kurulunca, o zaman gerçek hüküm verilecek elbet!..

 

 

Ben tutuklandıktan bir sene sonra, eşim beni ziyaret için açık görüşe geldiginde onu da tutukladılar. O da 1 senedir tutuklu. Eşim de tutuklanınca sıkıntılar bir kat daha arttı tabi. 2 ay ancak kalabildiğimiz evimizin eşyalarının

akibetini hiç sormadım bile… En son, ucuz bir depo bulup taşındığını söylediler.

 

 

Ben ise gittikçe artan sıkıntıların da etkisiyle hasta oldum. Sürekli bayılıyor ve karın ağrısından, koğuşun içinde çaresizce kıvranıyor. Revire çıktığımızda ise, hasta olmakdan çok, yapılan muameleye üzülüyorsun. Çünkü sen bir teroristsin onların nazarında. En son doktor ameliyat olmam gerektigini söyledi. Bu şartlarda 7 jandarma koluna girmiş hastane yolunu tutunca bozulan sağlığım, iyice enkaz yığınına dönmüştü.. Sabır diyordum içimden, Rabbim yardım et diye mırıldanıyordum hep…

 

 

Ben bunları anlatırken, aynı koğuşta olduğum birçok arkadaşım var ki, hepsi de ayrı ayrı sıkıntılar içinde benimle aynı kaderi paylaşıyor!.. Masum ve mazlum bunca insana yaşatılan bu zulüm bir gün bitecek, buna eminim..

Rabbimin adaletine sonsuz güveniyorum..Vesselam…