Zehra Afyonlu

 

Bir sonbahar akşamı, Salı günü 21:15 te eve geldiler. 2 erkek 1 kadın. Evi aradılar. Eşya almamıza izin verdiler sonra da hastanede kontrol ettirip emniyete götürdüler. Telefon araması yapmamıza müsaade etmediler. Biz arayacağız dediler numara aldılar. Sonra karakolunda nezarethaneye götürdüler.

3 er kişi kaldık 4 koğuş vardı.3 öğün ekmek arası bir şeyler geliyordu su ve ayranla birlikte. Ama 13 gün boyunca hiç çay vermediler.

Perşembe akşamı 20.00 da ifadeye götürdüler tek başıma. En son barodan avukat çağırdılar. Bir bayan, o da ifadenin sonunda yanımızda durdu. Sonra 01.00 da geri geldik. Diğer günler benimle birlikte alınan 9 kişiyi de ifadeye götürdüler. Toplam 10 kişiydik. İkinci hafta pazartesi veya cuma mahkeme olur diye bekliyorduk ama olmadı. Zaman çok zor geçti. Ama geçti bitti işte. Mahkeme günü geldi. Eşlerimizi orda gördük. Emniyette hepimizi sıraladılar. Önce hastane sonra adliyeye.

Hamdolsun moralimiz iyiydi. Sizleri görmek bana güçverdi. Ama sanki tutuklanacağımızı biliyor gibiydik. Hep etrafımızda bu tarz telkinler yapılıyordu. Kimlik kontrolünü hep beraber yaptılar. Toplam 32 kişi 10 u bayan. Bitince tek tek hakim karşısına çıktık. 5-10 dk sürüyordu. Bitince hakim mahkeme salonuna çıktı. Malum sonucu söyledi.

Herkes sakindi. Herkes eşinin yanına gitti. Allah’tan ona birşey demediler. Tutuklanma kağıdımız çıkıncaya kadar eşlerle görüştük. Birbirimizi teselli ettik. Avukatlar üzgündü. Bizim avukatı yanımıza çağırdık bundan sonra hukuki olarak vs neler yapmamız gerekli diye konuştuk. Avukat da bize teşekkür etti. Her aile böyle metanetli olmuyor diye.

Hiç ağlamadık. Rabbim çok farklı bir rahatlık verdi. Kader böyleymiş ne yapalım. Sonra cezaevine geldik. Bayanlar önde erkekler arkada. 10 bayandan birini bıraktılar.

Hâlâ o aynı 9 bayanla burada aynı koğuştayız. 2 katlı bir yer. Volta atabileceğimiz açık bir yer de var. Sadece sabah 07.00 akşam 17.30 arası açıyorlar kapıyı. Yeme içme iyi. Kantinden istediğimizi getiriyorlar.

Üst katta ranzalar var. Toplam 14 kişinin kalabileceği bi yer. Çarşamba ve cumartesi günleri sabah 7 den 16 ya kadar sıcak su var.. Bir de her sabah 07:00/07.30 arası. Çamaşırlarımızı leğende yıkıyoruz. Yataklarımız gayet rahat. Sıfır yatak, battaniye, nevresim takımı verdiler.

Günde 3 cüz Kur’an okuyorum. Namaz (kaza, nafile) kılıyorum. Gözaltındayken 3 günde bir hatim bitirdim. 19 Fetih, 41 Yasin okudum. Diğer arkadaşlarda hep okudu.. Toplam gözaltında 10 hatim bitirdik. Büyük cevşeni günlük okuyorduk.
Kur’an’dan tefeül çekiyorduk. Her açışımızda Al-i İmran Suresi 133-140 çıktı..
133.AYET: Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.
140. AYET: Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu.
O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah’ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.) Çok şükür.. Böyle işte.

Koğuşta televizyon var. İhtiyaçlarımızı kantinden aldık. Eşlerle de mektuplaşıyoruz. Onlar da almış ihtiyaçlarını.Biz gerçekten iyiyiz sadece hasretlik var işte..
Burda revire gittik. Doktorlar yardımcı oluyorlar. İlaçlarımı içiyorum. Sıkıntı yok..
Çok dua edin..

Ne yapalım kader böyleymiş canımız yansada,
Umut fakirin ekmeği bu hep aklımda,
Mahzun olmasın gönlün Rabbim hep yanımızda,
Ağlama sakın! Güzel günler yakında,
Nâçar kalmamak için her daim ‘DUA’
-Rabbim yâr ve yardımcınız olsun.
Dua istirhamıyla.