Aslında şu an sözun bittiği, kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir yerdeyim.

Biz o yazı ailece değerlendirme planları yaparken kaderin planı bizler için farklıydı. 22 temmuz sabahı saat 07:00 de zil acı acı çalıyordu. Babamın “Kızım, polis beyler geldi toparlan” sözüyle uyanmış, neye uğradığımızı şaşırmıştık. Evimiz aranmış, delil (!) saydıkları telefonlarımız toplanmıştı. Babamın gözaltına mı alınıyorum? sorusuna verilen “hayır sadece ifadenizi alacağız, fazla sürmez” cümlesinin 9 günlük bir gözaltı olacağından habersizdik. Zor geçen bu 9 gün sonunda yaşadığımız buruk sevinç sadece 22 şubata kadar sürecekti. 22 şubat saat 05:00 te yeni deliller gerekçesiyle babam tekrar götürülmüştü. Artık o da bir Yusuf’tu. İlk görüş bizim için çok hüzünlüydü. Kilometreler hissiyatı yaratan 5 cm.lik cam arkasından uzun süreden sonra babamı görmüştüm. Onun dirayeti dik duruşu bize güç veriyor, bizim tebessümlerimiz ona umut oluyordu. Görüş gününe kadar süre sanki ağır aksak ilerliyor görüş zamanı ise koşar adım… Bu süreçte zamanın, dakikaların, saniyelerin değerini anlamıştık. Belki 10 saniye görürüz diye hastane kapılarında bekleyiş bize sabrı ve aza kanaat etmeyi öğretti. Artık Medrese-i Yusufiye yollarına, aramalarına, prosedürlerine alışmıştık. Bu zamana kadar lügatımızda olmayan tutuklu, gözaltı, cmk vb. kelimelerini artık öğrenmiştik.

Türkçe dersinde öğrendiğim mektup yazmanın bu zamanda işime yarayacağı aklımın ucundan dahi geçmezdi. Babam mektuplarımızın orada bir nefes olduğunu, herkesin birbiri ile paylaştığını söylemişti. Kardeşime de “yazdığın şiirler duvarlarımızı süslüyor, sen yaz bak buradaki abilerin şiirlerini bekliyor” diyordu.

Görüşler bizim için adeta bir bayram günü gibiydi. Her aile hasretle özlemle görüş gününü bekliyor ve aylar öncesinden hazırlık yapıyordu. Babamın gidişi ardında şaşıran rotamızı yeni yeni düzene koymaya çalışırken bir nisan sabahı evimiz 3.kez aranmış ve annem de gözaltına alınmıştı. Artık şaşıramıyorduk. Zorlu geçen 6 günün ardından annem tutukluluğu istenen mahkemeden sadece yatalak babasının yüzü suyu hürmetine serbest bırakılmıştı.

Artık zil çalmasından, evin önünde yapılan ani frenlerden korkar olmuştuk. Biz de her mağdur aile gibi 15 temmuz sonrası karanlık bir tünele girmiştik. Ama emindik, eminiz, emin olacağız ki Allah’ın izni ile bu karanlık tünelin sonunda bizi bekleyen çok güzel aydın günler var. Burada sözlerimi kardeşimin babama yazdığı şiirle noktalamak istiyorum.

Yusuf olmak nedir bilir misin?
Vakarlı bir duruş,
Mahzun bir gülüş,
Ve Allah’a teslim oluş.
&
Yusuf olmak nedir bilir misin?
Gurbette yaşamak,
Haykırmadan konuşmak,
Ve her daim dik durmak.
&
Yusuf olmak nedir bilir misin?
Yüksek duvarlar arasına sıkışmak,
Anadan, babadan, yardan uzak olmak,
Evlat kokusuna hasret kalmak.
&
Yusuf olmak nedir bilir misin?
Geceleri sızlayan yürek,
Ciğerini parçalayan özlem,
Ve hiç gitmeyen bir endişe.
&
Yusuf olmak nedir bilir misin?
Hz.Eyüp gibi sabırla beklemek,
Hz.İbrahim gibi teslimiyet göstermek,
Ve hep güzel günler düşlemek.
&
Güzel günler gelecek,
Adalet tecelli edecek,
Yusuf olmak ne demek,
Cümle alem görecek.