Zamanı anlamlı kılan hizmetin mahrumiyetiyle geçen 15 ay. Allah için bir araya gelmeler, kermesler için hazırlıklar, manevi evlatlarımız için tatlı telaşlardan mahrum geçirilen 15 ay…

Bir de ben, eşimden; evlatlarım da babalarından mahrum tam 15 aydır. Ben canyoldaşsız, evlatlarım da babasız her gün sofraya onsuz oturuyoruz. Her lokma boğazımıza düğüm. Her an bir hatıra gözümüzde canlanıyor.

Eşim olmayınca iş başa düştü, kimseye el açmam deyip kâh tütün tarlasında kâh zeytin bahçelerinde rızkımızı aradığımız günler.

Yıllarca eli kalemden başka bir şey tutmamış eşim terörist muamelesi görüp hürriyetinden mahrum. Alışamadık, zaman geçse de alışmayacağız onsuzluğa.

Her görüş zamanı bizim için bayram. Yani bizim bayramımız iki ayda bir. Biraz yüzümüzün güldüğü zaman görüş zamanları. Aman hızlı hareket edelim, vakit kaybetmeyelim, boynu bükük bekletmeyelim Yusufumuzu dediğimiz zamanlardır görüş günleri. Kısacık zamana sığdırılmaya çalışılan hasbihaller. Hasret ateşine birkaç damla serinliktir görüş günleri.

Yusufumuzu Elif gibi dimdik, zalime boyun eğmemis görmek her şeye bedel. Bu güçle her sıkıntıyı unutuyor ve Allah sabredenlerle beraberdir, yolun kaderi bu diyoruz. Maddi sıkıntılar yaşasak da, değil mi ki burası dünya. Bu da geçer ya hu dediğimiz, “Allah ahiretimizi kaybettirmesin”i idrak ettiğimiz günler.

Elbet bu imtihan bitecek, Yusuflar yuvalarına dönecek. Yeter ki Rabbim imtahını kaybettirmesin. O razı olana kadar sabretmeye razıyım.
Vesselam…