Devlet kurumunda çalışan bir memurdum. 2 çocuğum var, eşim hastaydı, vefat edeli 3 seneden fazla oldu, çocuklarıma ben bakıyordum. Hem çalışıyor hem de onların yetişmeleri ile ilgileniyorum anlayacağınız, hem annelik hem babalık yapıyordum. Malum 15 temmuz tarihinden sonra art arda gelen insanları işlerinden eden, yıllarca çalıştıkları kurumlarından hiç bir hakkını alamadan kapının önüne koyan kararnamelerden birinde benim de adım vardı.

Bize bir şey olursa çocukların başlarını sokacağım bir evleri olsun diye kirada oturduğum evi satın almıştım. Maaşımın büyük bir kısmı ev taksitlerini gidiyordu zaten ve kendimizi kapıda bulduğumuzda gelen taksitleri ne ile ödeyeceğim şaşırdım, başka gelirim de yoktu.

Bu yaşımdan sonra, bana kim iş verir. Biz emeklilik hayalleri kurarken, aslında taksitlerle uğraşmak o kadar zor değildi. Çünkü artık daha büyük bir problem vardı hayatımda. Bir sabah gözaltına alındım. Uzun bir nezaret süresinden sonra keyfi bir kararlara tutuklandım. Böylece kaygısına düştüğüm ev taksitleri öncelik sırasında bir kaç adım geride kaldı. Hal böyle olunca çocuklar ne yapar ne yerler ne içerler düşüncesi zihnimi daha çok meşgul etmeye başladı.

Kayınpederim ve kaynanam bizlere taşındı ama onlarda ileri derecede yaşlı insanlar, kendilerine zaten zor bakıyorlar. Bir şekilde onlar çocuklarla ilgilenmeye başladı. Kayınpederimin ve kayınvalidem evin taksitleri için emekli maaşlarından ödeme yapıyorlar bir miktarda kendi biriktirdiklerini benim taksitler için harcamışlar. Bizler de bizden farklı olmayan on binlerce diğer suçsuz tutuklularla birlikte beklemeye devam ediyoruz.

Haksızlıklar elbet bir gün son bulur umuduyla çocuklarımda oluşan bu travmayı nasıl rehabilite edeceğimi düşünüyorum. Adalet er geç yerini bulduğunda ailemize suçsuz yere bu zulmü yapanlardan hukuk önünde hesap soracağım günleri bekliyorum.