Kıymetli Ağabeyim, Selamün Aleyküm,

Uzun zamandır aklımda, abime bir seyler yazayım da gönderiyim diye. Ama yoğun koğuş programından fırsat bulamadım. Gerçekten dolu dolu geçen, bu şekilde geçmesi adına zorladığım zaman dilimleri. Her an-ı seyyalesinde hakikatin sırlarına vakıf olma adına zihnin sıfırlandığı günler.

Kalplerin birlikte atıp ferdan ferda “Bir” e ulaşma adına sınırların zorlandığı mana yüklü günler. Hasret ile daralan göğsüm dualarla çağlayanlara rücu edip genişlediği günler. Çok sıkılıp da keder gözyaşlarını akıtırken Rabb’in yağdırdığı sekinelerle huzura gark olan günler. Sözdeki belagatın aslını ararken, lafzın manaya tebessüm etmesi ile kelimelere libas giydirilen günler.

Günlerin baharı soluklamasıyla, neşet eden rahmet parıltılarının, geleceği aydınlattığı Hayat dolu günler. Zor mu ? Zor … Özlem yüklü mü ? Evet … Izdırap dolu mu ? Ziyadesiyle … Endişe yüklü mü ? Fazlasıyla …

Ama bu kadar olumsuzluklar içinde bir şey var, içe inşirah veren; o da hep Hakk’ın hatırını âli tutmaya çalıştığımız. O’ na ram olup kadere teslim olmamız. Kadere teslim olup kederden emin olmamız. Değil mi ki Rabbim var… Zindan dahi bostan-ı cinan olur.

Bütün bunların yanında birşey daha var abilerin abisi yanıma teselli veren. Bütünden kopan yanların, bensiz de bir bütün oluşturabilmesi. Ben yokken de bensiz olanların, beni yaşayabilmesi. Değil mi ki abim varken ben zaten varım. Onunla sıkıntılara sızıp, mutluluğa parelel bir “biz” kurabilirim. Ben’im de emanetlerim emin ellerde eminim inşallah… Onun için ben rahatım.. rahat da olacağım.

Abi, birazcık içerden gelenlere şekil vereyim dedim; ama, siz söz sultanlarının yanında ben biraz baş yardım.. galiba. Hakkınızı helal edin…

Allah’a emanet olun.