Akan su kir tutmaz, işleyen demir pas tutmaz derler ya. Çalışmanın ibadet olduğu inancıyla durmadan çalışmak lazım. Hak yolda iyi şeyler için koşturduğunda kaybettiklerin sadaka oluyor, can verdiğinde inşaallah şehit oluyorsun.

Her zaman Allah verdiğinde çok seviniyoruz, aldığında da gerçek sahibin kim olduğunu bilerek çok üzülmemeliyiz, sabretmeliyiz. Evet sabır ilacının çok acı olduğu söylenir, Hak yoldaysan sonunun da çok güzel olacağından şüphe duymamak lazım. istisnasız hep böyle olmuş çünkü.

Bazılarının başına umulmadık sıkıntılar, iftiralar da gelebiliyor, bazen de hapishanelere de düşebiliyor. O kişi dese ki: çektiğim sıkıntılar Allah’ın takdiriyle oluyor, kader bu. Hem bütün bunlar günahlarıma da keffaret oluyor. İnşallah manevi kazancım büyük. O zaman kesinlikle kaybeden olmaz. Ben de inşaallah kaybetmiyorum.

Merhametli anacığım, sen evladını biliyorsun. Yıllardır aileme vatanıma milletime faydalı olmak için çalıştım. Peygamber Efendimiz (S.A.V) “en hayırlınız, insanlara faydalı olanınızdır” diyor. Evet insanları seviyorum, “her geceyi Kadir, her gördüğünü Hızır bil” misali karşıma çıkan her insana hep yardımcı olmaya çalıştım; türlü türlü dertleriyle uğraştım. Biliyorum ki bu kutsal yolda yürürken çekilen her eziyet bir ibadet oluyor, boşa gitmiyor.

Sevgili anacığım,
“Aman başıma bir iş gelmesin… Boşver aldırma üzme tatlı canını…Bu zamanda hiç kimseye güvenmeyeceksin, babana bile..” diyerek taş taş üstüne koymayan, rahat koltuğunda oturarak ömrünü tüketen hiç kimseye faydası olmayan insanın ölüden farkı var mıdır..?
Öyle değil mi güzel anacığım…Mübarek ellerinden hasretle öper dualarını beklerim.