15 Temmuz darbe girişimi birçok insan ve ailesi gibi, beni ve ailemi de, öyle derinden sarstı ki, o günden beri artçılarının şiddeti ile de sarsılıp durduğumuz bu süreci, herhalde rüyalarımızda bile kâbus olarak görmeyi hayal edemezdik.

26 Ağustosta evimizi polisler bastı, her yeri aradılar, en mahrem yerlerimize kadar girip kameraya aldılar, biz ne olduğunu anlayamadan filmlerde gördüğümüz senaryonun uygulamasını şaşkın şaşkın hayatımızın ortasında izliyorduk. Evimizdeki tüm elektronik cihazları delil diye torbalara doldurdular ve niçin geldiklerini anlayamadan giderken eşimi de götürdüler.

O günden beri eşim evimize bir daha gelemedi. 16 ay oldu ne iddianame ne mahkeme hala tam olarak neyle suçlandığını anlayamadık. Eşim ve ben önce kamuda ki görevlerimizden açığa alındık ardından Eylülde eşim, ocak ayında da ben ihraç edildim. 3 çocuğumla önce babasız ardındandı hiç parasız ortada kalakaldık.

Bu korkunç depremin altından canlı çıktık ama toplum üzerimize atılı ve kanıtlanmamış bu suç yüzünden bizi ötekileştirdi. Yaşıyorduk ama bizi gören yoktu, canımız yanıyordu, dostlarımız elimizden tutmuyordu. Tek bildiğimiz biz kimseye zarar vermemiştik, veremezdik neden bunları yaşıyorduk, terör diyorlardı suçlamalarında neye dayanarak, silah mı vardı bizde, sesimizi duyan yoktu, suçsuz olduğumuzu kanıtlamamızı istiyorlardı, ama suçumuz yok ki neyi kanıtlayacaktık. Yaşadıklarımız öyle sarsıcı ki eğer Allah inancımız olmasa dayanamazdık. Üstelik bu süreç nasıl bitecek, bizim için ve diğer insanlar için güneş tekrar doğacak mı bilmiyoruz. Sabırla bekliyoruz.