Ayhan EFE

Maddi Zorluklarla Geçen Gençlik Yılları

O sabah koğuş nöbet sırası Emin Bey’deydi. Koğuş arkadaşları için kahvaltı sofrası hazırlıyordu. Cezaevi kantininden koğuşta kalanlarca aralarında oluşturdukları bütçeden satın aldıkları zeytinleri yıkarken, zeytinlere bakarak cins ve kalitelerini anlamaya çalıştı Emin bey. Birden eski günlerine, Adana’da oturdukları semte yakın bir muhitte bulunan markette tezgâhtar olarak çalıştığı günleri hatırladı. Müşteriler zeytin almak için önce fiyatını sorar, sonra büyüklüğüne bakarak cinsini öğrenir, en sonunda da bir tane ağızlarına atıp tattıktan sonra alırlardı zeytinleri. Çalıştığı marketin sahibi, güngörmüş ve olgun bir insandı ama sonu gelmez müşteri isteklerine bazen o bile sinirlenirdi. Tezgâhtar olarak çalıştığı market, bir kaç yıl sonra iş değiştirince, biraz da kendi başına ticaret yapma isteği ile Adana’ nın çok işlek olmayan caddelerinde simit ve bici bici satmayı da denemişti Emin bey. Ne var ki Adana’ da kalabalık ve yoğun caddeler daha önceden başka seyyar satıcıları tarafından tutulmuş, yeni satıcıları bu caddelere bırakmıyorlardı.

Gerek markette tezgâhtar olarak çalıştığı dönemde gerekse seyyar satıcılık yaptığı dönemde hep dürüst olarak bilinir ve ismi gibi “Emin” bir genç olarak tanınırdı. Öyle ki market sahibi çalışanlar içinde en çok O’ na güvenir, bir yere ayrılacak olsa kasaya Emin Bey’i geçirirdi. Seyyar satıcıların arasında da hep dürüstlüğü ile tanınmış, etrafına, çalışan başka seyyar satıcılarına yardım eden, sıkıntıda oldukları zaman dertlerini dinleyen, emin bir dost olarak bilinirdi.

Lise yıllarında ailesinin maddi durumu da el vermediğinden, kazandığı paraları biriktirerek üniversite eğitimi esnasında harçlık yapacağını düşünürdü.

Lise bitip Manisa’da fizik öğretmenliği bölümünü kazandı. Hep hayalini kurduğu meslekti öğretmenlik. Eğitim hayatı hep maddi imkânsızlar içinde geçtiğinden, öğretmen olduğu zaman öğrencilerine herhangi bir maddi beklenti içine girmeden olabildiğince faydalı olmayı düşünüyordu.

Mesleğine Kendini Adamış Bir Öğretmendi

Üniversite eğitimi ve askerlik hizmeti sonrası Manisa’da özel bir lisede öğretmen olarak işe başlamıştı. Nihayet yıllarca hayalini kurduğu mesleğine kavuşmuş, fedakârca mesleğini yapmaya çalışıyordu. Öğrencilerine ders saatleri dışında gönüllü

olarak etüt ve ilave dersler veriyor, mesai arkadaşları arasında hafta içi ve hafta sonu okulun en müdavim öğretmeni olarak biliniyordu. Öyle ki kendisi gibi öğretmen olan eşi Nevin Hanım bile bu çalışma temposuna şaşırıyordu. Öğrencilerine karşı, bir öğretmen olmanın yanında dert ortağı ve güvenilir bir dosttu Emin bey. Fizik derslerinden endişe duyan öğrenciler, Emin Bey’den ders aldıktan sonra ders konularını çok eğlenceli buluyor, derslere zevkle katılıyorlardı. Çalıştığı süre içerisinde, öğrencileri, Üniversite sınavlarında çıkan fizik sorularının tamamına yakınını çözüyor, ülke başarı sıralamasında okulları üst seviyelere çıkıyordu.

Cadı Avından Dolayı Dağılan Yuva

Emin Bey’in canından çok sevdiği mesleği, 2016 Eylül ayında çıkarılan kanun hükmündeki kararnamelerle elinden alındığı gibi eşi Nevin Hanım’ın da mesleğini icra etme imkânı kalmamıştı. Gençlik yıllarında maddi sıkıntılar içinde eğitimini tamamlayıp öğretmenlik mesleği ile maddi açıdan kısmen rahatlayan Emin Bey, kendisi ve eşinin mesleklerini yapmalarının engellenmesiyle tekrar yokluk yıllarına dönmüştü. Zira kendi ailesi zaten yokluk içinde idi, eşinin ailesinin desteği de oldukça sınırlı idi.

Maddi zorlukların yanı sıra, bazı meslektaşları da akla hayale gelmeyecek suçlamalarla gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Nihayet bir arkadaşı Emin Bey’e, bu tür suçlamalarla kendisinin de karşılaşabileceğini söylediğinde çok şaşırmış, eğitim hayatı ve meslek hayatı gözünün önüne gelmiş ve terör örgütü ya da terör faaliyetleri ile ne ilgisinin olabileceğini hayretle karşılamıştı. Ama her geçen gün kendisi gibi mesleğini aşk ve şevkle yapmak dışında bir gayesi olmayan başka meslektaşlarının benzer suçlamalarla gözaltına alınması, kendisini derinden etkilemişti. Eşinin de telkinleri ile en azından mevcut olumsuz hava düzelene kadar geceleri evinde kalmamaya başladı. Nevin Hanım bir küçük çocuk ve biri de anne karnında olan yavrusu ile yapayalnız kalmıştı. Ama bu hal ne kadar devam edebilirdi?

Emin Bey’in evinde olmadığı sabahın erken bir saatinde gelen polisler evi hoyratça aramışlardı. Çocuğunun gözü önünde hamile olan eşi Nevin Hanım’a eşinin terör faaliyetleri sebebiyle arandığı söylenmişti.

Bu ev aramaları ve polislerin zamanlı zamansız gelişleri katlanılamaz hal alınca Nevin Hanım, 1,5 yıl içinde beş defa evinin taşımak zorunda kalmıştı. Bu bir nevi göçebe hayatı idi, maddi gelirleri olmadığından Nevin Hanım’ın ailesi sınırlı imkânlarla yardım ediyor, bu yardımlarla hayata tutunmaya çalışıyorlardı. Bu göçebe hayatı içinde, hamile olan Nevin Hanım’ın doğum süreci başladı, sürekli bir doktor takibinde olamıyor, sağlık kurumlarından faydalanamıyor, hamileliğin her aşamasında bu sıkıntıların yanı sıra sağlık sorunları da yaşıyordu. Oysa ikinci çocuklarının doğacağını öğrendiklerinde eşi Emin Bey’le ne de çok sevinmiş, hamilelik ve doğum süreci ile ilgili planlar yapmışlardı. Ama şimdi dağılan bir yuva, babasız dünyaya gözlerini açacak bir yavru ve onları bekleyen maddi imkânsızlıklar dağ gibiydi. Nevin Hanım doğum yapıp çocuğunu kucağına aldığı günlerde, uzun süredir haber alamadığı eşi Emin beyin yakalandığı haberi ile bir kez daha yıkıldı.

Mahpushane Günleri

Emin beyin yakalandığı haberi ailesine geç iletildiği gibi, gözaltına alındıktan sonra da uzun süre ailesine sağlıklı bilgi verilmedi. Nihayet gözaltında kaldığı 15 günün sonunda, Nevin Hanım’ın babası mahkemeye sevk edildiği haberini alabildi. Mahkeme terör örgütü üyeliği suçlamasıyla Emin Bey’in tutuklanmasına karar vermişti. Cezaevinde, 8 kişilik koğuşta 24 kişi ile birlikte kalıyor ve cezaevi hayatı lavabo ihtiyacından, dinlenme ihtiyacına kadar sıra beklemekle geçiyordu. Ama kısa sürede uyum sağladı Emin Bey, koğuşta yeni bir üniversite okumak isteyen arkadaşlarına fizik konularını aşkla şevkle anlatıyordu. Kısa sürede koğuşta arkadaşlarının güvenini kazanan Emin Bey, herkesin dert ortağıydı. Koğuşta çıkacak küçük tatsızlıkların çözüm yeri olarak herkes güven insanı olan Emin Bey’i biliyordu.

Emin Bey kahvaltı sofrasını bütün titizliği ve özeni ile hazırlamış arkadaşlarını davet ediyordu, arkadaşları o gün Emin beyin koğuş nöbetçisi olmasından sonra derece mutluydu, zira Emin Bey’in karakteri yaptığı işlere de yansıyor, özellikle kahvaltı ve temizlik alışkanlığı herkese örnek gösteriliyordu.