Değerli Kardeşim,

Buradan sana da mektup yazmak kaderimizde varmış. Bahsettiğin meşhur şiirde anlatıldığı şekilde benzer olayları şimdi yaşayacağım yıllar önce o şiiri okurken hiç aklıma gelir miydi? Demek ki benim kader çizgim çok farklıymış.

Allaha hamdolsun, benim ruh ve beden sağlığım yerinde. Senin yazdığın gibi vicdan olarak çok rahatım. Her zaman dediğin gibi iyi ki bir suç işleyerek buralara girmedim. Buradaki zamanımın sayılı olduğunu biliyorum. Eğer ömrüm varsa inşallah tekrar özgürlüğüme ve sevdiklerime kavuşacağım. İnsanı ümit ve sabır yaşatıyor. Allah musibeti veriyor ama sabrını da beraber veriyor.

Ben şimdiye kadar hayatımda zorlukları da gördüm kolaylıkları da. Aşırı bir fakirlik aşırı bir lüks olmasa bile fakirliği de gördüm, lüksü de. Önemli sevinçler de yaşadım, çok derin üzüntüler ve acılar da. Hayat dediğin gibi iniş ve çıkışlarla dolu. İnşallah Allah gördüğümüzden geri koymasın diye dua edelim ama hali hazırda ben gördüğümün çok çok gerisine düştüm. Allah daha beterinden saklasın.

Çok şükür benim ve arkadaşlarımın sağlığı yerinde. Bu süreçte maddi sıkıntı çeken çok insan var.

Kayınpeder sayesinde şimdilik çok şükür bizim maddi bir sıkıntımız gözükmüyor. Sağ olsun kızlarına sahip çıktılar.

Evet, su saati yapmıştım. Ağabeyimiz 5 litrelik su bidonuna su doldurmuş ve bir delik açmış. Belli aralıklarla yan koğuşa bağırarak saati sormuş, geçen zamana göre su bidonuna işaretler koymuş. Akan suya göre zamanı tespit etmiş. Bulunduğum ortamı soruyorsun. Kaldığım yer 15 m kadar bir alan. İçinde banyo, wc var, küçük bir mutfak tezgâhı var ama ocak yok. Yemeklerimiz geliyor, ben sadece çay yapıyorum.
Bir su ısıtıcım var, bir radyom var. Onun dışında birkaç tabak, iki su bardağım var. Tabi çamaşır yıkamak için de leğen aldım. Çamaşırları kurutmak için poşetleri birbirine bağlayarak ip yaptım. Kantinden ihtiyaçlarımızı dilekçeyle istiyoruz. Onun dışında dilekçeyle meyve sebze istiyoruz, onları getiriyorlar. Sabah ve öğleden sonra birer saat olmak üzere havalandırmaya çıkıyoruz. Havalandırma alanı yaklaşık 60-70 m civarında. Benim kaldığım yer, zeminin üzerinde olduğu için şükür güneş alıyor. Soğuk, sıcak su akıyor.
Normalde cezaevlerinde kütüphane var, oradan kitap alıp okumak mümkün ama burası yeni olduğu için kütüphane tam faaliyete geçmedi. Sadece Kuran ve Meal ilmihal ve Peygamberlerin Hayatını verdiler. Ailelerimizin yakınlarımızın getirdiği veya gönderdiği kitaplar kabul edilmiyor. Dış kantin deniliyor, bir dilekçe ile dışarıdan kitap satın alabiliyoruz. Ben bu şekilde Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana adlı kitabını aldım ve okudum. Bulunduğum ortam kısaca bu şekilde.

Bir de iki hafta da bir 10 dakika telefonla konuşabiliyoruz. İki hafta da bir kapalı görüş yapabiliyoruz. Kapalı görüşte arada cam var, ziyaretçiyle telefonla konuşuyorsun. İki ayda bir de açık görüşümüz var: Yarım saat. Kapalı görüş de yarım saat oluyor.

Üşüyor musun diye sormuşsun, çok şükür kalorifer yanıyor ama ben bazen veya her zaman üşüyorum. Ayaklarımı kalorifere dayıyorum ve bazen de yatağa küçük sıcak su şişesi koyuyorum ama son zamanlarda havalar ısındığından mı içeride ayakkabı giymeye başladığımdan mı bilmiyorum, daha az üşüyorum. Bir de çamaşırı sormuşsun, yukarıda belirttim, çamaşır leğenim var, elimde yıkıyorum. Tabi çamaşır yıkamak belki en zor ev işi ama ah özgürlük olsa o da çok önemli olmayacak. Çarşaf ve nevresimi ayda bir yıkıyorlar.

Ben de sizi çok merak ediyorum. İnşallah önemli bir sıkıntınız yoktur.
Çocuklar inşallah okullarında başarılı olurlar, Her duamda sizi anıyorum.

Bir de kabak tatlısından bahsetmişsin. Kabak tatlısını severdim. Bu kış hiç yemek nasip olmadı. İnşallah çıkınca yaparsın da yerim. İşte böyle yaşayacaklarımız varmış, yaşıyoruz. İnşallah buradaki rızkım azalmıştır. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle…

Sabır ve ümitle bekleyen ağabeyin.