Ben 13 Ekim 2016’da bir köyde öğretmenlik yapıyorken alçak darbe girişimi ile uzaktan, yakından alakam olmadığı halde hükümet tarafından açığa alındım. Tam manasıyla benim için bir şoktu bir hafta evden dışarı adımımı atamadım çünkü terörist ilan edilmiştim. Bu konjonktür de açığa alınmak ihracın ilk adımıydı. Bu süreçte valiliğe itiraz dilekçesi verdim fakat netice alamadım. Valiliğin OHAL bürosunda ihraç olan öğretmenlerin hükümet yanlısı olduklarını ispatlamaya çalışırken gördüm. Çok acı bir tabloydu. Ve 29 Ekim 2016, abimin düğününün olduğu akşam 675 no’lu Kanun Hükmünde Kararname ile canımdan çok sevdiğim öğretmenlik mesleğimden ihraç edilmiştim. Resmi Gazete başta olmak üzere birçok gazetede ismim ifşa edilmişti.

Oysaki 5 yıl gecemi gündüzüme katarak öğretmen olabilmek için KPSS sınavına hazırlanmıştım. 29 yaşına geldim. Tüm emeklerim heba oldu.

Ailem benim terörist olmadığımı, darbe destekçisi olmadığımı biliyorlardı ve sonuna kadar arkamdaydılar. Bu benim tek tesellim olmuştu. Ancak birçok akrabam sırt cevirdi. Suçsuz olmasan devlet seni ihraç etmezdi diyorlar. Oysaki tarafıma neden ihraç olduğumun sebebi bile söylenmedi.

Ülkem çok zor durumda. Muhalif fikirlerinden dolayı 148 gazeteci ve yazar tutuklandı ve birçok televizyon, gazete sudan bahanelerle kapatıldı. İhraç edilerek terörist damgası yediğimden dolayı İhbar edilme korkusuyla yaşıyoruz. Her an polis evimi basabilir ve KHK ile 30 gün boyunca gözaltında tutulabilirim. Senelerce iddianamem yazılmadan tutuklanabilirim. Avukat tutsam avukatı da tutukluyorlar. Kimse avukatım olmak istemiyor.

Kimse iş vermiyor. Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlik Lisansımı iptal etti bundan dolayı işsizlik maaşı dahi alamıyorum. Yani şu an okuduğum üniversitenin hiç bir anlamı yok. Lise mezunu statüsüne düşürüldüm. Toplumdan tecrit edildim. Psikoloji olarak tam bir çöküntü içindeyim.

Adaletin tecelli edeceği günü bekliyorum.