Medrese-i Yusufiyeli bir Yusuf’ tan….

Dedim: gardaşım kaldığın yer neresidir?
Dedi: yusuflara yurt olan medresedir.

Dedim: sen hiç gözyaşı dökmez misin?
Dedi: içimde deryalar var bilmez misin.

Dedim : ahın duyulmaz nedendir?
Dedi: Rabb duyar, yoksa su-i edeptir.

Dedim: ağızda kelimeler kurumuş?
Dedi: kırık kalbim sahibiyle buluşmuş.

Dedim: gönül hicranın dile gelmez mi?
Dedi: gönül sahibi halimi bilmez mi.

Dedim: halinde yeisten eser yok?
Dedi : Rabbim var iken ben de ümit çok.

Dedim: karanlık dehlizden korkmaz mısın?
Dedi : kabir hayatı, hiç korkmaz mısın.

Dedim: ya burda ebedi kalacaksan?
Dedi: muvakkat müebbet yok, anlayacaksan.

Dedim: anan, baban, evladın hasretinle ağlar?
Dedi: vuslat arzusu Rahman’ a bağlar.

Dedim: eşin yolun gözler, dertle dolmuş?
Dedi : beklemek Yakup’ a kader olmuş.

Dedim: yavrular hep seni arzular?
Dedi : çile çekenler hep Hakk’ ın oldular.

Dedim: eşin dostun sormaz olmuş?
Dedi: gam yok, yalancı bahar solmuş.

Dedim: gardaşın seni defterden silmiş?
Dedi: olsun, Yusuf beni gardaş bilmiş.

Dedim: malın mülkün talan oldu?
Dedi : hayır! hepsi Hakk’ a kurban oldu.

Dedim: günlerin burda nasıl geçer?
Dedi: Kuran ‘dan namazdan elbise biçer.

Dedim: o nasıl elbise öyle?
Dedi: yarın herkese o lazım, söyle.

Dedim: var mı acep benden bir dileğin?
Dedi: çay koyup Hakk’ tan rahmet bekleyin.

Dedim: yoksa beraber mi içeceğiz?
Dedi: içip aşka gideceğiz…