Engin DENİZ

Tak tak kapı çalıyor.
Ne var!
Kapıda kim var?
Polis, Polis…
Ne istiyorsunuz bizden?
Tak tak açın kapıyı Polis
Hakkımızda ne var!
Arama var, arama
Suçlama!
Ve gözaltı…
Bir ihtimal daha var!

Uzun bir yolculuk,
Eller kelepçeli,
Ve nezaret günleri…
Sorgu, sual arka arkaya;
Kataloglar, isimler,
Şemalar, simalar,
Ve listeler, tutulan notlar,
Üyelik, örgüt suçlama…
“Ben mi yaptım tüm bunları”
“Bu ben miyim,” bilemedim.
“İtiraf et kurtul,” dediler.
Ya da;
Bir ihtimal daha var!

Reddettim,
Suçlamaları kabul etmedim.
O gün bugündür evime, gidemedim.
Çocuklarımı, göremedim.
Telefon etmedim, edemedim,
Bir satırlık mektubu bile, kabul ettiremedim.
“Ne ettim,” dedim, “ne ettim.”
Cezaevindeymişim bilemedim.
Çok zorlamamalıymışım şansımı,
Sonunu düşünemedim,
Önümü göremedim.
Küsmedim hiç kimseye
Ama gülmedim.
Bir ihtimal daha var!

Sesimi yükseltmeden edemedim.
Es geçmedim, yükselttim sesimi,
Hakkımı aradım, dosyam dedim.
“Suçumu söyleyin;”
Telefon istedim, görüş istedim,
Bir satırlık mektup için izin…
Mahkemem ne zaman zor öğrendim.
Kalabalık bir koğuştan nakledildim
Daracık bir hücreye,
Dostlardan, arkadaşlardan sonra
Yalnızlığa alışamadım.
Ağladım, ağladım geceler boyu,
Feryadımı duyuramadım,
Kimseye ulaşamadım…
Ben bunu bilemedim, hesap edemedim.
Ama…
Bir ihtimal daha var!

Gözlerim mosmor,
Kolumda serumlar,
Bileğimde kelepçe, yatak, yorgan…
Her yanımda acı,
Başucumda jandarma,
Ruhumda sancı?
Eşin, dostun haberi yok.
Ben mi hastayım?
Jandarma mı?
Kim hasta?
İnsanlık dedim bir ara,
Yutkundum acı acı
İnsanlık hasta
Var mı bunun ilacı, dedim.
Yok!
Yok ama…
Bir ihtimal daha var!

Yalnızlığın ortasında,
Kalbim teklemiş,
Ben hastayım, dostlarım yasta.
Yandaş gardaşımın,
Bir eli yağda, bir eli balda…
Görmez ki dinlemez ki anlaşalım,
Dört bir yanda masallar anlatılır,
Kulaktan kulağa bin bir gece,
Kemanda, tamburda dilekler,
Ali baba ve kırk haramiler hece hece,
Temenniler, ziyafetler bilmece.
Belki anlarsın bir gece ama…
Bana ne?
Bize ne?
Yalnız kaldığım odam, hücrem,
Dört gözle bekler beni,
Gidebilir miyim, görebilir miyim bilmem,
Ama…
Bir ihtimal daha var!

Görüş günü, kapalı açık
Ne bir gelenim var ne de gidenim.
Aylar sonra bir mektup;
“Üzgünüm, gelemedim”
Ama çok özledim.
Satırlar, paragraflar,
Hasret, özlem iç içe…
Koca bir merak içimde, sorular cevapsız
Çeyrek çeyrek geçiyorum, hızlıca
Okuyorum, okuyorum.
Delice savruluyorum satır aralarında
Yalnızım,
Hastayım ayazda
Bu mektup, bu koku tanıdık
Şaşkınım…
Yazıların rengine alışkınım ama
Bu adres, bu damga yabancı,
Sende mi yârim tutsaksın yoksa diyorum.
Şoktayım…
Feryat ediyorum, haykırıyorum,
Bir teselli Allah’ım, diyorum.
Arıyorum ve bakınıyorum çevreme
Bir ihtimal daha var!

Ben tutsak, eşim tutsak,
Haberini alıyorum.
Mektuplar gidip geliyor aramızda,
Hasretimi, özlemimi gideriyorum.
Onun kokusunda, her defasında,
Çocuklar, yetim öksüz,
Ev, bark, araba…
İmtihan demek yetmez.
Bu ihtimaller hiç yoktu hesapta,
“Vefa” hiç böyle kötü etmezdi,
Hissettirmezdi yokluğunu “feda”
“Allah Kerim”
Çıkarız elbet bir gün diyoruz.
“Acısı gider, lezzeti kalır inşallah”
“Darılmak yok dayanmak var,” biliyorum.
“Veda ederken,”
Ama diyorum.
Bir ihtimal daha var!