Günlerden 7 Aralık 2016 sabahıydı. Teheccüde kalkılmış ve sabah namazının vaktinin girmesi bekliyorduk. Bir anda çalınan zil sesiyle irkildik eşim ve ben. Sabah saat 6 30 idi. bu saatte gelen kim olabilir edasıyla birbirimize baktık. Kapının zili arka arkaya çalınıyor, yetmiyormuş gibi kapı tokmağa vurulan tak tak sesiyle inliyordu. Kapıyı açtığımızda karşımızda 3 erkek ve bir bayan vardı. Polis olduklarını söylediler, eşimin kimlik kontrolü yapıldıktan sonra ‘’ifadeniz alınmak üzere bizimle emniyete kadar geleceksiniz’’ dediler. Ne olduğunu anlam verememiştik, eşimin hemen hazırlanıp gelmesi söylendi, birbirimizi Allah’a emanet ederek eşimi yolcu ettim.

Olan bitenden haberleri olmayan 9 ve 5 yaşındaki oğullarımın okul saati gelmişti. Onları kaldırıp okullarına gönderdim. Dört aylık kızımı da yanıma alarak Emniyet Müdürlüğü’ne gittim, eşimden bir haber alabilir miyim diye. Nihayet kendisinin orada olduğuna dair bir bilgi alabildim. Biz size haber vereceğiz deyip gönderdiler. 30 saat geçmesine rağmen hala bir haber yoktu, yanıma birkaç çamaşır ve Kuran’ı Kerim’i de alarak tekrar emniyete gittim. Bu sefer de İlçe Emniyet Müdürlüğünde gözaltında olduğu söylendi, bugüne kadar hiç uğramadığımız yerlere günde kaç defa gider olduk. Hem de hiç suçumuz yokken. Ve eşimin olduğu emniyete gittim götürdüğüm çamaşırları verdim ve kendisinin nasıl olduğunu sordum, iyi olduğunu söylediler çaresiz biz de buna inanmak istedik.

Babalarına düşkün olan oğullarım kapının her çalışında ‘’Babam geldi’’ diyerek kapıya koşuyorlardı. Nasıl anlatacaktım ki onlara. Olanlara sadece ‘’Babanız iş için şehir dışında ne zaman geleceği belli değil’’ diyebildim. Şaka bile yaparken yalan söylemeyin diye çocuklarına öğüt veren ben, şimdi onlara yalan söylüyordum. ‘’Niye babamız aramıyor, o bizi aramadan duramazdı anne’’ diye gelen soruyla yine afalladım. ‘’Telefonu bozuk oğlum’’ diyebildim. 9 günlük nezaret sonunda eşimin mahkemeye çıkacağını öğrendim. Belki bir kez olsun onu görebilir miyim diye sabah erkenden adliyeye gittim. Ama mahkemenin öğleden sonra olacağı söylendi. Evde küçük bebeğim olduğu için o kadar saat beklemem imkânsız diyerek eve geldim. Lakin tam bir saat sonra avukattan gelen telefonla sarsıldım. Buyurun avukat hanım dememe kalmadan, eşim ‘’beni merak etme tutukluluk kararı çıktı’’ dedi ve telefon elinden alındı. Donakaldım kelimeler boğazımda düğümlendi. Bu neyin tutukluluğuydu hiçbir suçu yokken. Daha sonra avukattan öğrendiğim kadarıyla emniyet mensupları telefonu elinden almışlar yasak olduğu için. Evine eşine haber vermesi bile yasak. Suçu ise silahlı terör örgütüne üye olmakmış.

Bugüne kadar, dövene elsiz, sövene dilsiz olmak düsturuyla yürüdüğümüz bu yoldan eşim terörle suçlanıyordu. İnsanın zoruna giden de bu oldu zaten. Yapacak bir şey kalmamış karar verilmişti. Artık yeri belli Kandıra Cezaevi. O karardan sonra omuzlarımda çok büyük bir yük hissettim, arkada üç çocuk anne baba ve tutuklu bir eş. Rabbim dedim ‘’ona Yusufluk nasip oldu Hamdolsun.’’ Bize de Yakup gibi sabır ve dua ile beklemeyi nasip et.

Üzülmenin zamanı değildi. Dua ile bu çetin günleri aşmanın zamanıydı. Tek düşüncem çocuklara bunu nasıl anlatacağım idi. Babaları onların gözünde bir Kahraman’dı. Çözülemeyen her olayda bizim babamız bunu başarır diyorlardı. Şimdi nasıl derim ki babanız suçsuz yere tutuklu diye. Anlayacak yaşta değiller. Biri 9, biri 5 yaşında. Bizim bile anlam veremediğimiz bu olaya onlar hiç anlam veremezlerdi zaten. Yapacak bir şey yoktu daha önce şehir dışında olduğunu söylediğim babalarının şimdi asker olduğunu söyledim. Farklı yollarla anlattım. Çaresiz inandılar ya da inanmak istediler…

Tam 16 gün sonra ilk kapalı görüşümüz oldu. İlk defa bu kadar uzun süre birbirimizden haber alamamıştık. Zorlu hiç alışık olmadığımız işlemlerden sonra görüş alanına girdik. Önümüzde bir cam ve duvara asılı bir telefon vardı. Demir parmaklıkların kilitlerinin açılmasıyla tutuklular, bir bir yakınlarının bulunduğu cama koşuyorlardı. Nihayet eşim de gelmişti. Ve o an kelimelerin bitip gözyaşlarının sel olduğu an! Sustuk ve sadece ağladık hele küçük oğlum ne olduğunu anlayamadı. Ve babasına bakmadan içini çeke çeke ağladı. Tek bir kelime dahi konuşmadı. Ona dokunamamak onu öpememek onu üzen tek şeydi anlaşılan. Büyük oğlum ise Baba nasılsın? Seni çok özledim diyebildi. Oysaki gözlerinde anlatmak istediği daha çok şeyin olduğu okunuyordu, yutkunarak telefonu olduğu yere bıraktı…

Şu an eşim 2,5 aydır tutuklu. Daha ne kadar kalacağı belli değil. Biz sonuna kadar eminiz hiç suçu hatta suçları olmadığına. Koğuşundaki arkadaşlarını görüyorum hepsi pırıl pırıl insanlar. Yüzlerinden edep akıyor hepsinin.
Bunlar mı terörist soruyorum size? Bir karıncayı bile incitmeyen insanlar terörle suçlanıyor şu an adalet yok belki ama Rabbimin adaleti çok büyük. Biz de ona sığınıyoruz. Bize zulüm yaptıklarını sananlar yanılıyorlar. Biz Rabbimize inandık iman ettik. Şimdi de tevekkül ediyoruz. Ya sabır diyerek bekliyoruz Gelecek güzel günleri. Rabbim onlara Yusufluk nasip etti İnşallah hakkıyla değerlendirmekte nasip olur. Hayatımızda eksik kalan maneviyatı Rabbim orada tamamlatıyor. Biz bu olaya bu gözle bakıyoruz.

Çocuklar konusuna gelince onları idare etmek gerçekten zor. Gün geçtikçe özlem artıyor. Kendi iç dünyalarında ne yaşıyorlar bilemeyiz ama dua ediyorum Allah’ım ayrı kalan her bir saniyenin hesabını da sorsun. Babası gittiğimde dört aylık olan kızım şu an 6 aylık oldu. Her gün biraz daha büyüyor en güzel zamanlarına babası tanıklık edemiyor Hazreti Hacer ve Hazreti İbrahim Aleyhisselam misali biz eşimle birbirimizi Allah’a emanet ettik.

Anlattığı kadarıyla bulunduğu mekânda, günahtan haramdan uzak yaşıyorlar dua zikir namaz ve oruç ile geçiyormuş günleri. Küçük bir odada çok kişi kalmalarına rağmen yine de şikâyetçi değiller. Rabbim kalplerine gönüllerine mekânlarına İnşirah versin inşallah. Bizde hamdolsun bulunduğumuz mekânda iyiyiz rabbimin bereketi İhsanı o kadar büyük ki hemen hemen her gün inanamadığım olaylara şahit oluyorum ve ne kadar büyüksün Allah’ım diyorum. Hazinen o kadar geniş ki sağanak sağanak yağdırıyorsun nimetini. Bu bir imtihan. Bazı şeylerin farkına varmamız için. Rabbim bizi de vesile kıldı. Hamdolsun bizde nasiplenenlerden olduk. Yaşadığımız olay hiç hoş değil aslında. Haksız yere olan tutukluluk söz konusu ve ne kadar süreceği belli olmayan bir tutukluluk Ama ona rağmen gerek eşimde gerekse bende garip bir rahatlık var. Her şeyde olduğu gibi Rabbim sabrını veriyor işte. Bırakın biz bu dünyada çekelim ahirette ise bize buna reva görenleri çeksin diyorum. Yazımı büyük bir zatın büyük bir sözü ile bitirmek istiyorum…

“Seyreyle güzel Kudret-i Mevlâ neler eyler…

Allah’a sığın Adl-i Teâlâ neler eyler…

Elbet yürütür fermanını Kadir-u Kayyum…

Herkese lâyık Sırr-ı Tecellâ neler eyler…

Âlemleri var eyleyen Allah-u Âlim’dir…

Gözler görecek Mihr-i Muâllâ neler eyler…

Eltaf-ı Rahm-i Azim Bari’ Teâlâ…

Kerem-i Kerim Şems-i Mücellâ neler eyler…

LUTFÎ der Dergâh-ı İlâhî’de sebat et…

Naz u niyaz et Hakk’a temenna neler eyler… “

Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler…